Profesörün yıkım isyanı: Böyle kentsel dönüşüm olmaz

MESUDE DEMİR

@mesudedemirr

Göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Hasan Bayram, İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde ‘kentsel dönüşüm‘e sokulan binalar yıkılırken hiçbir önlemin alınmamasına isyan etti.

Mahallelinin şikayetleri üzerine binalardan birine sadece file gerildi. Ancak file kısa zamanda koptu. Diğerinin yıkımındaysa su tutulmuyordu.

Fotoğraf: Diken

Bayram yaşadığı Beşiktaş Akat Mahallesi’ndeki iki yıkımdan çektiği fotoğraf ve videoları Diken’le paylaştı. Etrafta 24 saat aralıksız devam eden başka inşaatlar da bulunduğunu söyledi.

Bu durum yıllarını akciğer sağlığına vermiş Bayram’ın ve komşularının kişisel sorunu değil. Halk sağlığı sorunu. Çünkü sadece yıkımın olduğu yerin civarında oturanların değil, rüzgarla taşınma nedeniyle kilometrelerce ötedekilerin de havasının kalitesini, sağlığını bozuyor.

Kentsel dönüşüm mü, kentsel yıkım mı?

Yıkılan binalardan betonarme, beton, sıva, tuğla, briket, tahta, cam, metal parçaları (çelik, alüminyum, bakır, pirinç), alçı kartonpiyer, kiremit, plastik, elektrik malzemeleri, borular, asfalt, eskilerden asbest çıkıyor. İnşaat ve yıkım atıklarının yüzde 40-50’si beton ve karışık moloz, yüzde 20-30’u ahşap, yüzde 5-15’i alçıpan, yüzde 1-10’u asfalt çatı kaplama malzemesi, yüzde 1-5’i metal, yüzde 1-5’i tuğla ve yüzde 1-5’i plastik.

Bunların iyi taşınmaması, bertaraf edilmemesiyse yarattığı etkiler nedeniyle ‘kentsel yıkım‘ anlamına geliyor.

Aslında profesörün örnekleri ne ilk ne de tek. Adı ‘kentsel dönüşüm‘ olsa da sadece binaların dönüştürüldüğü, yeni rant alanlarının oluşturulduğu süreçte, insan ve çalışan sağlığı çoğunlukla müteahhitlerin vicdanına kalıyor.

Belediyeler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı denetim ve uyarı görevlerini yeterince yerine getirmeyince, inşaatların çevresinde yaşayanlar zehir soluyor. Yıkım yapılırken, göstermelik kısa süre su sıkılıyor. Çok azı yukarıdaki malzemeler dökülmesin diye giydiriliyor. Hafriyatlar üstü kapalı kamyonlarla götürülüyor. Sıkı sıkı kapalı camlardan bile içeriye toz giriyor, solunarak akciğere ve dolaşım sistemine sokuluyor.

Acillere başvuruları artırıyor

Kentsel dönüşümün birçok risk faktörü taşıdığını belirten Bayram, yıkılan binalardan silika adı verilen partiküllerin de etrafa saçıldığını söyledi. Silikaya yoğun maruziyetin silikozis denilen ve genellikle ölümle sonuçlanan hastalığa yol açtığını vurgulayan profesör, şöyle devam etti: 

“Eski binalarda asbest kullanılmış olabiliyor. Binaların yıkılmasıyla asbestin yanı sıra yapılarındaki ağır metaller (kurşun gibi) ve mikronanoplastik parçacıkları da açığa çıkıyor.

Kimi binalardaki küf, mantar yıkımla ortama karışıyor.

Yıkım, hafriyatı taşıyan ağır araçlar yoğun dizel yakıt kullanıyor. Bu da ayrıca bir kirlilik faktörü.”

Tüm bu faktörlerin yol açtığı kirlilik hem akut hem de daha uzun zaman içinde sağlığı bozuyor.

Evinde kapı, pençeleri kapalı oturduğunu, sigara içmediği ve kronik bir hastalık olmadığı halde yine de rahatsız olduğunu anlatan Bayram, nano ölçekli toz zerrelerinin bu durumda da içeriye sızabildiğini ifade etti.

Kirlilik astım, KOAH, bronşit, alerji gibi kronik hastalıkları olanların şikayetlerini artırıyor. Bayram farklı çalışmaların bu tür yoğun toz, hava kirliliğine maruziyetin bu hastalıkara bağlı ölümleri artırdığını belirtti:  “Sonuçta solunabilir hava kalitesinde azalma oluyor. Bu hastalıkların alevlenmesine neden oluyor. Acillere başvurular artıyor.”

Hava, su, toprak, gıda kirletiliyor

Moloz ve hafriyatlardaki tehlikeli atıklar çevreye çok zararlı. Havayı, suyu, toprağı ve gıdayı kirletmesi nedeniyle nasıl taşındığı ve nereye götürüldüğü önemli.

Gürültü kentsel dönüşümün yarattığı kirliliklerden biri. Yıkım ve yapım çalışmaları sırasında ortaya çıkan gürültü çok rahatsız edici olduğu gibi uyku bozukluğu gibi etkileri var.

Kentsel dönüşüm deyince akla ilk gelen atıklardan biri de asbest. Asbestli çimento ve su boruları, tavan kaplama ve zemin döşeme gibi izolasyon malzemeleri içeren eski binaların yıkımıyla çevreye asbest lifleri yayılıyor. Başta yıkım işlerinde çalışan işçiler olmak üzere, bebekler ve çocuklar dahil etrafta bulunan herkes için onlarca yıl sonra ortaya çıkacak kanserler ve sonu solunum yetmezliğiyle bitecek ciddi akciğer hastalıkları açısından ciddi riskler yaratıyor.

Asbeste maruziyet ayrıca, kalp ve akciğer rahatsızlıkları olan insanlarda erken ölümler, kalp ritim bozukluğu, kalp krizi, astım, akciğer fonksiyonlarında azalma, solunum yolu hastalıklarında artışa zemin hazırlıyor.

Termik santralde asbest tehlikesi: ‘En hızlı önlem rüzgarın tersine doğru gitmek’