RedHack davası: Çelik'e tahliye, Öğreten ve Kanaat'in tutukluluğu devam

 

RedHack davasında yargılanan üçü tutuklu altı gazeteci ilk defa bugün hakim karşısına çıktı.

Mahkeme gazeteci Ömer Çelik’i tahliye ederken, Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat’in tutukluluğunun devamına karar verdi.

Fotoğraf: @Ben_Gazeteciyim

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın maillerinin hacklenmesinin ardından açılan davada Diken’in eski editörü Tunca Öğreten, kapatılan DİHA’nın Haber Müdürü Ömer Çelik ve BirGün gazetesi çalışanı Mahir Kanaat tutuklu yargılanıyor.

Kapatılan DİHA’nın muhabiri Metin Yoksu, Yolculuk Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Eray Sargın ve ETHA Sorumlu Müdürü Derya Okatan ise tutuksuz.

İki gazetecinin tutukluluğu devam

Öğreten aylardır tutuklu…

Altı gazeteci, gözaltına alındıkları 25 Aralık 2016’dan tam 304 gün sonra bugün hakim karşısına çıktı.

Duruşma Çağlayan adliyesindeki 29’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Altı saat süren duruşmada tüm gazeteciler ve avukatları savunma yaptı.

Savunmaların ardından savcı mütalaasını sundu. Mütalaada Ömer Çelik’in tahliyesi, Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat’in tutukluluk hallerinin devamı istendi.

Mahkeme, Çelik’i tahliye ederken, Öğreten ve Kanaat’in tutukluluğunun devamına karar verdi.

Öğreten ve Kanaat bugün itibariyle 280 gündür tutuklu.

10 aydır deliller toplanmamış!

Kararda, Öğreten ve Kanaat hakkındaki ‘delil’lerin ‘tam anlamıyla’ toplanamadığı, ikili için adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı öne sürüldü.

Ömer Çelik’e adli kontrol uygulanacak. Mahkeme, 6 Aralık’taki ikinci duruşmaya Öğreten ve Kanaat’in SEGBİS’le katılmasına hükmetti.

Albayrak’ın davaya katılma talebi kabul edildi. Tutuksuz gazetecilerin adli kontrol taleplerinin ve yurtdışı yasağının kaldırılması talepleri ise reddedildi.

Bugün ne oldu?

Diken, duruşmadan notları dakika dakika aktardı…

17.24 Mahkeme heyeti salona gelerek kararını okudu. İçeriye kimse alınmadı.

15.47 Avukatların savunmaları sonrası bir saat ara verildi.

15.42 Eray Sargın’ın avukatı Kıvanç Kaya: “Daha önce Cemaat’e FETÖ denmiyordu. Şimdi deniyor. Gazetecilik faaliyeti toplum kandırılmasın diye yapılır. Gazeteciler bunu yaptığı için bunları haberleştirdiği için suçlanamaz. Ortada olmayan iddialarla insanlar tutuklandı. Bu insanlar gazetecilik faaliyetlerini sürdürürken örgüt üyeliğiyle suçlanıyor. Bu gerekçelerle tahliye talep ediyoruz.”

15.32 Avukat Kalan: “Tutukluluk ile ilgili yeterli bilgiler savcılık tarafından sunulmak zorundadır. Savcı, somut olgular dediği kısımı açıklama zorundadır. Tunca’nın suçlandığı haberlerden savcılığın haberi yoktu. Biz kendimiz beyan ettik böyle bir haber yaptığımızı.”

15.28 Öğreten’in avukatı Sevgi Kalan: “Suç vasfı değişimine ilişkin de tepkimiz var. Birbiriyle alakası olmayan örgütlerle ilişkilendirilmiştir. Taraf gazetesinde çalışmak FETÖ’yle delil gösterilmiştir. O zaman orada çalışan/röportaj yapan herkes mi suçlu? Bu mümkün değil. Özel hayata dair değil, şirket haberi yapmıştır müvekkilim. AİHM kararları açık. Halkın bilgi almaya hakkı var; gazeteciye ceza verirseniz basının kamu yararına haber yapmasının önüne geçersiniz.”

15.21 Öğreten’in avukatı Sevgi Kalan: “Hacker olan yani TCK’ya göre suçlu birinin ifadeleri ile tutuklamalar yapılıyor. Savcı yapıyor bunu. İddianame RedHack’in hack eylemini yaptığını kabul ediyor ama Tunca’yı bundan dolayı suçluyor. Kendi kendini çökerten bir iddianame. Savcı lehte ve aleyhte delil toplaması gerekirken sadece aleyhte olanları toplamış. Leyhte olanları ise aleyhte olarak yorumlamıştır. 7 milyar insanın paylaştığı haberleri paylaştığı için müvekkilim suçlanıyor.”

15.20 Okatan, Albayrak’ın müdahil olarak katılması talebinin reddedilmesini, tutukluların serbest bırakılmasını istedi.

15.15 Avukat Ali Deniz Ceylan: “Öznitelik bilgileri kapsamında iddialar çökmüştür. Tahliye talep ediliyoruz. Bir deli bir kuyuya taş attı; biz de 12 aydır o taşı kuyudan çıkartmaya çalışıyoruz.  Başından itibaren keyfi bir süreç ve tutuklama var. Bunu ortadan kaldırmak gerekiyor. Savcı 80’lerde görev yapsaydı, Mehmet Ali Birand’ın Ağca ile görüşmesi suç sayılırdı. Ama bu gerçekdışıdır. Gazeteciler meslekleri gereği haber kaynakları bağlamında haber yapar.” 

15.02 Kanaat’in avukatı: “Bu dosyanın indirilmesini burada göstersek bu iddia ortadan kalkacak. Bunu ne mahkeme ne savcı dikkate alıyor.  Bunun aynısını Polis Kriminal Laboratuvar raporları da diyor. Çok basit bilgiler dikkat alınmıyor. 17-25 Aralık belgesini ben burada indirsem yine aynı sonuç çıkar. Hayatı boyunca FETÖ’yle ilgisi olmayan insan palavra iddialarla FETÖ’cü ilan ediliyor. Bunu polis uyduruyor. Savcı da dikkat etmiyor. 10 yıldır BirGün’de sabit çalışan Mahir Kanaat’ın nasıl kaçma şüphesi olur? FETÖ iddiaları zaten çökmüştür. Tahliye talep ediyorum.”

14.58 Avukatlar mütaalaya karşı görüşlerini sunuyor.

Okatan’ın avukatı: “Müvekkilimin avukatı gözaltında tutulduğu için ben buradayım. Müvekkilimizin adli kontrolü kaldırılsın.”

Kanaat’in avukatı: “Bu soruşturma bir hackerin ifadesiyle başladı. Hacker’a niye dava açılmadı? Bu suçun itirafıdır. Bu soruşturmada hacker olduğu söylenen üç kişi gözaltına alındı. Sonra ne mi oldu? Bu üç kişi serbest kaldı. Polisin hacker dediği kişiler serbest ama gazeteciler tutuklu. İddianamenin temelsiz ve dayanaksız olmasının en açık kanıtıdır bu. Hani bu operasyon bir hack operasyonuydu? Niye diğer haberler bu dosyada? Uyanık bir polis sonra 17 25 Aralık dosyasını görüyor.”

14.54 Mütaala sonrası avukatlar: “Çalakalem iddianameyle insanlar yargılanıyor. Böyle bir soruşturma var ortada. Dosyada RedHack’ten hiç kimse yok ancak bu altı gazeteci RedHack’ten yargılanıyor. Hepimiz söz konusu mailleri okuduk. Neden bu altı kişi yargılanıyor? Bu soruşturmaya dair hiçbir RedHack’çi yargılanmıyor.”

https://twitter.com/Ben_Gazeteciyim/status/922792488443809792

14.44 Mütaalasını veren savcı Çelik’in tahliyesini; Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat’ın tutukluluk hallerinin devamını istedi.

14.46 Albayrak’ın avukatı davaya müdahil olmak istediklerini dile getirdi.

Öğreten’in savunması

14.37 Öğreten savunmasını sürdürüyor: “RedHack kendi hesabından bakana ait mailleri hackleyip gazetecilerle paylaşacağını duyurdu, 17-18 gazeteciyle paylaştı. Ben de kendimi orada buldum. Gruba eklenmek için onaya gerek yok. Sonra da maillere ulaşabileceğim bir bağlantı vardı, görevim gereği haber yaptım. Söz konusu mailler Wikileaks tarafından 7 milyar insana paylaşıldı; hala da okunuyor. 7 milyarın bildiği sır mıdır? Tek isteğim maddi ve manevi olarak yaşadığım mağduriyet ortadan kalksın ve tutuksuz yargılanayım. Ben gazeteciyim, savcılık tarafından ne zaman çağrılsam ifadeye gittim. Ben yalnızca TGS üyesiyim. Tek üyeliğim orası.”

14.34 Tunca Öğreten: “Suç olarak ben twitter’da bazı hesaplarla takipleşiyormuşum. Ben gazeteciyim. El Kaide hesaplarını da takip ediyorum. Bu mantığa göre Selefi Marksist mi oluyorum? Çalınan hesaplar bakanın özel hesabıdır. Devlet sırları neden o maillerde yer alıyor? Irak’ta faaliyet gösteren özel bir şirket hakkında haber yapmanın bakanın özel hayatıyla ne ilgisi olabilir? FETÖ ve DHKP-C adına suç işlemekten suçlanıyorum. Taban tabana zıt iki örgüt adına suç işeleyecek çılgınlıkta biri değilim.”

14.30 Tunca Öğreten: “Söz konusu mailler günlerce kamuoyunda dolaştı. Ve söz konusu gruba da onayım olmadan eklendim. İçinde bulunduğum durum: RedHack bakanın cüzdanını çalmış, sonra da itiraf etmiş. Bir gazeteci olarak bu hırsızlığı hikayeleştirdim diye savcı hırsızı değil gazeteciyi tutuklamış. İddianame kendi kendini baştan sonra çürüten bir iddianame. Aynı şekilde siz de benzer gruplara eklenebilirsiniz. Ben gazeteciyim, hakikate ulaşmak için her hesabı takip ederim.”

14.26 Öğreten savunmasına devam ediyor: “Yedi aylık süreçte iddianame yoktu, yedi ay sonunda anladım ki DHKP-C üyesi değilim. Siber korsan sıfatıyla emniyete mail atmış birinin ihbarıyla tutuklandım. İddianame teması: ‘Hükümeti yıpratmak IŞİD’le irtibatlı göstermek.’ Kaleme aldığım haberde bu tema var mı? Hayır yok. Yaptığım haberlerde buna dair tek satır yok. Yani IŞİD ve hükümet arasındaki irtibatlandırmayı ben değil, savcı yapıyor. Yaptığım haber Tolga Tanış’ın kitabında yer alan bilgilerden oluşuyor. Ortada Berat Albayrak’ın maillerinin çalınması var. Bunu haber yaptığım için ben suçlanıyorum. İddianame bizim yerimize cevap veriyor. Beni bir örgüte üyelikle suçlayıp sonra da bununla ilgili hüküm veriyor.”

14.22 Gazeteci Tunca Öğreten: “4 Aralık (2016) gecesi saat 04.30’da özel harekat evimizi bastı. Önce gözaltı kararı okundu. Evimdeki tüm dijital materyale el kondu. 24 gün ne için olduğunu bilmeden gözaltında kaldım. Emniyet ifadesinin ardından savcılığa çıkarıldım ve tutuklandım. DHKP-C örgütü üyeliğiyle tutuklandım. Ömrüm boyunca DHKP-C üyesi görmüşlüğüm yok. Bu örgüt hakkında ne bir haberim ne de sosyal medya paylaşımım yok.”

Öğreten FETÖ ve DHKP-C’ye üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemekle suçlanıyor.

14.19 Diken’in eski editörü Tunca Öğreten’in savunmasına geçildi. Öğreten 10 aydır tutuklu.

Kanaat’in savunması

14.15 Hakim, Kanaat’e “Sen 17-25 Aralık dosyalarını soruşturmadan önce indirdin mi?” diye sordu. Kanaat, “Hayır bunu savcı huzurunda kanıtladık ama suçlama devam etti” dedi.

https://twitter.com/SosyalMedyaDava/status/922780780144807936

14.44 Mahir Kanaat, hakkında yapılan suçlamaları reddetti ve beraatini istedi: “Ben 10 aydır tutukluyum. Oğlumun doğumunu göremedim. Oğlum beni tanımıyor. Kızım yedi yaşında ve beni bekliyor.”

14.12 Kanaat savunmasına devam ediyor: “İlker Deniz Yücel’le görüştüğüm söyleniyor. Yücel gazetecidir. Bu görüşmenin yapıldığını ben söyledim zaten. Gazetecinin gazeteciyle görüşmesi kadar doğal ne olabilir? ilişim sistemini bozduğum yönündeki iddiayı da reddediyorum. Sistemi engellemedim, mailleri hacklemedim. Bizi suçlamanıza sebep olan ihbarı yapan kişi hacker. Bunu da belirtmek isterim.” 

14.02 Mahir Kanaat: “Ben solcu bir ailenin solcu çocuğuyum. FETÖ’cülere selam vermem, bunu hakaret olarak kabul ediyorum. Ben 1999’dan bugüne kadar ÖDP üyesiyim. Kurulduğundan bugüne BirGün’de çalışıyorum. Cemaatle ilgim alakam yok. Bu asılsız bir iddiadır. Beni tanıyan hiç kimse bu saçmalığa inanmaz. Ne ByLock kullandım, ne cemaat okullarına girdim. Ne de Bank Asya’da hesabım var. Kurban bile kesmedim ben. Benden cemaat üyesi olur mu?”

13.59 Kanaat savunmasına devam ediyor: “Sohbet grubunu benim kurduğum iddia ediliyor. RedHack bu grubu kurup belirledikleri gazetecileri kendi eklediğini açıkladı. Mailler bende yok, bahsi geçen mailleri ne indirdim ne inceledim. Haber yapmadık. Olmayan haberle nasıl bir algı oluşturmaya çalışıyorum? 14 yıldır, BirGün gazetesinin kuruluşundan beri çalışmaktayım. İddianamede bahsi geçen konuşma günlük konuşmadı, ne RedHack, ne Albayrak’la ilgili konuşma yoktur. ‘Mahir Kanaat’le ilgiki hesabın Redhack’le takipleştiği ve şüphelilerle doğrudan iletişime geçildiği’ iddia edildi. Twitter üzerinden takip etmenin suç sayıldığını bilmiyordum. Hesaplar milyonlarca insan tarafından takip ediliyor suç mu? Madem bu hesaplar suç, neden devlet kapatmıyor? Devlet suç sayılan.bu hesapları kapanmayarak suç işlemiyor mu? Emniyete ve savcıya internetten indirilen basit bir kopya olduğunu anlattık yetinmeyip savcının gözü önünde evrakları indirdik.”

13.54 BirGün çalışanı Mahir Kanaat: “Sabaha karşı gazetecilerin ve yedi yaşındaki bir çocuğun olduğu bir evden işkenceyle gözaltına alındım. Vatan’a (emniyet) götürüldüm. ‘Henüz delil toplama aşamasındayız, delilleri toplayıp ifadeni alacağız’ dediler. 24 gün boyunca ne tek bir soru soruldu, ne tek bir söz edildi. 24 gün boyunca dosya bilgilerini Sabah gazetesinden öğrendik. Bize uygulanan gizlilik kararı Sabah gazetesine yoktu. ‘Örgüt propagandası’ diyorsunuz bu haksızlıktır, biz araştırır ve haber yaparız. Haber bilgileri marketlerde yoktur. Gazeteci takip ettiği haber hakkında ilgili herkesle gorüşmeye çalışır. Gazeteci sadece gazetecilik yapar.”

13.50 Tutuklu yargılanan BirGün gazetesi çalışanı Mahir Kanaat’in savunmasına geçildi.

Çelik’in savunması

https://twitter.com/Ben_Gazeteciyim/status/922776392911159296

13.48 Silivri Cezaevi’nden 10 aydır tutuklu bulunan Çelik: “Tahliyemi ve beraatimi istiyorum.”

13.41 Gazeteci Çelik savunmasına devam ediyor: “10 aydır mahkemeye çıkmayı bekliyorum. Yaşadıklarımdan bahsetmem için bu olaylardan bahsetmem gerekiyor. Ben Liceliyim. 35 yaşındayım. Bu ülkeyi seviyorum. Ama gerçekler halka anlatılmıyor. Ben gazeteciliği bu temelde yapıyorum.”

