CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla yeniden alevlenen ‘başkanlık sistemi’ tartışmasına ilişkin ‘ortak mücadele’ çağrısı yaparak, “Bir kişi milli iradeyi temsil edemez, demokrasilerde böyle bir şey yoktur” diye konuştu.

Doğuş Üniversitesi’nde düzenlenen 1’nci Ulusal Gençlik Akademisi açılışında konuşan Kılıçdaroğlu, kişi başı gelirin 25 bin dolar ve daha fazla olduğu bütün ülkelerde tam demokrasi olduğunu ancak İslamiyetin hakim olduğu bütün ülkelerde demokrasi ve kadın-erkek eşitliği olmadığını söyledi.
CHP lideri şöyle devam etti: “Bugün hapiste gazetecilerimiz, yazarlarımız ve bilim insanlarımız var. İçime sindiremiyorum. Bugün içeride olan gazetecilerin hiçbirisi Cumhuriyet Halk Partisi lehine üç cümle bile kurmuş değildi. Ama ben onların haklarını savunmak zorundayım; çünkü ben demokrasiye, insan haklarına, düşünceyi açıklama özgürlüğüne inanıyorum.”
“Bir kişi milli iradeyi temsil edemez, demokrasilerde böyle bir şey yoktur” diyen Kılıçdaroğlu, Nazi Almanyası lideri Adolf Hitler’in aldığı yetkilerle sadece kendi ülkesini değil, dünyayı ‘kana buladığı’nı savundu.

Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: “Demokrasiye yönelen her harekete karşı hepimizin ortak mücadele etmesi lazım. Güçler ayrılığı, yasama, yargı yürütme… Çağdaş demokrasilerde bir de buna medya eklenir. Çünkü bunların tamamı milli iradeyi kullanırlar ve temsil ederler. Bir kişi milli iradeyi temsil edemez. Demokrasilerde böyle bir şey yoktur. Güçler ayrılığı bu anlamda çok önemlidir. Bu bağlamda başkanlık tartışmaları yapılırken, ‘Yasama ve yargı benim için ayak bağıdır’ diye birisi söylüyorsa, onun demokrasiye ihanet ettiğini rahatlıkla düşünebilirsiniz.Benim gibi düşünmeyen yargı veya yasama organı olmaz. Düşünceyi açıklama özgürlüğünün özünde birlikte tartışmak, uygarca tartışmak, uygarca konuşmak, uygarca çözüm yolları bulmak yatar.”
Tartışma nasıl başladı, kim ne dedi?

Bahçeli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın makamının ‘tarafsızlığına gölge düşürdüğünü’ savunmuş, ilk tercihinin Erdoğan’ın yasal sınırlara çekilmesi olduğunu söylemişti. Bahçeli, bunun olmaması halinde başkanlık sisteminin Meclis’te oylamaya sunulmasını, yeterli sayıya ulaşılmazsa da referanduma götürülmesini istemişti.
Bahçeli’nin açıklamalarının ‘umut verici’ olduğunu söyleyen Yıldırım, parlamenter sistemin Türkiye’nin sorunlarına çare olmadığını söyleyerek, ‘başkanlık sistemi’ni içeren anayasa teklifini en kısa sürede Meclis’e getireceklerini ve sonuç ne olursa olsun referanduma gidileceğini açıklamıştı.
Bunun üzerine MHP’den peş peşe ‘düzeltme’ gelmiş, Bahçeli’nin sözlerinin ‘başkanlık sistemine destek’ olarak yorumlanamayacağı, MHP’nin parlamenter rejimin devamından yana olduğu vurgulanmıştı.
CHP ise ‘başkanlık’ tartışmasında AKP ile MHP arasında ‘gizli pazarlığı’ işaret ederek, “Ne böyle tartışma içinde oluruz ne de böyle bir sistemin Türkiye’de yer almasına izin veririz. Partili cumhurbaşkanlığı konusundaki tavrımız da aynı” demişti.
Yine ‘AKP-MHP ortaklığı’na dikkat çeken HDP de şu anda en önemli olanın CHP’nin alacağı pozisyon olduğunu açıklamıştı.
İktidar temsilcileri de MHP’nin ‘düzeltme’lerini duymazdan gelmiş, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, AKP ve MHP’nin anlaşması halinde 2017 yılının başında referandum yapılabileceğini söylemiş, Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop da referandumun 2017 baharında yapılabileceğini belirtmişti.
Tartışmaya kayıtsız kalamayan Erdoğan da partilere referandum çağrısı yaparak, “Milletim bu işe‘Evet’ diyorsa adım atalım. İstiyorum ki patinaj yapmayalım, hızla yola devam edelim” demişti.
Son olarak AKP’li Hayati Yazıcı, başkanlık sistemi’yle ilgili teklifin ocak ayında Meclis’e gelebileceğini, nisan ayında da referanduma gidilebileceğini söylemişti.
Meclis aritmetiği
Parlamentoda oy kullanma yeterliliğine sahip 316 milletvekili bulunan AKP’nin, olası bir anayasa değişikliğini tek başına referanduma taşıyabilmesi için gereken 330 rakamına ulaşabilmekte en az 14 sandalyeye daha ihtiyacı bulunuyor.
MHP’nin Meclis’te 40 sandalyesi mevcut.