Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), Ankara’da 2015’teki barış mitinginde 100’ü aşkın kişinin öldüğü çifte bombalı saldırıdan iki ay önce, emniyete yazı yazarak IŞİD’in bombalı saldırı yapabileceği uyarısında bulunduğu ortaya çıktı.

Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre MİT’in Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderilen altı sayfalık ‘çok gizli’ ibareli bilgi notu, Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 36 sanıklı davanın dosyasına girdi.
Rapor, MİT Hukuk Müşavi’nin üst yazıyla Ankara başsavcılığına 10 Şubat 2016’da gönderildi. Üst yazıda, “10 Ekim 2015’teki Ankara eylemi ve eylemcileriyle ilgili olarak eylem öncesinde somut bir tespitte bulunulamamıştır” dendi.
‘İstihbarat ve değerlendirmeler verdik’
Altı sayfalık yazıda, emniyet istihbarat ve terörle mücadele daire başkanlıklarına 2015’te gönderilen IŞİD’in saldırı istihbaratlarına ilişkin notlara yer verildi.
Raporda, 2015 kastedilerek “Süreç içerisinde DEAŞ’ın ülkemize yönelik artan eylem tehdidi hassasiyetle izlenmiş ve istihbar olunan önemli hususlar ikaz istihbaratı ve değerlendirme olarak ilgili makamlarla paylaşılmıştır” ifadeleri kullanıldı.
IŞİD’liye eğitim
Raporun buna ilişkin bölümünde ‘IŞİD’in sözde emiri Sarı kod adlı Yunus Durmaz’ın Temmuz 2015 itibarıyla IŞİD bünyesinde Suriye’de faaliyet gösterdiği’, söz konusu istihbaratın da Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yazılan 13 Temmuz 2015 tarihli yazıyla paylaşıldığı vurgulandı.
Durmaz’ın başında bulunduğu şebeke içerisinde yer alan Abdulbasir Kod Murat Taşçı’nın 21-23 Eylül 2015 tarihlerinde Antalya/Alanya Park Otel’de kaldığı ifade edilen raporda, Yunus Durmaz’ın geçmişte Afganistan-Pakistan bölgesinde altı ay istihbarat eğitimi aldığına dikkat çekildi.
Notta ne var?
Bilgi notunda yer alan ve katliamı öncesinde emniyete gönderilen istihbaratlar şöyle:
“* Temmuz 2015 itibarıyla DEAŞ üst yönetimi tarafından, KONGRA (PKK)-KCK’ye müzahir şahıslara yönelik eylem düzenlenmesi konusunda karar alındığı, Türkiye’de eylem yapmak veya eylemler organize etmek üzere ilk etapta 7 şahsın görevlendirildiği, eyleme katılacak militanların, aslen Telafer, Tuzhurmatu ve Kerkük’ten Türkmen ve Arap kökenli şahıslar oldukları…
* Ağustos 2015 itibarıyla DEAŞ unsurlarınca ‘Türkiye’nin DEAŞ’a doğrudan saldırması ihtimaline karşı DEAŞ unsurlarının metropol ve turistik merkezlerde saldırılar gerçekleştirebilecekleri’ yönünde propaganda yapıldığı…
* İncirlik ve diğer üstlerin özellikle DEAŞ’a yönelik kullanımı ile birlikte gelişecek süreçte örgütün ülkemizde eylemlere yönebileceği, üslerin kullanıma açılmasının ülkemize yönelik eylem tehdidi açısından kritik eşik niteliği taşıdığı, öncelikle NATO ve ABD başta olmak üzere, diplomatik temsilcilikler ile KONGRAGEL( PKK)/KCK çıkarlarına yönelik eylemler gerçekleştirebileceği, bununla birlikte DEAŞ mensubu/yanlısı unsurların münferiden de eylemlerde bulunabileceği, Adana, Mersin, Diyarbakır ve Suruç’ta görüldüğü üzere DEAŞ bünyesindeki Türk radikal unsurların eylem planlamalarında yer almaya devam edebilecekleri, örgütün özellikle yabancı terörist savaşçıların geçişi açısından önemli gördüğü Türkiye ile mevcut sınırını kaybetmemeye çalışacağının değerlendirildiği…
* Ağustos 2015 itibarıyla DEAŞ’ın ülkemize yönelik tehdit söyleminin, İncirlik Üssü’nün kullanımı ile ilgili hususların kamuoyu nezdinde gündeme gelmesiyle birlikte arttığı, DEAŞ mensubu yaklaşık 8 şahsın ülkemize yönelik saldırı hazırlığı içerisinde olduğu, söz konusu şahısların halen yurtiçinde bulundukları ve İstanbul, Ankara ile kıyı şeridindeki turistleri hedef alabilecekleri…
* Eylül 2015 itibarıyla Gaziantep’te faaliyet gösteren DEAŞ yanlısı Nusret Yılmaz grubu bünyesinde yapılan güncel toplantılarda ‘Türkiye ile DEAŞ arasında çatışma yaşanması halinde DEAŞ’ın yanında yer alacakları, yurtiçindeki DEAŞ yanlılarının silahlanma çalışmalarını devam ettirmelerinde fayda olduğu, Türkiye ile DEAŞ’ın karşı karşıya gelmesi halinde örgüt mensuplarınca ilk başta araçlı istişhad eylemleri gerçekleştirilebileceği’ hususlarında değerlendirmelerde bulunulduğu… (…)”