Kanser hastalarının büyük bölümü kanserden çok ne yiyeceği konusunda kaygılanıyor. Multidisipliner Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Çetiner, hastaların beslenmeleriyle ‘kanseri öldürmeyi‘ değil, ‘tedavi sırasında güçlü kalmayı‘ hedeflemeleri gerektiğini söyledi.

Kanser Savaşçıları Derneği Onursal Başkanı da olan Çetiner, kanser tanısı alan hemen herkesin etrafında bir ‘beslenme uzmanı ordusu’ oluştuğunu söyledi: “Komşu teyze, kuzen, WhatsApp grubu, Youtube fenomeni, aktar, bitkisel karışım satan biri… Sonunda hasta ne yapacağını bilemez hale geliyor.
Tanıdan sonra ‘Şunu yeme’, ‘Bunu mutlaka ye’, ‘Ben bir yerde okudum…’ tavsiyeleri başlıyor. Ondan sonra işler karışıyor. Derken hasta ne yiyeceğini değil, ne yiyemeyeceğini düşünmeye başlıyor.”

Kanser hastalarının beslenmesinde amaç, hastayı güçlü tutmak, kilo ve kas kaybını önlemek, tedaviyi güvenle sürdürebilmek. Doğru beslenme, tedavi süresince vücudun güçlü kalmasına, enfeksiyonlarla savaşmasına ve tedavinin yan etkilerini daha iyi göğüslemeye yardımcı oluyor.
Şekeri kesmek kanseri aç bırakmaz
Hastalar arasındaki en yaygın efsane ‘kanser hücresi şeker kullanır’. Kanser hücrelerinin glukoz kullandığı doğru. Ancak beyin, kaslar, kalp, karaciğer de glukoz kullanıyor. Şekerin tamamen kesilmesi kanseri aç bırakmıyor. Çünkü vücut başka kaynaklardan yine glukoz üretiyor.
Çetiner, ‘Şekeri tamamen kesersem kanser ölür‘ iddiasının bilimsel olmadığını belirterek, “Asıl düşman kilo kaybı. Hastaların çoğu kilo vermekten memnun olur. Özellikle başlangıçta. Ama biz hekimler kilo kaybını pek sevmeyiz. Çünkü istemsiz kilo kaybı çoğu zaman kas kaybı anlamına gelir. Kas kaybı ise daha fazla yorgunluk, daha fazla enfeksiyon, daha zor iyileşme, daha düşük yaşam kalitesi demek” dedi.
Protein tedavinin önemli bir parçası
Yeterli protein almak kanser hastaları için çok önemli. Et en büyük protein kaynaklarından. Çetiner hastalardan sıklıkla, ‘Kırmızı et kanser yapıyor‘ sözünü duyduğunu söyledi:
“İki farklı şeyi ayırmak gerekir. Uzun yıllar boyunca işlenmiş etlerin tüketilmesinin bazı kanserlerle ilişkili olduğu gösterildi. Ama bugün konuştuğumuz kişi zaten kanser tedavisi gören bir hasta. Bu hastada öncelik protein eksikliğini önlemek esas. Dolayısıyla dengeli ve kontrollü tüketilen kaliteli protein kaynakları tedavinin önemli bir parçası. Et, balık, tavuk, yumurta, yoğurt, peynir, baklagiller hepsi önemli.”
Meyvesiz olmaz
Bazı hastalar içindeki şekerden ötürü meyve yemekten kaçınıyor. Çetiner meyvenin şekerden ibaret olmadığını, ayrıca vitamin, mineral, antioksidan ve lif içerdiğini hatırlattı: “Dolayısıyla meyveleri şeytanlaştırmak doğru değil. Özellikle tedavi sırasında yeterli beslenmenin parçası.”
Ancak bir istisna var. Greyfurt yemek yasak. Çünkü greyfurt bazı ilaçların karaciğerdeki metabolizmasını bozuyor. İlaç düzeylerini beklenmedik şekilde yükseltebiliyor.
Zerdeçal, propolis masum mu?
