
BANU GÜVEN
@banuguven
Belli bir çevrenin başörtülü kadınlara karşı toptan dışlayıcı tavırlarına aşinayız da, başörtüsünü çıkardığını açıklayan kadınların komploculukla suçlandığına ilk kez tanık oluyoruz. Hatta sıradan komploculukla da değil, ‘Fettoşçu’ ya da ne alakası varsa ‘Adnancı’ bir komplonun parçaları olmakla itham ediliyorlar.
Bu elbette akılla değil, ancak kötü niyetle izah edilebilecek bir durum. Bu komplo teorisinin mucitleri karalamaya çalıştığı kadınlarla, ne daha önce, ne de şimdi, bir kez bile karşılaşmış değil. Mesela bir 8 Mart’ta sokakta ele ele, omuz omuza yürümemişler hiç birbirinden güç alarak. Zannediyorlar ki bütün başı örtülü olanlar tek tip.
Onlara göre bu kadınların değişme ihtimali olmadığı gibi, bu değişimlerini cümle aleme ilan etme ihtimalleri de yok. Bu kadınların alımlı, bakımlı olma, istedikleri gibi süslenme ve eskisinden çok farklı giyinme hakkı da yok. O yüzden araştırmaya da hiç gerek yok. Bas komplo teorisini gitsin.
Oysa bir zahmet etseler, bu kadınlardan bir şeyler öğrenecekler. Ama elbette bunun için istek ve iyi niyet gerek. #10YearsChallenge etiketiyle o paylaşımları yapanlara, sırf kendisi gibi olmadığı için kem gözle bakıp reddetmek ve bir de üzerlerine çamur atmak yerine hikayelerini merak etseler…
Bu cümleyi okur okumaz, “Pornocu kadının fotoğrafıyla paylaşım yapanı görmedin mi” diye atılan Twitter’cı kardeşim. Dur, bir düşün. O hesabın bot olduğu ve o tweet’i geyik olsun diye ya da ortalığı karıştırmak için attığı belli değil mi? Yani ben anladım bunu, sen neden anlamıyorsun? Biz burada kullanışlı olacak bu tür sosyal medya hesaplarından değil, gerçek insanların gerçek hikayelerinden ve özgürleşmeyi görünür kılan paylaşımlarından söz ediyoruz. İnternete girin, bir arama yapın, karşınıza onlarca hikaye çıkacak. Ama önce istemeniz gerekiyor.
Telefondaki ses de sıkkın, bana “Bu işin toplumsal çözümlemesini yapamıyorlar. O yüzden bizim değişimimizi kendi işlerine geldiği gibi değerlendiriyorlar” diyor. Konuşan eski bir öğrencim.
Gazeteciliğe Giriş dersinde sınıfın arka tarafında iki arkadaşıyla beraber otururdu. Bu üçlüye bayılırdım. Farklılıklardan korkmayıp tam tersine gülümseyerek birbirini kucaklamış gençlerdi. Birbirinin aklına, iradesine ve özgürlüğüne değer veriyorlardı.
Öğrencimi tanıdığımda başı kapalıydı. Aradan iki yıl geçti. Tam Adalet Yürüyüşü’nün başladığı gün İstanbul’da Maçka Demokrasi Parkı’ndaki buluşmayı izlemeye gitmiştim. Birden karşıma tanıdık bir yüz çıkıverdi. “Hocam” dediği anda tanıdım onu. Başı açıktı.
Öğrencime ders verdiğim dönemde hiç “Neden kapalısın?” diye sormadığım gibi orada karşılaştığımda da “Neden açıldın, nasıl bu kararı verdin?” diye sormadım. Bugün onu arayıp “Senden söz edebilir miyim?” diye izin isterken de bunları kurcalamadım. Üçlüden biri daha yanındaydı o sırada. O öğrencimle de konuştum, hatırını sordum, ama “Sen de açtın mı başını?” diye sormadım.
Bir insanın içinde yaptığı yolculuğu, önce kendisiyle, sonra da yakın çevresiyle vermiş olabileceği mücadeleyi, sırf başını açtı ya da kapadı diye birden anlatıvermesini bekleyemezsiniz. Çok yakını değilseniz, bir insana “Neden açıldın?” demek, hayatının en mahrem yerine kapıyı tekmeyle açarak girmek gibi geliyor bana. Sanki “Nasıl yanıldın, anlat. Baskıya nasıl boyun eğmiştin, anlat. Nasıl ikilem yaşadın? Dışlandın mı?” gibi çok özel cevapları olan soruları acele cevaplar almak üzere peşi sıra dizmek gibi bu. Ayrıca örtünmekten vazgeçmenin nedenlerini tahmin etmek çok mu zor? Ayrıca size ne?
Eski öğrencim kendi hikayesini #10yearschallenge etiketiyle paylaşanlardan değildi. Ama canı istese, kendisini daha iyi hissedecek olsa, bunu yapabilirdi. Paylaşımları yapanlar da özgürlüklerini tüm dünyaya ilan ederek kutlamak ve belki kendileri gibi bir deneyim yaşayanları da cesaretlendirmek istedi. Bunu yaparken övülmeyi beklemiyorlardı, ama yerileceklerini biliyorlardı. Yine de cemaatçiliğe kadar varan ipe sapa gelmez komplo teorileriyle birlikte anılmak hiçbirinin aklının ucundan geçmezdi herhalde.
Öğrencimin dediği gibi, anlamak gibi bir dertleri olmadığı için, şunu da göremiyorlar: ‘Tesettürden caymış gibi yapan hanım kızlar’ diye küçümsemeye çalıştıkları genç kadınların her birinin hikayesi ayrı bir devrim. O kadar güçlüler ki artık, kimse onlara zarar veremez. Hele bu tür komplo teorileriyle hiç!