İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının üzerinden bir hafta, tutuklanmasının üzerinden ise üç gün geçti. Batı medyası bir taraftan, Türkiye’de yüz binlerin katıldığı protesto gösterilerini yakından izlerken, bir yandan da Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin neden güçlü bir tepki ortaya koyamadığını sorguluyor.

İmamoğlu, İBB odaklı ‘terör’ ve ‘yolsuzluk’ soruşturmaları kapsamında gözaltına alınmış, 23 Mart’ta ‘terör’den serbest bırakılıp ‘yolsuzluk‘tan tutuklanmıştı.
‘Örtülü destek’
AB hafta başındaki açıklamasında Türkiye’ye ‘demokratik değerleri koruma’ çağrısında bulunmakla yetindi. AB’den ne bir kınama ne de somut bir adım geldi.
Avrupa medyasına göre Batı’nın gelişmelere sessiz kalarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a örtülü destek sunmasının iki ana nedeni var: Türkiye’nin sığınmacı sorunu ve Avrupa savunmasındaki rolü.
Türkiye’deki protestoları yakından izleyen Belçikalı kamu yayıncısı VRT’ye göre Türk halkının sesi nadiren bu kadar güçlü çıkmıştı. Ancak uluslararası toplumun şimdilik sessizliğini koruduğuna işaret eden kanal, ‘Türkler topluca sokaklara döküldü, ancak Avrupa Birliği sessiz’ başlıklı haberinde ‘Erdoğan’ın en etkili siyasi rakibinin tutuklanmasına neden kimse tepki vermiyor?‘ sorusunun yanıtını aradı.
‘Önemli bir ortak’
Gent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Prof. Dr. Dries Lesage, bu soruya, “Bunun en büyük nedeni değişen küresel siyasi dengeler” karşılığını verdi. Lesage’ye göre Batı’nın suskunluğundaki ilk önemli etken Ukrayna.
“Avrupa’da şu anda ‘Herkes görev başına’ anlayışı hâkim ve burada Türkiye kilit bir konumda. ABD’den sonra NATO’nun en büyük ordusuna sahip ve hızla büyüyen savunma sanayisiyle önemli bir ortak haline geldi Türkiye.”
Birçok AB ülkesinin ordularında mühimmat ve güncelliğini yitirmiş askeri teçhizat sorunu gözlendiğini söyleyen Lesage Türkiye’nin savunma sanayisinin düşük maliyetli fakat yüksek kaliteli çözümlerle öne çıktığını belirtti.
Suriye ve mülteciler
Profesöre göre Türkiye’nin NATO içindeki önemi tek başına yeterli bir açıklama değil; Türkiye’nin Suriye’deki rolü de Batı için hayati önem taşıyor.
Beşar Esad rejiminin çökmesine giden süreçte Türkiye’nin perde arkasında önemli bir rol oynadığını belirten Lesage, böylece Batı’nın uzun süredir istediği bir değişime zemin hazırlandığına dikkat çekti.
Bu kapsamda en önemli konunun, sığınmacı sorunu olduğunun altını çizen Belçikalı profesöre göre Türkiye ile Suriyeli mültecileri ‘sınırlarda tutmak’ amacıyla işbirliği yapan AB’nin şu an daha büyük bir hedefi var; bu da, Türkiye ile birlikte hareket edilerek, milyonlarca Suriyeli mültecinin geri dönüşünü sağlamak.
Lesage, “Avrupa’nın bakış açısına göre artık milyonlarca Suriyeli mültecinin Türkiye’den ve Avrupa’dan anavatanına dönme ihtimali doğdu. Bu nedenle AB, Türkiye ile iş birliğini güçlendirmek istiyor” dedi.
Rusya’yla yakınlaşma kaygısı
Batı’nın İmamoğlu’nun tutuklanmasına sessiz kalmasını, ‘gerçekçi bir dış politikanın klasik bir örneği’ diye değerlendiren profesör, Batı’nın en büyük korkusunu ‘Türkiye’nin tamamen Rusya’ya yaklaşma olasılığı’ olarak niteledi: “Bu olasılık, Avrupa hükümetlerinin İmamoğlu konusundaki sessizliğinde önemli bir etken.”
‘İmamoğlu’nun kaderine önem verilmiyor’
Lesage, Türkiye’nin şu anda uluslararası arenada güçlü bir konumda bulunduğunu ve Erdoğan’ın bunu kendi lehine kullandığını belirterek şöyle devam etti:
“Herkes İmamoğlu’nun tutuklanmasının demokratik olmadığını görüyor, ama kimse ciddi bir adım atmıyor. Avrupa’daki birçok dışişleri bakanı kınama açıklamaları yaptı, ancak bunlar zorunlu diplomatik açıklamalardan öteye gitmiyor. Örneğin Türkiye ile Almanya arasında ortak silah üretimi projeleri var. İtalya, Türkiye ile İHA üretimi üzerine işbirliği düşünüyor. Avrupa’da birçok ülke, Türkiye ile hava savunma sistemleri konsorsiyumu kurma planları yapıyor. Kısacası, Avrupa başkentleri İmamoğlu’nun kaderine pek önem vermiyor.”
Hollandalı kamu yayıncısı NOS’un haberinde de Türkiye’de ‘geleceğin cumhurbaşkanına siyasi darbe yapıldığına’ inanılmasına rağmen, Avrupa ülkelerinden Erdoğan’a yönelik herhangi bir baskı beklenmediği vurgulandı.
‘Türkiye’nin Avrupa’ya sunacakları var’
NOS’a değerlendirmelerde bulunan Türkiye uzmanı Cevahir Varan’a göre, Erdoğan, uluslararası konjonktürün kendi lehine olduğunu görüyor. AB, savunma sanayii konusunda zorluklar yaşıyor. Türkiye, Ukrayna’yı güçlü bir şekilde destekliyor ve ABD’den sonra NATO’daki en büyük orduya sahip olmak gibi, Avrupa’ya sunacağı şeyler var.
ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve gelmesinden sonra Türkiye’nin Avrupa için daha da vazgeçilmez hale geldiğini savunan Varan şu görüşleri dile getirdi:
“Amerika’nın dış politikadaki belirsizliği nedeniyle NATO, Türkiye’ye daha fazla bağımlı hale geldi. Türkiye’nin üretim kapasitesi var, silah yapmayı biliyor, insan gücüne sahip ve savaş deneyimi var. Avrupa, Türkiye’nin önemli bir rol üstlenmesini istiyor. Erdoğan da bunun farkında ve elinde pazarlık kozu olduğunu biliyor.”
‘Putin’den ilham alıyor’
Hollanda’nın önde gelen gazetelerinden AD, ‘Erdoğan, Türkiye’yi neden muhalefetsiz bir ülkeye dönüştürüyor: Putin’den ilham alıyor‘ başlıklı haber analizinde Avrupa’nın umursamaz tavrına vurgu yaptı:
“Türkiye’de demokrasi aşındırıldı, muhalefet susturuluyor, devlet kurumları, yargı ve medya ele geçirilerek muhaliflerden ‘temizleniyor’. Uzmanlara göre en büyük siyasi rakibini tutuklayarak Erdoğan, Türkiye’yi tam anlamıyla bir otokrasiye sürüklüyor. Putin’den ilham alıyor, Trump’tan destek görüyor, Avrupa ise bunu umursamıyor.”