SANEM GÜVEN
Yine en baştan söyleyeyim: Covid’e yakalanmaktan korkun ama yakalanırsanız artık korkmayın, sakin olun ve mücadele edin. Bir de evet moral her hastalıkta önemli ama Covid’de çok önemli!
Covid günlüğüm
9 Nisan Cuma: Akşamüstüne doğru şiddetli bir üşüme hissi geldi, elmacık kemiklerim ve bacaklarımda ağrı, ayrıca halsizlik var. Doğrusu Covid aklımın ucundan geçmedi.
10 Nisan Cumartesi: Sabah aynı belirtilerle uyanıp çok daha halsiz hissedince önceki gün hiç aklıma gelmeyen Covid birden yüksek bir ihtimal oluverdi. Hiç tereddütsüz, ev halkına kendimi karantinaya aldığımı bildirdim, kararımın arkasında da inatla durdum. İyi ki öyle yapmışım, sonuçta bulaştırıcılığı çok yüksek bir mutasyon virüsle karşı karşıya imişiz. Hemen tuvaletleri ayırdık, odamdaki her şey virüslü sayıldı, odamla tuvalet arasında gidip gelirken hatta kapıyı bir anlığına açtığımda bile mutlaka maskemi taktım. Annemle babam da evin içinde sürekli maske taktı.
Bu önlemlerin çok faydasını gördük.
Akşamüstü ateş başlayınca test yaptırmak için tek başına hastaneye gittim. Ateşim 39’a çıkmış, beni hemen ayrı odaya alıp izole ettiler ve serum bağladılar. Önce hızlıca kan tahlili yapıldı. Orada CRP değerine bakılmış olması sonradan çok işime yaradı çünkü Covid geçirirken ateşiniz düşmezse, antibiyotik başlanıp başlanmaması kararı için CRP değeri önem taşıyormuş. Bir de her yerde yapılmıyor ama D Dimer değerine bakılması da sonrasında bir avantaj oluyor, talep şansınız varsa ilk gün yapılan kan tahlilinde hem CRP, hem de D Dimer değerlerinize bakılmasını isteyin.
Kan tahlilimin sonucu çıktıktan sonra hastanede PCR testimi yaptılar, yani ağız ve burundan örnek alındı. Ateş düşürücü ilaç yazdılar; eve, odama döndüm.

11 Nisan Pazar: Sabaha karşı Covid pozitif sonucum e-Nabız’a düşmüştü. Artık resmen Covid’liydim. Sabah 9 gibi filyasyon ekibi aradı ve eve ilaç getireceğini söyledi. Emniyet müdürlüğünden arayıp evden çıkmamamı söylediler, adresimi teyit ettiler. “On günlük karantinanız başladı” dediler. Aile hekimim aradı, durumumu sordu. Boğaz ağrısı ve sırt ağrısı başlamış olması dışında aynı şikayetlerim devam ediyordu.
Filyasyon ekibi bana yaklaşık yedi saat sonra ulaştı. Taşikardim var mı, tansiyonum var mı, alerjik miyim gibi sorular sordular. Covid ilacına ilave olarak bu soruların cevaplarına göre bazen başka ilaç verdikleri oluyormuş. Bana sadece Favicovir (Covid ilacı) verdiler ve hemen başlamamı söylediler. Hemen başladım.
12 Nisan Pazartesi: Boğazım ve kürek kemiklerim ağrıyor, midem bulanıyor. Boğazım için gargara yapmaya, kan sulandırıcı almaya, midem için de mide koruyucu almaya başladım. İlaçları düzenli şekilde almak, atlamamak çok önemli, özel dikkat ediyorum saatleri kaçırmamak için.
13 Nisan Salı: Aseton gibi çok keskin bir koku hariç, koku alamadığımı fark ettim. Koku almayınca tad alamayacağımı sanırdım ama tad alma duygum epey azalmış olsa da yerinde duruyor. Yediğim içtiğim tatlı mı ekşi mi tuzlu mu anlayabiliyorum.
Gece ateşim yükseldiği için, kollarımı bacaklarımı sirkeli suya batırdığım tülbentlerle sildim. Ateşimi düşürmesi için Parol alıyorum. Böyle anlarda hem hasta hem hasta bakıcı olmak çok zorluyor.
