Akif Beki: Ya Gürlek bu kez o yükü sırtlamakla görevlendirildiyse…

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Artık kişi hükümeti sistemindeyiz. Bakanlar Kurulu kararı, ikili veya üçlü kararnameler yok, kararlar tek imzaya bakıyor. Bakanların eskisi gibi güçlü ve yetkili aktör olmadığı, oynayabilecekleri rollerin sınırlandığı bir sistem bu. Elbette iş yapma tarzları ve beceri, başarı performansları bakandan bakana fark edecektir. Ama farkları; bir denileni ikiletip ikiletmemeyi, ‘vur‘ denince suyunu çıkarıp çıkarmamayı ne kadar geçebilir? Gelenlere yaptırılacak olup da gidenlere prensipte yaptırılamayacak ne olabilir?

İstanbul Başsavcısı Gürlek, açtığı İBB davasının daha ilk duruşması yapılmadan Adalet Bakanlığı’na atandı. Başka bir göreve kaydırılacaksa neresi olabilirdi ki? Kızağa çekilecek, düz savcı atanacak değildi. Arkasında durulmadığı, ödüllendirmek yerine cezalandırıldığı gibi iktidar açısından yanlış bir mesaja ve algıya izin verilir miydi?

Akın Gürlek’in o misyonu tamamladığına, İstanbul’da daha yapacağı kalmadığına, sıranın Ankara’ya geldiğine de yorulabilir… Fakat tek yönlü, dar bir bakışla CHP soruşturmalarından uzaklaştırılıp uzaklaştırılmadığına sıkıştırmayın. Belki de ‘terörsüz Türkiye süreci’ne yaklaştırıldı. “Öcalan’ı umuda, Demirtaş’ı yuvasına, Ahmetleri makamlarına” kavuşturacak hukuk, yargı adımlarında sıra. Ya Gürlek, bu kez o yükü sırtlamakla görevlendirildiyse…

Gürlek’in Adalet Bakanlığı, iktidar ortaklarının zıt süreçlere verdiği öncelikleri örtüştürmeyi gözetiyor olamaz mı?

Akif Beki’nin yazısı