Bal, zerdeçal, propolis, keçiboynuzu gibi ürünlerin hastalara sık önerildiğini anlatan Çetiner, şöyle devam etti:
“İşte en tehlikeli alanlardan biri bu. Çünkü insanlar doğal olanın zararsız olduğunu düşünür. Oysa doğada siyanür de doğal. Mantar zehiri de… Doğal olması güvenli olduğu anlamına gelmez. Bugün için hiçbir bitkisel ürünün kanserleri tedavi ettiği gösterilemediği gibi bazıları ilaçlarla etkileşebilir, karaciğere zarar verebilir ya da enfeksiyon riski yaratabilir. Hastalara önerim, doktoruna söylemeden hiçbir destek ürünü kullanmaması.”
Probiyotiklere dikkat
Ağır bağışıklık baskılanması olan hastalar probiyotiklerle ilgili dikkatli olmalı. Çetiner, “Probiyotik kullanımı otomatik olarak ‘iyi’ kabul edilmemeli” dedi.
Kefiri tedavi ekibine danışın
“Kefir içebilir miyim?” sorusuyla sık karşılaştığını anlatan Çetiner, cevabın herkes için aynı olmadığını söyledi:
“Tedavi dönemine, bağışıklık durumuna, ürünün güvenilirliğine göre değişebilir. Bu nedenle genelleme yapmak yerine hastanın kendi tedavi ekibinin önerisine uyması daha doğru.”
Kahvenin miktarı önemli
Çetiner çoğu hasta için kahvenin yasak olmadığını söyledi: “Birçok insan için kahve hayat kalitesinin küçük ama önemli bir parçası. Sorun kahvenin kendisi değil. Miktarı ve eşlik eden sağlık sorunları.”
Bitki çayları ‘masum’ değil
Bitki çaylarının masum olduğunu düşünmek çok iyimser bir yaklaşım. Ancak dikkatli olmak gerekir. Birçok bitki, aktif biyolojik moleküller içeriyor. Çetiner, “Bazıları ilaç metabolizmasını değiştirebilir. Bazılarıysa karaciğeri etkileyebilir. Bu nedenle ‘Bitki çayıdır, zararsızdır‘ düşüncesi doğru değil” dedi.
Çiğ gıdalara ara vermek gerekebilir
Nötropeni (beyaz kan hücrelerinin normalin altına düşmesi) dönemindeyse sorun besinin kalorisi değil. Mikrobu olabiliyor. Bu nedenle bazı dönemlerde çiğ gıdalar kısıtlanabiliyor. Çiğ etler, az pişmiş yumurta, suşi, pastörize edilmemiş süt ürünleri, çiğ köfte, açıkta satılan ürünler risk yaratabiliyor. Çetiner, “Nötropenik diyet geçici bir uygulama. Hayat boyu sürecek bir ceza değil” dedi.
Bilim ilerledikçe öneriler değişebilir
Peki kanser hastası ne yemeli? Çetiner, mükemmel beslenmeye çalışmak yerine öncelikle yeterli beslenmeye çalışılmasını öneriyor.
Profesör ayrıca şu noktaları hatırlattı:
* Bilim ilerledikçe öneriler değişebilir. Bu bir zayıflık değil, aksine bilimin en güçlü yanı. Yani yeni kanıt geldiğinde fikrini değiştirebilmesi.
* Kanser hastalarının büyük bölümü bir noktada şu cümleyi duyar: “Ben olsam kemoterapi almam. Şunu içerdim.” Bu cümleyi duyduğunuzda şunu hatırlayın; bugün kanseri tedavi eden şey sosyal medya, WhatsApp mesajları, internet videoları değil; bilim, klinik araştırmalar ve yıllar süren emek. Beslenme önemli ama tedavinin yerine geçmez. Tedaviyi destekler.
* Meyve, sebze, tahıllar, baklagiller, yağsız et, balık ve az yağlı süt ürünleri açısından zengin bir diyet, gücünüzü ve bağışıklık sisteminizi korumak için önemli.
* Tabağınızın üçte ikisi meyve, sebze, tam tahıllar ve bitkisel proteinlerden oluşsun. Kalan üçte bir veya daha azını hayvansal proteinlere ayırın.
* Küçük ve sık öğünler tüketin (günde beş ila altı öğün).
* Gıda zehirlenmesi belirtileri yaşarsanız (ateş, ishal, kusma, karın ağrısı), bir hafta içinde bir-iki kilo veya daha fazla kilo kaybederseniz, iki günden fazla yemek yiyemiyorsanız, şiddetli bulantı ve kusma varsa hekiminize haber verin.