Bir de bir iyisiniz, bir kötü. Bu hastalık gripteki gibi doğrusal bir seyir izlemiyor. O yüzden moral bozmamak lazım. İyileştim derken tekrar yorgan döşek yatıyorsunuz çünkü.
14 Nisan Çarşamba: Müthiş halsizlik var, hep uyuyorum. Uyumak vücudun toparlanması için iyiymiş.
Covid ilacını sabah akşam alın diyorlar ama arada 12 saat olması öneriliyor. O yüzden saat kuruyorum doğru saatlerde alabilmek için.
Üşüme, halsizlik devam ediyor, ayrıca ishal başladı. Düzenli olarak pulse oksimetre ile satürasyonumu ölçüyorum. Yüksek değerler çıkınca moral oluyor.
15 Nisan Perşembe: Aşırı halsizlik, ateş, üşüme, mide bulantısı ve ishal; hepsi devam ediyor. Vücudumun yorulduğunu hissediyorum. Bol bol uyuyorum. Bazen ter basıyor, üzerimi değiştirip tekrar uyuyorum.
16 Nisan Cuma: Başucu defterime not alamadım bugün. Gücüm kalmadı. Sadece yattım.
17 Nisan Cumartesi: Sağlıklı, taze sebze meyve ve iyi protein yemeye çalışıyorum. Annemin yemeklerinin çok faydası oluyor. Babam da çarşıdan ne gerekirse alıp geliyor.
18 Nisan Pazar: Çok ama çok yorgunum.
19 Nisan Pazartesi: Kahvaltı etmek ya da diş fırçalamak çok yoruyor. Hızlı hızlı kesik kesik nefes almaya başladım. Böyle durumlarda kortizon tedavisine başlanıyormuş. Sanırım benim de başlamam gerekecek. Göksel hocayla durumu değerlendiriyoruz.
20 Nisan Salı: Hem kortizon, hem de nefes rahatlatan, astım tedavisinde kullanılan bir inhaler ilaca başladım. Nefes darlığı yaşamak sakin kalmayı zorlaştırıyor. Beni en çok zorlayan kısım bu oldu. Moralinizi sağlam tutmanız gereken yer de esasen tam olarak burası.
Bugün: Bu satırları yazarken ilk belirtilerin başlamasının üzerinden 16 gün gün geçti ama ben hala odadan çıkmadım. Evdekileri maksimum düzeyde korumak istiyorum, yine de artık hayata karışmanın zamanı geldi. Odadan çıksam da bir süre daha evde maskeyle dolaşmayı düşünüyorum. Henüz ‘uzun covid’ yaşayıp yaşamayacağımı, yorgunluk ve nefes darlığının ne kadar süreceğini bilmiyorum.
Bunlar biraz kaygı yaratsa da şu an iyileşmiş olmam en önemli şey, sadece iyi şeylere odaklanmak istiyorum. Tabii daha iyi olmak için yapılması gerekenleri de ihmal etmeyeceğim. Örneğin akciğerlerimin eski haline gelmesi için biraz balon şişirme egzersizi yapacağım, kortizonu kademeli olarak azaltacağım, yormayan açık hava yürüyüşleri yapacağım ve yine korunmaya, çok dikkatli olmaya devam edeceğim.

Son Söz: Bu benim Covid hikayem. Sizinki farklı olabilir. Siz evde yalnız olabilir ya da birkaç kişi hasta olabilirsiniz. Farklı duygular yaşayabilirsiniz. Ben yaşadıklarımı paylaşırsam birkaç kişiye faydam olur diye düşündüm. Lütfen bu amaçla yazıldığını unutmayın.
Kendi hikayemi anlattığım bu yazıyı tüm sağlık çalışanlarına içtenlikle teşekkür etmeden bitirmek istemiyorum. Çabalarını fark eden fark ediyor ve takdir ediyor. Bunlar unutulmayacak. O yüzden çok üzülmeseler keşke.
Hasta olan herkese acil şifalar diliyorum.
Tekrarlamak istiyorum: Yakalanmaktan korkun ama yakalanırsanız artık korkmayın, sakin olun ve mücadele edin.