Ahmet Gürsoy: Bu eğitim düzeni, genç kuşakları zamanın havuzunda değirmen gibi öğütür sonra çöpe atar

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bakanlık dahil, benim ülkemde insanları çoğu ‘eğitim‘ denilince aklına ‘kalkınma‘yı getirmiyor. Halbuki modern eğitim tam da bu amaçla kuruldu. İsteyen açıp baksın, Avrupa’da modern eğitim, hangi amaçla nasıl kurulmuş ve kalkınmayla arasında nasıl ilişki var.

Batılı devlet yöneticileri, planlı, programlı öğretime, kısaca okullaşmaya ağırlık verdi. Yeni eğitim politikaları geliştirdiler. Bu durum, sonunda, “Eğitilmiş insan, eğitimli beyin” kavramlarıyla ‘beyin gücü‘ olarak değerlendirildi. Her ülke, kendi yetenek havuzunu eğitim yoluyla düzenleyerek, kendi kalkınmasını sağlamağa, gerektiğinde başka ülkelerden ‘yetenek ve beyin göçü‘ devşirmeğe çalıştı. 18. Yüzyıldan sonra, sanayi devrimiyle Avrupa’da ilkokul zorunlu hale getirilirken, eğitim, kalkınma odaklı, mesleki eğitim ağırlıklı olarak kuruldu. Okul-sanayi iş birliği politikaları üzerinde duruldu.

Sonuç olarak Türkiye bu gelişmeye sanayileşmesine bağlı olarak hem geriden takip ediyor ve hem de geçmişten ders almadan, eskiyi tekrarlama özlemi duyuyor. Okulları medreselere çevirmeğe çalışıyor. Eğitimi, sanayi ve kalkınma, yüksek medeniyet yaratmanın aracı olarak değil, insanları, dini öğretimle kontrol altına alıp, ideolojik taraftar yaratma amacı olarak görüyor. Bir çeşit seçmen yaratma merkezleri olarak düşünüyor. Kendi seçmenlerini yaratmanın yolu da dini telkinle, ötekileri düşman göstermekten geçiyor. Kısaca, din hem bir zihinsel köleleştirme ve hem de siyasal çıkarı korumanın aleti olarak kullanışlı bir malzeme olarak görülüyor. Bu eğitim düzeni işsizliği çözemez. Bu eğitim düzeni, toplumu mutlu etmez ve edemez. Bu eğitim düzeni, genç kuşakları ve yetenekleri zamanın havuzunda değirmen gibi öğütür sonra da çöpe atar. Şimdiden başladı bile.

Ahmet Gürsoy’un yazısı