13.39 Hakim, Çelik’e doğu ve güneydoğuda yaşananlara ilişkin sözleri sonrası “Bunların konuyla ne alakası var?” diye sordu.

https://twitter.com/Ben_Gazeteciyim/status/922774556514881536

13.33 Çelik: “İddianamede bahsi geçen diğer paylaşımımda HDP’nin basın bildirisinde geçen cümledir. Fakat savcı polis fezlekesinde geçen bu suçlamaların hepsini direkt iddianameye koymuştur. Bahsi geçen diğer paylaşımlarımda, Sur ve Cizre’deki yaşananlara ilişkindir. Bu topraklarda 40 yıldır bir savaş sürmekte. Binlerce insan bu savaşta öldü, sakat kaldı ve göçe zorlandı. İddianamede buralarda yürütülen operasyonlar için ‘ayıklama faaliyeti’ sözü kullanılmış. Lakin gerçek şu ki, orada yüzlerce sivil katledildi. 90’larda yürütülen operasyonlar hala hafızalarda. Bunlardan bahsedelerden biri de dönemin komutanlarından Atilla Kıyat’tır. 2010 yılında verdiği demeçte şunları söylemiştir: ‘Yapılan bir devlet politikası olmasına rağmen,bölgede ülkesine karşı kin tutan bir neslin yetişmesine sebep olmuştur.’

13.13 Gazeteci Ömer Çelik: “Savcı bazı bilgilerin manipüle edildiğini söylüyor. Bahsedilen bilgiler çok net. Mızrak çuvala sığmıyor. Rus haber ajansı Sputnik’in bir haberi iddianamede geçiyor. Bu haber Sputnik’in Kürtçe hesabında paylaşıldı. Ben de Türkçeye çevirerek paylaştım. Bir diğeri de bizim kendi (DİHA) haberimizdi. Diğer arkadaşlarımızın da savunmalarda belirttiği gibi, savcı paylaşımlarımızda geçen ‘gerilla’ kelimesinden rahatsız olmuş. Fakat bu kelime (gerilla) bağımsız özgür yayın yapan basın kuruluşları tarafından kabul edilen bir kullanımdır.”

13.23 Çelik: “Şu anki iktidarın gerçeklere bir dakika bile tahammülü yoktur. İddanamede Albayrak haberlerinin dışında bir şey görmüyorum. Redhack’in o mailleri nasıl ele geçirdiğini bilmiyorum. Maillere baktığımda demokrasi ve hukuka uygun olmayan ilişkileri gördüm.”

https://twitter.com/Ben_Gazeteciyim/status/922771614428729344

13.22 Savunmasına devam edeceğini bildiren tutuklu gazeteci Çelik: ‘Suçlu kim?’ diye sorulursa; siyasi iktidarlar kadar bazı meslektaşlarımın da suçlu olduğunu belirtmem gerekir. Gerçeğin yanında yer almaları gerekirken, bazı meslektaşlarım paranın ve gücün yanında yer aldı. Gobbels diyor ki, ‘Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk vereyim.’

https://twitter.com/Ben_Gazeteciyim/status/922769941450973184

13.17 Çelik savunmasını sürdürüyor: “Bunlardan biri de içtenlikle söyleyebilirim ki dokuz yıldır bünyesinde yer aldığım Dicle Haber Ajansı’dır. Bu ajans 2002 yılında yayın hayatına başladığında ilke olarak ‘Gerçeklerden asla taviz verilmez’ sloganını belirledi. DİHA bu anlayışla 14yıl boyunca bölgede Türkiye’de, Ortadoğu’da ve dünyadaki gelişmeleri kamuoyuna ulaştırma çabası verdi. DİHA, Ekim 2016’da kapatıldı. Herkesin konuşmaktan korkuttuğu ortamda, biz korkmadan gerçeklerin haberlerini yapmaya çalıştık. Gerçekleri korkusuzca yansıttığımız için bugün hedef haline getirildik. Gazetecilerin elleri kelepçeleniyor ve gazetecilerin çalıştıkları kurumlar iktidar korkusu nedeniyle kapatılıyor. OHAL başladığından beri 63 gazete, toplamda da 178 medya kuruluşu kapatıldı.”

13.15 Gazeteci Ömer Çelik: “Ne yazık ki bugün Türkiye’de bu durum dünden de geriye gitmekte, ortada hukuk namına bir şey bırakılmamaktadır. Biz bu ülkenin kaderi haline getirilmek istenen tekleşmeyi kabul mü etmeliyiz? Bizden mutlak itaat isteyenlere boyun büküp onların birer methiye dizercesi mi olalım? Kralın çıplak olmadığını görmeyelim mi, yazmayalım mı, söylemeyelim mi? Bu olumsuz koşullara rağmen ağır bedeller ödemek pahasına da olsa Özgür Basın geleneğini sürdürmeye çalışanlar da var.”

13.12 Çelik “Evime gelen polisler kapıyı açmamla beraber üzerime çullandılar ve bilgi vermediler” dedikten sonra hakim gazetecinin sözünü keserek “Konu dışına çıkma” dedi.

