Son beş yılda her adımda fakirleşerek, yaşam kalitemizi aşağı biraz daha çekerek yol aldık. Önümüzdeki dönemler de bugünümüzden daha kötü olacak gibi görünüyor. Reel olarak gelirimiz azalırken, hız kesmeden artan gıda fiyatları canımıza okuyor. Kiraya ödediğimiz bedel ise her geçen gün katlanarak artıyor. 2023’te maaşımızın yüzde 23,9’u kiraya gidiyordu. Bu oran 2024’te yüzde 26’ya, 2025’te ise yüzde 29.3’e yükseldi.
Giyimden, gıdadan, sağlıktan kısıp kirayı denkleştirmek hayat tarzımız olmaya başladı. Üç yıldır gıda harcamalarının bütçedeki payı azalıyor. 2023’te maaşımızın yüzde 20.6’sı gıdaya gidiyordu. 2024’te bu oran yüzde 18.1’e, 2025’te ise yüzde 17.3’e geriledi.
Yani TÜİK verilerine göre giyimi beslenmeyi bir kenara itip “Başımızın üstünde bir çatı kalsın yeter” diyecek hale düştük. Üstelik kiraya, gıdaya ve ulaşıma harcadığımız parayı alt alta yazdığımızda ortaya çok daha vahim bir tablo çıkıyor. Ücretliler maaşlarının yüzde 64.3’ünü sadece kira, gıda ve ulaşıma ayırıyor. Emeklilerin durumu ise içler acısı bir halde geldi. Onlar, aylıklarının yüzde 74.8’ini bu üç kaleme veriyor.
Emekliye, dar gelirliye yaşamı dar eden en önemli faktör kiralar oldu. 1990’lı yıllarda emekli maaşının yarısı ile kirayı ödemek mümkündü. 2003 yılında en düşük emekli maaşı 332 lira iken, aylık ortalama kira ise 120 lira civarındaydı. Büyük çöküşün yaşanmaya başladığı 2020 yılından itibaren bu denge altüst oldu. Bu yıl en düşük emekli maaşını 20 bin lira yaptılar. Ama artık Türkiye’de ortalama kiralar 25 bin lirayı buluyor. İstanbul gibi büyük kentlerde ise bu rakam katlanarak artıyor.
Kiralardaki artış beş yılda bir barınma krizi yaratırken, emeklinin, asgari ücretlinin elindeki üç kuruşu da kiralar yuttu. Aradaki açığı kapatmaz hale düşünce de borçlandık, icraya düştük, kredilerin altında kaldık. Kısacası sersefil perişan olduk.