İktidar partisi sanıyor ki, hem kamuoyunda milliyetçilik pompalayıp hem de kısık sesle İstanbul hemşeri derneklerine “Merak etmeyin referandumdan sonra çözüm süreci başlar” deyince, Kürtler inanacak. Bir yandan ABD’ye “Referandumdan sonra biz Kobani üzerinden Rakka’ya gireriz” mesajları verip, diğer yandan Kürt kamuoyuna “Barajı düşürebiliriz” sinyalleri verince, yelkenler inecek.
Öyle olmuyor ama. AKP’nin sorunu tam da bu: İnandırıcılık. 15 yıl önce baskıcı bir düzenin reddi üzerine kurulan bir parti olarak sahneye çıkıp 15 yıl sonra o baskı ve ideolojik pranganın resmi temsilcisi haline gelmiş olması…
Düşünün ki iktidar partisinin gönül gözü artık o kadar körelmiş ki, Ahmet Türk’e yapılan muameleye bile sesini çıkarmıyor; sonunda duruma itiraz Devlet Bahçeli’den geliyor.
Ve insanlar da bunları, Kürt vekilleri cezaevine yollamak için Meclis’te verilen demeçleri unutmuyor. HDP’li olmasa bile bundan gocunuyor.
Haliyle ben seçime iki hafta kala ağzıyla kuş tutsa artık AKP’nin Kürt oylarını yanına çekebileceğini sanmıyorum. Bu kadar zulüm yaşanmışken, bir anda şapkadan tavşan çıkarmak zor. Türkiye genelinde gördüğüm, ister muhafazakâr ister laik, ister Alevi ister Şafi, Kürt onurunun incindiği… Ama vekillerin tutuklanması ve MHP’yle Türk milliyetçiliği teması üzerinden kurulan ittifak, bu vazonun kırılmasına neden oldu. HDP’li Kürtlerle AKP’ye oy vermiş Kürtlerin itirazları, öfkesi, kaygıları aynı.