Gezi Direnişi’nin 13’üncü yıl dönümünde Taksim Meydanı ve çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Vatandaşlar polis ablukasına rağmen bir araya gelerek Gezi’yi andı.

İstanbul Valiliği ve Beyoğlu Kaymakamlığı, Gezi Direnişi’nin 13’üncü yıl dönümü nedeniyle düzenlenen anma öncesinde Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. Gün boyunca meydana çıkan yollar kapatıldı, metro seferleri Taksim durağında durmadı. Osmanbey’den Taksim’e giden yolda polis bariyerleri kuruldu.
Tüm kısıtlamalara rağmen yüzlerce kişi Mis Sokak’ta bir araya gelerek Gezi direnişini 13’üncü yılını andı.
Taksim Dayanışması’nın çağrısıyla gelen vatandaşlar polis ablukasına tepki gösterdi ve şöyle dedi:
“13’üncü yılında Gezi’de kaybettiklerimizi anmak için 300 metre ileriye gitmek ve Gezi Parkı’ndan Türkiye’ye seslenmek istedik. Yıllardır olduğu gibi bu yıl da büyük bir kuşatmayla karşı karşıyayız. Bırakın Gezi Parkı’nı, bulunduğumuz noktaya gelmek için bile mücadele vermemiz gerekti.”
Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan şöyle konuştu:
“Mutlaka bir gün bu ablukayı yıkacak ve Gezi’de karanfil bırakarak çocuklarımızı anacağız. Can Atalay, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Osman Kavala ve Tayfun Kahraman da yanımızda olacak.”
Anka’nın aktardığına göre TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Aydan Adanır Usta tarafından okunan ortak basın açıklaması şöyle:
“Bugün 31 Mayıs 2026…
En demokratik, en katılımcı ve en barışçıl gösterilerin bile ağır hapis cezaları ile karşılık bulacağını göstererek halkın demokratik tepkilerinde korkuyu ve kaygıyı yaygınlaştırmayı amaçlayan; silahsız, ordusuz birbirini tanımayan kişilerin darbe yapabileceği tezine dayandırılan hukuksuz, delilsiz, mantıksız yargılamalarla, onlarca yıllık hapis cezalarına çarptırılan ve halen cezaevinde tutulan dostlarımız, arkadaşlarımız ve kardeşlerimizle; iş insanı Osman Kavala, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman, Mimarlar Odasının yetkili avukatı Şerafettin Can Atalay, vakıf çalışanları Çiğdem Mater ve Mine Özerden ile dayanışma göstermenin, suçsuzluklarını haykırmanın günü…
Bugün, kimseden emir almayan, kimseye emir vermeyenlerin, dayanışma ile revirler, kütüphaneler açanların, gerektiğinde barikat kuranların, öğrencisi, ev kadını, taraftar grubu, sendikalı işçisi, gündüz işe gece direnişe gelen sendikasız beyaz yakalısı, işsizi, emeklisi, Türkü, Kürdü, Ermensisi, Alevi ve Sünnüsi ile bütün bir halkın ayağa kalktığı gün…
Bugün 31 Mayıs 2026…
Bugün ülkemizi karnesi zayıf olsa da demokratik ülkeler sınıfından çıkarmakla kalmayıp, yüzyıllık Cumhuriyetin kazanımlarından, evrensel hukuk normlarından ve yurttaşların temel haklarından uzaklaştıracak, otoriter ve militer bir rejim inşasına doğru sürükleyen içinde bulunduğumuz sürecin ilk haber vericisi olan Gezi’yi hatırlama ve anlama günü
Bugün 31 Mayıs 2026…
Partili Başkanlık rejiminin doğal sonucu olan ‘Partili Hakim ve Savcıların’ iktidar çıkarlarını gözeten kararları ile Ana Muhalefet Partisine Kayyum atanabilmesinin, seçilmiş belediye başkanlarının kolaylıkla ve inandırıcılığı olmayan verilerle tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasının, tweet atan gazetecinin, itiraz eden akademisyenin bir anda kendisini hapishanede bulmasının ilk adımlarının Gezi davalarında atılmış olduğunu hatırlamanın ve hatırlatmanın günü,
Bugün 31 Mayıs 2026…
Ülkenin bütününün maden sahası ilan edilerek heryerin kolaylıkla maden şirketlerine peşkeş çekilebilmesine, şehirlerin ortasındaki hastane arazilerinin bile özelleştirme kapsamına alınmasına, doğanın talanının bambaşka bir seviyeye çıkarılmasına ilk itirazın Gezi’de gösterildiğini akılda tutmanın 13’üncü yıl dönümü…
Bugün 31 Mayıs 2026…
Bugün milyonlarca gencin işsizlik ve geleceksizlik girdibında kumar ve uyuşturucu batağında, mafyatik ilişkilere özendirildiği; kadın cinayetlerinin hız kesmediği, lgbti+ bireylerin düşmanlaştırıldığı, üniversitelerin bir gecede kapatılıp, liyakatsizlikle ünlenmiş kişilerin en yetkili yerlere atanabildiği bir yönetim anlayışının ülkeyi getireceği yerin yıllar öncesinde Gezi Parkından teşhirinin yapıldığı gün…
Bugün 31 Mayıs 2026…
Gezi’yi hatırlamanın ve savunduğu değerleri düşünmenin zamanıdır! Çünkü;
Gezi, sadece bir park değil adalet talebidir. Hukuksuz, delilsiz, gerekçesiz onyıllara varan hapis cezalarını veren siyasallaşmış yargının teşhiridir.
Gezi, taşı, toprağı, denizi, deresi, kamu arazisi ile yer altı ve yer üstü bütün kaynaklarının yağmalanmasına karşı erkenden kurulmuş bir barikattır..
Gezi, seçimlere, seçilmişlere, oy hakkına, demokrasiye ve laikliğe halkın sahip çıkmasının diğer adıdır.
Gezi, anti demokratik uygulamaların, halka yönelen şiddetin, biber gazının pervasızca kullanılmasının normalleştirilmesine karşı çıkışın adresidir.
Gezi, korku duvarlarının aşılması, cesaretin bulaşıcı hale gelmesidir.
Gezi, siyasetin demokratik tepkisinin gençlerin enerjisi, kadınların kararlılığından güç aldığı ve sözün, sazın, halayın, horunun, sanatın ve sporun temsilcilerinin buluştuğu direnmenin ortak tarihinin adıdır.
Ve Bugün 31 Mayıs 2026…
Gezi Direnişi yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor!