‘Chelonia mydas’. Türkçesi yeşil deniz kaplumbağası. Dünyanın en yaşlı denizcilerinden. Yaklaşık 110 milyon yıllık bir geçmişi var.
Yedi farklı türü bulunan bu deniz kaplumbağalarının sadece iki tanesi Akdeniz’de yuvalıyor.

Biri zaten çok iyi tanıdığımız ‘caretta caretta’lar namıdiğer iri başlı deniz kaplumbağaları. Bir diğeriyse daha az tanınan ve Doğu Akdeniz kıyılarında (Adana, Hatay ve Mersin’de) yuvalayan yeşil deniz kaplumbağaları.
WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Adana’nın Karataş ilçesinde tam 20 yıldır kaplumbağaların yuvalarının, yavru sayılarının kaydını tutuyor hem de yavruların sağlıklı bir şekilde denize ulaşmasını sağlıyor.
Karataş’a bağlı Akyatan’da 2006’dan itibaren 7 bin 500 yuva kayda alındı, 270 bin yavrunun denize ulaşması sağlandı.

Başarı hikayesinin arka planı
Adana verimli tarım arazileriyle bilinen bir yer. Toprağa tohumun düştüğü her yerde tarım yapmak mümkün.

1987’de Akyatan Lagünü Yaban Hayatı koruma Sahası olarak ilan edilen bölge de tarım arazisi olmaya aslında elverişliymiş. En azından sahile kadar uzanan alanda tarım yapmak mümkün.
Fakat 1972’de daha sonra Akyatan Yaban Hayatı Geliştirme Sahası olarak adı değiştirilen ve kumsal olan bölge ağaçlandırılıyor.

Zamanla oluşan ağaçlık alan tarım arazileriyle deniz arasına hem bir set çekiyor hem de çakal, bukalemun, baykuş, saz kedisi vb. birçok canlıya yuva oluyor. Bir yandan da tarım arazilerinin sahile kadar ulaşması önleniyor, böylece kaplumbağaların yuvalama alanları da insan etkisinden büyük ölçüde korunuyor.
2006’dan önce de vakıf bölgede doğal yaşamı takip ve izleme çalışmaları yürüttü.

Doğa ve Milli Parklar 7’nci Bölge Müdürlüğü’yse Akyatan’ı 1987’de koruma sahası ilan etti. Bu şekilde bir noktada kaplumbağalar başta olmak üzere bölgedeki yaban hayatının korunması için kamu ve sivil toplum işbirliği de sağlandı.
WWF-Türkiye verilerine göre son 20 senede 270 bin yavru denizle buluştu. 19 yavruya takip cihazı takıldı, göç rotaları izlendi. Örneğin Akyatan’da yuvalayan kaplumbağalardan bazılarının beslenmek için Kuzey Afrika’ya gittiği biliniyor.

Otçul olan ve deniz çayırlarıyla beslenen yeşil deniz kaplumbağaları deniz çayırlarını biçerek deniz ekosisteminin korunmasını sağlıyorlar. Ayrıca bıraktıkları yumurtaların kabukları da kumsalın verimliliğini artırıp kıyı ekosistemlerini destekliyor.
Batı Akdeniz’de yuvalayan görece daha küçük kaplumbağalar olan caretta caretta’larsa yeşil deniz kaplumbağalarının aksine etçil.
Akyatan’da bir yavrunun yumurtadan çıkışına şahit olmak
WWF Türkiye’nin Akyatan’da düzenlediği saha gezisine WWF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Füsun Gençsu, WWF Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Nergis Yazgan ve WWF Türkiye’nin Doğa Elçisi Kaan Urgancıoğlu da katıldı.
Kumsalda yürünen yaklaşık 1,5 kilometrelik yoldan sonra üç kaplumbağa yuvasından en yakın olanına vardık.
Vakfın çalışanlarından biyolog Mehmet bey, yuva olarak işaretlenmiş alanı elleriyle kazdı, yavruları çakallardan korumak için konan demiri çıkardı.

