Askeri operasyonlarda yok edilen insanlar da ölü değil, çatışmada ölenler zayiat, hiç alakası yokken ölen sivillerse tali kayıplar;
1995’te Fransa Güney Pasifik’te nükleer denemeler yaparken, Fransız Büyükelçisi Yeni Zelanda’da açıkladı: “Bu bomba kelimesi hoşuma gitmiyor. Bomba değil bunlar. Bunlar patlayan mekanizmalar”;
Askerin himayesi altında Kolombiya’da insanları öldüren bazı grupların adı Ortak Yaşam;
Şili diktatörlüğündeki toplama kamplarından birinin adı Haysiyet’ti ve Uruguay diktatörlüğünün en büyük cezaevinin adı Özgürlük’tü;
1997’de Chiapas’ta Acteal Köyü’nün kilisesinde dua eden, tamamına yakını çocuk ve kadın kırk beş köylüyü arkadan makineli tüfekle tarayan paramiliter grubun adı Barış ve Adalet’ti.
•••
Referandum yasakları nedeniyle bugün köşemi Latin Amerikalı büyük yazar Eduardo Galeano’ya bıraktım. Galeano’yu iki yıl önce, bir 13 Nisan günü yitirmiştik. Okuduğunuz pasaj, onun Türkçeye yeni çevrilen kitabı “Tepetaklak”tan. Galeano’nun şahsında, tepetaklak edilmiş bir dünyada hakikatin peşinde koşmaktan korkmayanlara, hakikat işçilerine selam olsun. İnanın, biz kazanacağız!