Çelik yanıt verdi: “Bahsettiğim işkence meselesi konu dışına çıkmak değil. Ben bu dosyadan tutukluyum. İşkenceyle ilgili verdiğim dilekçe kaybedildi.”

13.06 Gazeteci Ömer Çelik: “Ben bu ülkede okudum ve büyüdüm. Türkçe biliyorum ancak Kürtçe benim anadilim. Bir ay kadar önce TDK ‘Anadil kimliğimizdir’ diye bir kampanya başlattı. Benim Kürtçe konuşmam mahkemeye karşı bir tutum değildir. Halihazırda iddianamede yöneltilen suçlamaları doğru bulmuyorum. Bu yüzden savunma yerine açıklama yapacağım. Gözaltına alınırken işkence edildi. Demokrasinin yerleşik olduğu hukuk kurulları Türkiye’de giderek geriye gitmiştir. Başka ülkelerde olsa bu haberlerle ödül alırdık ama Türkiye’de yargılanıyoruz.”

https://twitter.com/SosyalMedyaDava/status/922765060354830339

13.00 Tutuklu yargılanan gazeteci Ömer Çelik savunmasını Kürtçe yapıyor.

Yoksu’nun savunması

12.58 Gazeteci Yoksu’nun talepleri: “Adli kontrol şartımın kaldırılmasını talep ediyorum. Ailemin şahsi eşyalarına el konuldu. Bunların iadesini istiyorum. Babam taksici, ona ait diye ele geçirilen telefon onun değil, bir müşteriye ait. Adam da telefonunu istiyor.”

https://twitter.com/SosyalMedyaDava/status/922763003317178368

12.57 Yoksu savunmasına devam ediyor: “Söz konusu mesaj grubuna inisiyatifim dışında eklendim. Hiçbir mesajı okumadım. Sonra mesaj grubundan çıktım.  Ben bu gruptaki e-maillere girmedim. Paylaşımlarda bulunmadım. Ben bugün Twitter’dan herkesi takip edebilirim. Bu bir suçlama olarak yöneltilemez. Ben birisini takip ettim diye bu o kişiyle irtibatlı olduğum anlamına gelmez. Bilişim sistemini engelleme suçlaması var. Bu komik bir iddia. Ben sadece fotoğraf makinası ve Photoshop biliyorum. Bilişim bilgim bu kadar. Nasıl sistemi bozabilirim?”

12.49 Tutuksuz yargılanan gazeteci Metin Yoksu’nun savunmasına geçildi: “Biz Albayrak emaillerinden dolayı hapsedildiğimizi sanıyorduk. Biz gözaltına alındıktan sonra bize yöneltilen suçlamalar değiştirildi. Atılan tweetlere bakıldığında, dil açısından habercilik diline uygundur. Savcı gerilla kelimesine takılmış. Burada bir güzelleme yok. Örgüt mensubu olan kişilere gerilladır. Kişiler kendilerine nasıl isim veriyorsa haberde öyle geçer. Mesela Che Guevara da bir gerilladır ve haberlerde böyle geçer.”

Sargın’ın savunması

12.47 Gazeteci Sargın savunmasına devam ediyor: “Sahibi olduğum Adalı Yayınlarının bilgisayarını aldıklar, orada da bir şey çıkmadı. Twitter hesabını yurtdışındaki arkadaşımıza teslim ettik. Almanya’yla da görüşmedik.”

12.44 Eray Sargın:‘Berat’ın kutusu açıldı’ diye bir link paylaşıldıgını söylüyorsunuz, kendi ağzınızla söylediniz bu bir haber. Haber niteliği taşıdığı için tüm dünyada Wikileaks’in paylaştığı belgeleri whatsaptan konuşmam da doğaldır, bu suç değil ifade özgürlüğü olarak degelendirilmeli.”

12.41 Eray Sargın: “Yolculuk gazetesinin sosyal medya hesabını ben kullanmıyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum. BHH’nin yazışma gruplarında olduğum söyleniyor. HAZİRAN yasal bir harekettir. Bu yapıda bulunmam doğal. Bana ‘haber paylaştı’ diye suçlama yöneltiliyor. Ben gazeteciyim ne var bunda? Burada gazetecilik faaliyeti engellenmek isteniyor. Diğer arkadaşların da gazeteciliklerine kefilim. Ele geçirilen telefonum bilgisayarımda hiçbir kanıt çıkmamıştır. Annemin telefonunu bile aldılar ama kanıt bulamadılar.”

