Bilim insanlarına göre bunama riskini azaltmak için ideal uyku süresi gece yedi ila sekiz saat.

Uyku eksikliği uzun süredir bunama riskinin artmasıyla ilişkili görülüyor. Yeni bir araştırma ilerleyen yaşlarda demans riskini azaltmak için ideal gece uykusu süresini ortaya koyduğunu öne sürüyor.
Kanada’daki York Üniversitesi araştırmacıları fiziksel aktivite, oturarak geçirilen süre ve uyku süresi olmak üzere üç farklı faktörün demansla olan ilişkisini analiz etti.
Sciencealert’in aktardığı hesaplamalara göre her gece yedi ila sekiz saatlik uyku bunama riskini azalmak için ideal.

Aktivite eksikliğine de dikkat
Ayrıca araştırmacılar günde sekiz saatten fazla oturmanın ve haftada 150 dakikadan az fiziksel aktivite eksikliğinin de demans riskini artırdığını öne sürüyor:
“Düzenli fiziksel aktivite, hareketsiz kalma süresinin azalması ve yeterli gece uykusu (yedi ila sekiz saat) demans riskinin azalmasıyla ilişkili olabilir. Demansın önlenmesi veya geciktirilmesinde bunlar değiştirilebilir faktörler olabilir.”
Araştırmaya göre gecede yedi saatten az uyumak demans riskinin yüzde 18 artmasıyla bağlantılı. Öte yandan gecede sekiz saatten fazla uyuyanlardaysa yüzde 28’lik artışla ilişkili. Dolayısıyla az ya da çok değil ideal sürede uyumak önemli.
Araştırma ‘PLOS One’ adlı dergide yayınlandı.
Uyku ne işe yarıyor?
Bilim insanlarının kesin bir yanıtı yok. Kimine göre uyku beyin hücrelerindeki enerjiyi yeniliyor, kimine göre vücuttaki atık maddeleri temizliyor. Başka bir görüşe göreyse anıları pekiştiriyor.
Sekiz saat uyku neredeyse evrensel bir kural gibi sunuluyor. Oysa gerçek ihtiyaç büyük ölçüde genetikle belirleniyor.
Fakat uyku hayati önemde. 19’uncu yüzyılda yapılan bir deneyde uykusuz bırakılan köpek yavrularının birkaç gün içinde öldüğü, aç bırakılanlarsa hayatta kaldığı görülmüştü. Dahası, Guinness Rekorlar Kitabı artık ‘en uzun süre uyanık kalma’ başvurularını reddediyor.
Öte yandan uyku takıntısı giderek artıyor. Öyle ki uyku takip cihazları milyarlarca dolarlık bir pazar oluşturdu. Hatta ‘ortosomnia’ diye bir terim var: Mükemmel uykuyu takıntı haline getirmek. İronik biçimde bu takıntı hali uykuyu olumsuz etkileyebiliyor.
Uykuyu düzenleyen iki sistem var. İlki, vücudu yaklaşık yirmi dört saatlik bir uyku–uyanıklık döngüsünde tutan ‘biyolojik saat.’ Herkesin sirkadiyen ritmi farklı olduğu için kimi erken kalkıyor (sabah insanı), kimiyse geç saatlere kadar oturuyor (gece kuşu).
İkinci sistem, uyanıklık boyunca beyinde biriken ve ‘uyku baskısı’ diye bilinen homeostatik uyku dürtüsü. Basitçe, ne kadar uyanık kalırsanız o kadar yoruluyorsunuz.
Pennsylvania Üniversitesi’nde kronobiyolog Amita Sehgal’e göre sirkadiyen ritimle uyku dürtüsü genellikle birlikte çalışıyor. Fakat zaman zaman uyumsuz hale gelebiliyorlar. Bu nedenle aşırı uykusuz kaldığınızda saatin kaç olduğuna bakmaksızın uyumak isteyebiliyorsunuz.