Kumda kazılan çukurda eller sonunda bir yavruyu yakalayıp gün ışığına çıkardı. 23 Ağustos’ta açılan yuvadan tam 118 sağlıklı kaplumbağa yavrusu çıktı. Yavrular gece denize bırakılmak üzere dibi kumla doldurulmuş bir kovaya konulup izleme kulübesine taşındı.
Kovanın ağzıysa bir eşarpla kapatıldı. Bunun nedeni şuymuş: Denize bırakılana kadar yavrular dibi kumlu üzeri kapalı kovada kendilerini yuvalarında hissediyorlarmış.
Yeşil deniz kaplumbağaları bir yuvaya tek seferde 100 ila 150 yumurta bırakıyorlar. Fakat yavruların bazıları başka babalardan olabiliyor. Ayrıca iklim değişikliği nedeniyle yuvanın yapıldığı kum fazla ısınıyor, bu durum da kuluçkanın ortasında cinsiyeti belirlenen yavruların dişi olmasına sebep oluyor.

(Kum sıcaklığının 30 dereceden fazla olması yavruların dişi olmasına neden oluyor.)
Dişi sayısındaki artış da popülasyonun devamı açısından bir risk yaratıyor.
Kumsalda ve denizdeki plastik kirliliğiyse başka bir sorun. Kıyıya vuran ölü bir kaplumbağanın karnını açan WWF-Türkiye ekibi hayvanın sürekli plastikle beslenmek zorunda kaldığını tespit etmiş. Midesinden çıkan plastikler de bunu kanıtlamış.
Gelgelelim yavruların denize bırakılmasına. Sahildeki plastikler, çöpler, eski balıkçı ağları hayvanların denize ulaşmasını zorlaştırabiliyor. Ayrıca çakal vb. hayvanların yavruları avlaması da türü tehlikeye atabiliyor. Canlıların güvenli bir şekilde denize ulaşması için de WWF-Türkiye ekibi yavruları gece denize bırakıyor.
Kaplumbağaların izinde 31 yıl
Su ürünleri mühendisi ve WWF-Türkiye Deniz ve Yaban Hayatı Programı Müdürü Ayşe Oruç da tam 31 yıldır vakıf bünyesinde kaplumbağaları izliyor, araştırıyor ve koruyor.

Haziran 1994’te gönüllü olarak WWF-Türkiye’yle yolu kesişen Oruç, Ocak 1995’te vakıfta çalışmaya başlamış. Kendi deyimiyle dahil olduğu 17 kişilik ilk gönüllü ekipte bir tek kendisi su ürünleri mühendisiymiş. Tahmin edildiği üzere ekipte sadece birkaç kadın varmış.
Hayatı boyunca bu alanda hiç akademik kariyer yapmayı ya da kamu veya özel sektörde çalışmayı düşünmediğini söyleyen Oruç, bazı insanların da sivil kalarak bir şeyler yapması gerektiğini savunuyor.

Oruç, Akyatan’da yapılan ortak çalışmayla da kamu-sivil işbirliğinin en güzel örneklerinden birini gösterdiklerini düşünüyor.
31 yıl kaplumbağalarının izinden gitmenin ve onları gözlemlemenin onu sıkıp sıkmadığını soruyorum. Net bir “Hayır” cevabı alıyorum, hiç düşünmeden söylüyor bunu.
Hayatta bu kadar ne istediğini bilmek ve hayatını doğal yaşama adamak sadece benim de değil herkes için etkileyici bir durum.
Akyatan Lagünü’nünde flamingoları namıdiğer allı turnaları imkan verdiği ölçüde gözlemledikten sonra sahadan ayrılıyoruz.
Biraz ilerisinde mevsimlik işçilerin çalıştığı tarlalardan Akyatan kumsalına bölge hem yaban hayatı hem de kaplumbağalar için bir cennet. Vakfın kaplumbağa yuvalama alanlarındaki çalışmaları 35 yılı aşkın süredir devam ediyor.
Liseli, üniversiteli gönüllülerden WWF-Türkiye ekibine herkes tutkuyla doğal yaşama sahip çıkıyor.
Artan popülasyon nedeniyle 2023 sonunda Dünya Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN), kırmızı listeye kayıtlı Akdeniz’deki yeşil deniz kaplumbağalarını ‘kritik tehlikede’ seviyesinden ‘tehdide yakın’ kategorisine düşürdü.
Yavruların yuvadan çıkışları eylül ortasına kadar sürecek. Zaten saha izleme çalışmaları da 1 Haziran ila 15 Eylül tarihlerinde yapılıyor.