12.39 Tutuksuz yargılanan bir diğer gazeteci Eray Sargın’ın savunmasına geçildi.

Okatan’ın savunması

12.36 Gazeteci Derya Okatan, savunmasının sonunda adli kontrolünün kaldırılmasını, yurtdışı yasağının kaldırılmasını ve bilgisayarlarının iade edilmesini istedi.

12.35 Derya Okatan: “Albayrak bu mailleri reddetmedi. Savcı ‘duruma göre devlet sırrı olabilecek’ diye suç belirtmiş. Devlet sırrı olacak bu kadar önemli bilginin bakanın mailinde ne işi vardı?”

12.29 Okatan: “Savcı bizleri algı oluşyurmuyoruz gibi gösteriyor. Yaptığımız sadece ve sadece gazeteciliktir. Sormak isterm, iddianamede neden sadece yaptığımız haberler var?”

12.25 Derya Okatan savunmasına devam ediyor: “Bize dava açıldı. Dokuz sayfanın hacmi artırılsın diye alakasız konulara girmiş. Savcı etrafımız düşmanlarca çevrili edebiyatı yapmış. Ve bizi milli enerji politikasına düşman gibi gösteriyor. Savcı hukuki değerlendirme kısmında hiçbir hukuki dayanğı olmayan ifadeler kullanmış. Bizim algı ekibi olduğumuz yönünde ciddiyetsiz suçlamalar yöneltmiş. Ne olduğu belli olmayan bir ihbar mektubu üzerine savcı bize dava açıyor. Bunu anlamıyor. Twitter’da mesaj grubuna eklenmek kişinin inisiyatifinde değildir. Mesajlaşma yapmadık ama savcı bunu gözardı etmiş. Biz Berat Albayrak’ın maillerinde haber değeri taşıyan unsurları haberleştirdik.”

12.22 Tutuksuz yargılanan gazeteci Derya Okatan: “Avukatlarım Sezin Uçar ve Özlem Gümüştaş davadan önce gözaltına alındı. Savunma hakkım engellendi. 2009’dan bu yana ETHA’da çalışıyorum. Yüzbinlerce haber yaptık. Redhack Albayrak’ın maillerini hackledi. Olay birçok gazetecinin ilgisini çekti. Biz de tam 50 bin maili titizlikle inceledik. Biz hükümet yetkilisi makamını kendi çıkarı için mi halkın çıkarı için mi kullanıyor diye merak ettik. Ancak Berat Albayrak’ın başına dert olmadı.”

https://twitter.com/SosyalMedyaDava/status/922753738611347456

12.16 Kanaat’ın avukatı Ali Deniz Ceylan: “Polisin çok önemli bir bilgi bulmuş gibi gösterdiği 17/25 Aralık dosyalarına internette rahatlıkla ulaşılabiliyor. Dosyanın internetten indirilebileceğini projeksiyonla mahkeme salonunda göstermek istiyoruz. adaletbiz.com sitesinden bu dosyayı indireceğiz.”

Avukat, böylece Kanaat’in ‘örgüt üyesi’ olmadığını göstermek istediğini söyledi.

Savcı video projektör kullanılması talebine itiraz etti. Hakim itirazı kabul etti.

12.11 Duruşmadan bildiren Ben Gazeteciyim İnisiyatifi: “Hakim, arkadaşlarımıza suçlamalarla ilgili sessiz kalma haklarını kullanmak isteyip istemediklerini sordu. Hiçbiri istemedi.”

12.09 Duruşma başladı. İddianame okunuyor.

https://twitter.com/RifatDogann/status/922750881715642368

12.01 Duruşma salonuna davayı takip için yalnızca altı gazetecinin alınması tepki çekti. Gazeteci Fatih Polat: “Salonda gazeteci, yakınlar ve tüm izleyenler için sadece dört sıra var. Bir sıra tamamen çevik kuvvete ayrılmış. “

https://twitter.com/SosyalMedyaDava/status/922749825338224640

11.50 Çok sayıda gazeteci, akademisyen, hukukçu ve siyasi parti temsilcisi davayı takip etmek için adliyeye geldi.

