'Ankara katliamı' davasında bakanlık ve valilik tazminat ödeyecek

 

Ankara’da 10 Ekim 2015 tarihinde yapılan intihar saldırısıyla ilgili İçişleri Bakanlığı ve Ankara valiliği hakkında açılan davada, Ankara 12’nci İdare Mahkemesi, sosyal risk ilkesi uyarınca bakanlık ve valiliğin 400 bin lira manevi tazminat ödemesini kararlaştırdı.

Fotoğraf: Reuters

10 Ekim 2015’te ‘Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ için Ankara’daki tren garı önünde toplanan kalabalığın içine sızan iki IŞİD militanının peş peşe üstlerindeki bombayı patlatarak yaptığı saldırı sonucunda 107 kişi yaşamını yitirirken, yaklaşık 500 kişi yaralanmıştı.

Saldırıda hayatını kaybeden Mesut Mak’ın ailesinin açtığı davada karar çıktı.

Avukat Barış Yıldırım tarafından Mak ailesi adına Ankara 12’nci İdare Mahkemesi’nde İçişleri Bakanlığı ve Ankara valiliği hakkında 700 bin liralık manevi tazminatla açılan davada mahkeme her iki kurumun 400 bin lira tazminat ödemesine hükmetti.

Mahkeme, gerekçeli kararında, her ne kadar terör olaylarını tamamen önlemek mümkün değilse de, yapılacak saldırıların sayısını, terörün psikolojik etkisini azaltmak mümkün olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bunun için özellikle istihbarat faaliyetleri büyük önem taşımakta olup, aynı zamanda yetkili birimlerce, her türlü terör saldırısına karşı, ayrım gözetmeksizin tüm yurttaşlar için, ülkenin her yerinde, imkanların elverdiği ölçüde azami güvenlik tedbirlerinin alındığı yönünde güven telkin edici faaliyetlerde bulunulmasının terörle ulaşılmak istenen güvensizlik kaygısının azalmasını sağlayacağı, böylelikle terör eylemlerine karşı direnç ve tahammülün artacağı, aksi durumda en ufak bir ihmalin dahi hayati risk oluşturacağı ve terörün birinci hedefi olan güvenlik algısında büyük tahribata yol açacağı tartışmasızdır. Kaldı ki kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması devletin asli görevidir. İdarenin bu görevi yerine getirmek, kamu düzeni ve esenliğini sağlamak üzere kolluk örgütünü kurması, gerekli araç ve olanakları sağlaması, yeterli önlemleri zamanında alması gerektiği açıktır. Yaşanan patlama olayını da kapsayacak şekilde elinde yakın tarihli istihbari bilgi bulunan idarenin, önceki standart uygulamasından dahi ayrılarak, bu bilginin ilgili birimlere iletilmesi, güvenlik tedbirlerinin alınması noktasında gerekli ve yeterli hassasiyeti göstermediği ve bu suretle hizmet kusuru bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.”

Bakanlık ve valilikten savunma

Gerekçeli kararda, İçişleri Bakanlığı ve Ankara valiliğinin savunmalarına da yer verildi.

Bakanlık savunmasında, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, olayın bir terör saldırısı olduğu, terör eylemi sonucu oluşan zararın tazmini isteminden kaynaklanan uyuşmazlığın 5233 sayılı kanun kapsamında çözümlenmesi gerektiği, iş bu kanun kapsamında manevi tazminat konusunun düzenlenmediği, manevi tazminatın unsurlarının oluşmadığı ve faiz talebinin yerinde olmadığı ileri sürülerek davanın reddini istedi.

Ankara valiliği tarafından mahkemeye gönderilen savunmada ise, manevi zararların 5233 sayılı kanun kapsamı dışında olduğu, davacının zararlarının ancak sosyal risk ilkesine göre karşılanabileceği, meydana gelen zararın terör olayı kapsamında oluştuğu ve toplantıya ilişkin gerekli bütün tedbirlerin alındığı belirtilerek, davanın reddini istedi.

