Yılmaz Özdil: Korktuğumuz için mi kaçarız? Kaçtığımız için mi korkarız?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Hiç düşündünüz mü, ulusal marşımız neden “korkma” diye başlar?

Korkarız çünkü.

Kayıtsız şartsız…

Milli “egemen”dir korku.

Bizim gibi demokrasinin henüz yerli yerine oturmadığı, hukuksuzluğun genelde iktidar olduğu, gücü gücüne yetenin itibar gördüğü, yalakalığın meziyet, dürüstlüğün eziyet olduğu ülkelerde… Egemendir.

Bu nedenle, hava günlük güneşlikken “eğri oturalım doğru konuşalım” diye atıp tutarız, hava bozar da şimşekler çakmaya başlarsa, anında kıvırır “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar, neme lazım” der, susarız.

Dost sohbetlerinde “bir elin nesi var, iki elin sesi var, birlikten kuvvet doğar” diye etrafımızı gaza getiririz. Sonra gider, aynada kendi suratımıza “adaaaam sende, her koyun kendi bacağından asılır” deriz.

Maalesef böyleyiz.
İyiyle kötü, güzelle çirkin, doğruyla yanlış, gerçekle yalan arasında gelgit’ler yaşarız, bugün öyle, yarın böyle konuşuruz.

Hiç düşünmeyiz…
Korktuğumuz için mi kaçarız?
Kaçtığımız için mi korkarız?

Yılmaz Özdil’in yazısı