Gurme yazar Yaşin'le 'domatesin tarihi': Mutfağa girdi, meyvelerin pabucu dama atıldı

 

Gurme yazar Mehmet Yaşin, Türkiye’nin son dönemdeki gündemi ‘domates’in tarihini ve Anadolu’ya gelişini anlattı.

Erdoğan-Putin görüşmesinin gündemi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le görüşmesinin ardından düzenlenen basın toplantısında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Bugün domates dışında bütün konularda, zaten gıdada, konfeksiyonda, tekstilde arkadaşlarımız mutabık kaldılar. Tabii Türk domatesinin Rusya pazarında olmasını arzu ederiz” demişti.

Putin’se iki ülke arasındaki normalleşmeye dikkat çekerek,“Domatese gelince, sonsuza kadar kapatmayacağız. Fakat dediğim yatırım süreci tamamlandıktan sonra pazar bu sektörü de açılacak. Diğer yaptırımların kaldırılması kanaatindeyiz”diye konuşmuştu.

‘Bizim Salihli kirazını andırır’

Hürriyet’teki ‘Yaz demek domates demek‘ başlıklı yazısında domatesin tarihini anlatan Yaşin, sözlerine şöyle başladı: “Kimileri ilk domatesi Azteklerin yetiştirdiğini söyler. Azteklerin domatesi, salkımlar halinde küçük meyvelerdir. Bizim Salihli kirazını andırır.”

‘Yeşil rengin kırmızıya dönmesi onları ürküttü’

Domatesi Avrupa’ya ilk getirenlerin İspanyol kâşifleri olduğunu hatırlatan Yaşin, İspanyolların kırmızı domatese önce ‘pome de moro’ (Mağrip Elması) adını verdiklerini yazdı.

Yaşin şöyle devam etti: “İtalyanlar bundan yola çıkarak ‘pomi d’oro’ (altın elma), Fransızlar ‘pomme d’amour’ (aşk elması), İngilizler de aynı anlama gelen ‘apples of love’ adını koyarlar. Avrupalılar bu kadar romantik ad koydukları domatesi, uzun süre mutfaklarına sokmazlar. Çünkü yeşil rengin yavaş yavaş kırmızıya dönmesi onları ürkütür. Kırmızı, zehrin rengidir. Zehirlenerek ölmek o çağın en büyük saplantısı olduğu için domates sadece süs bitkisi olarak kullanılır. Domatesin, 1692’de bir Napoliten yemek tarifinde görülünce talihi değişir. O güne kadar fakir yemeği olan pizza, domatesli sosa bulanınca sınıf atlar, İtalyan mutfağının gözdesi olur. Domates de milli bir yiyecek haline dönüşür.”

‘Tek başına rakı masasını idare eder’

Domatesin ilk kez 1772’de ressam Louis Eugenio Melendiz’in tablosuna poz verdiğini aktaran Yaşin, domatese karşı ‘hislerini’ de anlattı: “İtalyan makarnalarına tat katar, pizzaya sınıf atlatır. Bizim kurufasulyeyi bir başyapıt haline getirir. Lahmacuna ayrı bir lezzet katar. Ezme salataya dönüşüp kebap masalarının gözdesi olur. Üstünde bir dilim Ezine beyaz peyniriyle çoban salatası adını alır ki, başlıbaşına bir yemektir. Bu salatanın suyuna ekmek banmaya doyum olmaz. Dilim dilim doğrayıp üstüne tuz gezdirirseniz, tek başına rakı masasını idare eder. Bu arada milli çorbamız tarhananın ana maddelerinden biri olduğunu da unutmamak lazımdır.”

‘Meyvelerin pabucu dama atıldı’

Fotoğraf: CNN Türk

Türk mutfağına domatesin 18’nci yüzyılın başında girdiğini aktaran Yaşin, “Domates, Türk mutfağına 18’inci asrın başlarında girmiştir. Onun mutfağa sızmasıyla yemeklerde kullanılan meyvelerin pabucu dama atılmıştır” diye yazdı.

Türkiye’nin halihazırda dünyanın üçüncü büyük domates üreticisi olduğunu söyleyen gurme yazar, ilk üretimin 1900’lerin başında Adana’da başladığını kaydetti.

Yaşin yazısını şöyle bitirdi: “Ben domatesin her rengini severim. Annemin yaptığı zeytinyağlı, pirinçli yeşil domates yemeğini özler dururum. Pembe domatesi dilimleyip biraz tuz, biraz zeytinyağıyla birlikte mezelerin şahı yaparım. Kırmızı domatesiyse şekilden şekle sokarım. Salata yaparım, güveci tatlandırırım, kızartmalarıma sos yaparım, mangalın üstünde közlerim, yumurtayla menemene çeviririm.”

‘Damaklar çatlayacak’: Gurme yazar Yaşin internet sitesiyle ‘sofralarda’

Mehmet Yaşin: Osmanlı sarayının balıkla arası nasıldı?

Gurme yazar Vedat Milor ‘masayı devirdi’: Rakı, balığa uymazmış

Vedat Milor yazdı: Şarapla ilgili 10 şehir efsanesi