11.45 Silivri Cezaevi’nde 10 aydır tutuklu bulunan gazeteciler duruşma salonuna getirildi.

https://twitter.com/Ben_Gazeteciyim/status/922745169535033344

10.30 Bir grup gazeteci, duruşma başlamadan önce Çağlayan adliyesinin önünde toplandı.

Gazeteciler, kamu yararına olacak bilgileri haberleştirmesini gazetecinin görevi olduğuna dikkat çekerek meslektaşlarının serbest bırakılmasını istedi.

Açıklamanın satır başları şöyle:

“* Dokuz sayfalık iddianamede somut bir delil ve suçlama bulunmuyor. İddianamede 24 kez Twitter, 25 kez paylaşım, 25 kez haber sözcüğü geçiyor.

* Aleniyet kazanmış ve tüm yurttaşların hakkında konuştuğu bilgiler; haberleştirildiği, tweet atıldığı için ve hatta bu paylaşımları yapan hesaplar takip edildiği için gazeteci arkadaşlarımız özgürlüklerinden mahrum.

* BirGün gazetesi çalışanı Mahir Kanaat bu akıl ve mantık dışı dava yüzünden bebeğinin doğumuna tanık olamadı. Tunca Öğreten cezaevinde evlendi. Ömer Çelik ailesinden, çocuklarından mahrum bırakıldı. Bunun bedelini kim ya da kimler ödeyecek?

* İnternet üzerinden gazetecilere her gün çeşitli yerlerden bilgi, belge ve istihbarat gelmekte, arkadaşlarımız çeşitli kişilerce sosyal medya gruplarına ya da mail gruplarına eklenmektedir. Gazeteciler bu bilgileri incelemekte, asılsızsa kullanmamakta, haber değeri ve kamu yararı varsa yayımlamaktadırlar. Bu yüzden gazeteciler tutuklanamaz, birilerinin kini ile üzerilerine iftira atılamaz.

* Savcılık makamı arkadaşlarımızı içeride tutacak delil bulamadıkça ne suçlama yönelteceğini şaşırıyor. Milyonlarca kişinin okuduğu 17-25 Aralık fezlekelerini bilgisayara indirmek suç gibi gösteriliyor. Üstelik oluşturulma tarihi ile indirilme tarihi bilinçli bir şekilde birbirine karıştırılıyor. Bilirkişi görevlendirilmiyor, uzmanlar dinlenmiyor. Davayla hiç ilgisi olmayan kişisel tweetler dosyaya konuyor. Bu hukuksuzluk hangi talimatla yapılıyor? Bizler bir an önce bu hukuksuzluktan vazgeçilmesini talep ediyoruz.”

İddianameden

İddianamede Albayrak’ın kişisel e-posta hesaplarında ‘duruma göre devlet sırrı niteliğinde de olabilecek bilgiler’ olduğu ve bu bilgilerin manipüle edilerek Albayrak ve onun şahsında hükümeti yıpratmak amacıyla yayınlandığı öne sürülüyor.

Ancak hangi bilginin ne şekilde değiştirildiğinden bahsedilmiyor, sadece, ‘milli enerji politikasının başarısızlığa uğraması için olumsuz algı oluşturulduğu’ gibi suçlamalar yer alıyor.

İddianamede Öğreten ‘FETÖ’ ve DHKP-C’ye üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’, Okatan, Sargın, Yoksu ve Çelik ‘örgüt propagandası’, Kanaat ise ‘örgüt üyeliği’yle suçlandı.

Öte yandan Kanaat haricindeki isimlere de ‘bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme’ suçlaması da yöneltildi.

RedHack davasında üçü tutuklu altı gazeteci ‘304 gün sonra’ hakim karşısında

Tutuklu gazeteci Tunca Öğreten’in eşi: Ona dair her şeye hasretim

Tutuklu üç gazeteci tam 300 gündür özgürlüğünden mahrum

Mediapart’ın kurucusu Plenel’den mesaj: Tutuklu gazeteciler yalnızca işlerini yapıyor

AİHM’den tutuklu gazeteciler Öğreten ve Kanaat’e öncelik

Tutuklu gazeteci Öğreten’in hukuk danışmanı: Yazdığı bilgiler aleni

Gazeteciliğin yargılandığı ‘RedHack’ davası öncesi duruşmaya katılım çağrısı

‘RedHack davası’ öncesi çağrı: Gazetecilik bu değilse ne?

Tutuklu gazeteci Tunca Öğreten: 7 milyar insanın bildiği sır mıdır?

Altı gazeteci hakkındaki ‘Redhack davası’nda iddianame ‘nihayet’ tamam