Karar şerh: Sosyal risk değil, devletin hizmet kusuru

Karara şerh koyan ve tazminatın sosyal risk ilkesi uyarınca değil, devletin hizmet kusuru ilkesi gereğince verilmesi gerektiğini belirten mahkeme başkanının gerekçeli kararda görüşüne de yer verildi. Başkan şerh kararında şunları söyledi: “Yakın zamanda benzeri terör olayları yaşandığı ve terör, güvenlik gibi konularda eğitimi olmayan kişilerce dahi olası bir terör eylemi korkusuyla yakınlarının kalabalık yerlerden uzak durulması konusunda uyarıldığı, yaygın şekilde terör saldırısı beklentisi olan bir dönemde elde edilen hayati önemdeki istihbarı bilginin özellikle miting gibi kalabalık alanlarda canlı bomba eylemine ilişkin olmasına rağmen, bu konuda önlem alması gereken birimlere iletilmesinde mülkiye müfettişlerince tespit edilen, ancak yukarıda belirtilen hususlar ve uzun süreli terör deneyimi olan bir devlette ihmal olarak nitelendirilmesi mümkün olmayan kusurlu davranış sonrası istihbari bilgide yer alan doğrultuda gerçekleşen canlı bomba eyleminden kaynaklı elim olayda idarenin gerekli ve yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, hizmet kusurunun bulunduğu uyuşmazlığın bu gerekçeyle karara bağlanarak tazminat miktarına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle sosyal risk ilkesi esas alınarak verilen karara gerekçe yönünden katılmıyorum.”

‘Ağır hizmet kusuru’

Davayı açan ve aynı zamanda Tunceli Baro başkanı olan Barış Yıldırım, Mesut Mak’ın ailesi adına Ankara 12’nci İdare Mahkemesi’nde tam yargı davası açtıklarını, davayı Anayasa hükümlerinde yer alan ‘devlet kendi eylem ve işlemlerinden kaynaklı zararları tazmin etmekle hükümlüdür’ hükmü gereği açtıklarını söyledi.

Dava dilekçelerinde idarenin ağır hizmet kusurlu olduğunu iddia ettiklerini, zira daha önce alınan istihbarat bilgilerine rağmen miting günü gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını, bu çerçevede gerekli güvenlik önlemleri alınmış olsaydı bu acı hadisenin bu katliamın meydana gelmeyeceğini belirttiklerini söyleyen Yıldırım, şöyle devam etti: “Ağır hizmet kusuru bulunduğunu dilekçemizde ifade etmiştik. Neticede mahkeme davamızı karara bağladı. Mahkeme, ölen Mesut Mak’ın yakınlarına ödenmek üzere 400 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti ve bu yönde karar verdi. Karar esasta oy birliği ile verilirken, gerekçede ise oy çokluğuyla alındı. Mahkeme başkanı, karara muhalefet şerhi koydu. Mahkeme başkanı karara ‘sosyal risk’ ilkesi çerçevesinde karşı çıkarak, devletin hizmet kusuru olduğunu ifade etmiş ve muhalefet şerhi koymuştur. Bizlerde meydana gelen bu acı olayda ve kınanması gereken hadisenin başta Anayasa’nın 5’inci maddesinde belirtilen temel amaç ve görevlerinden biri olan kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hükmünün ihlalinden kaynaklı olduğunu düşünüyoruz.”

Mahkeme Ankara katliamı davasında dokuz sanığa ‘anayasal düzeni ihlal’ suçundan birer kez, ‘kasten öldürme’ suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.

‘Ankara katliamı’ davasında karar: Dokuz sanığa 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet

‘Ankara katliamı’ davasında karar bekleniyor

‘Ankara katliamı’ davasında mütalaa: Dokuz sanığa 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet

‘Ankara katliamı’ndan iki ay önce MİT: IŞİD saldırı yapabilir

‘Ankara katliamı’ sonrası dayanışma amacıyla kurulan dernek kapatıldı

‘Ankara katliamı’ndan yaralı kurtulan yurttaş hayatını kaybetti

‘Ankara katliamı’ davasında ara karar: Tutukluluğa devam

‘Ankara katliamı’nda polis ve sağlıkçılar soruşturulamayacak

‘Ankara katliamı’ duruşmasında ‘leş’ ve Kuzey Kore tartışması

Tahliye yok: ‘Ankara katliamı’ davasında ‘ilginç’ savunmalar

Bakanlığa göre ‘Ankara katliamı’ sonrası gaz atan polis sağlık hizmetini engellemedi

‘Ankara katliamı’nda ‘ihmal’ iddiası: İki vali hakkında incelemeye izin yok

‘Ankara katliamı’nda hayatını kaybeden yurttaşın ailesine 500 bin lira tazminat

‘Ankara katliamı’nın kurbanı için 1,7 milyon TL’lik tazminat davası

‘Statü’ farkı: ‘Ankara katliamı’nda ölen yurttaşın babasına 110,75 lira maaş bağlandı

‘Ankara katliamı’ davasında sanığın eşinden tehdit: Konuşmayacaksın

‘Ankara katliamı’ davası: Firari sanıklar için kırmızı bülten çıkarılacak

‘Ankara katliamı’ sanığı: Cumhurbaşkanı ‘Aldatıldık’ diyor, biz de kandırılmışız

‘Ankara katliamı’nda ilk duruşma: Sanıklara atanan 10 avukat çekildi