Çok partili hayata geçtikten sonra, 1950’de Demokrat Parti seçimleri kazanıp, Celal Bayar cumhurbaşkanı seçilince, partisinin genel başkanlığından ayrıldı ama parti üyeliği devam etti. Demokrat Parti’nin genel başkanı Başbakan Adnan Menderes oldu. Ama Tayyip Erdoğan, iki başlılık gerekçesiyle, DP pratiğine de itibar etmeyip muhtemelen parti genel başkanı olacak bir cumhurbaşbakanı modeli öneriyor.
Muhtemelen diyoruz, çünkü bu modelde bütün icraat yetkilerini elinde toplamış bir partili başkan karşısında, iktidar partisinin farklı bir genel başkanı olursa, bu kişinin işlevi meclis grup başkanlığı yapmakla sınırlı olacaktır. Şimdiki meclisin de değil, yetkileri iyice kırpılmış bir cüce mecliste çoğunluk partisinin grup başkanlığına bu genel başkanlık indirgenecektir. Genel başkanın kendi parti örgütü üzerinde hiçbir ağırlığının kalmaması anlamına gelir. Bu da, Tayyip Erdoğan açısından en büyük tehlikedir. Dolayısıyla AKP’nin reisi, muhtemelen resmen, gene partinin genel başkanı olacaktır. Bunu 16 Nisan’da evet çıkarsa, belki hemen yapmayacak ama gelecek cumhurbaşkanı seçimi kampanyasını kendisi şahsen ve resmen yönetip, seçildikten sonra genel başkan olacaktır.
16 Nisan’da anayasa değişikliği kabul edilirse, görünüşte çok partili ama resmen tek adamlı bir rejimin kuruluş hazırlıkları başlayacak. Bunun Kasım 2019’a kadar uzaması zor. Erken seçim “doğal olarak” gündeme gelebilir.