Mehmet Ocaktan: Ne yazık ki bir dış politikamız yok

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Epey bir süredir devletin kurumlarını yok ettiğimiz gibi, dış politikamızı da bütün savrulmalara açık hale getirmiş bulunuyoruz.

Hakkaniyetli bir şekilde oturup, “Bölgemizde ve dünyadaki yeni gelişmeler karşısında nasıl bir dış politika konseptine sahibiz” diye bir soru sorsak, herhalde tatmin edici bir cevap bulmakta zorluk çekeriz.

Açık yüreklilikle itiraf etmek gerekirse, ne yazık ki bizim bir dış politikamız yok. Ama haksızlık etmeyelim, özellikle bölgemizdeki yeni gelişmeler ve yeniden yapılanmalar konusunda Amerika ve Rusya’ya karşı sesimizi yükseltemiyoruz ama Avrupa’ya parmak sallamayı çok seviyoruz, bu da bizi çok mutlu ediyor…

Eğer yeniden şekillenen bir dünyada yeni fırsatlardan yararlanmak gibi bir derdiniz yoksa, ‘güçlü ve büyük Türkiye’ masallarıyla yetinip, kaybetseniz de mutlu-mesut yaşayıp gidebilirsiniz…

Maalesef Türkiye, son yıllarda “Avrupa bizi kıskanıyor” ezberi üzerine bina ettiği dış politika anlayışı yüzünden, karar alma süreçlerinin dışında kaldığı için yalnızlığı daha da derinleşti. İşte tam da bu yüzden Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, artık stratejik bir zorunluluk haline gelmiş bulunuyor.

Bilindiği gibi geçtiğimiz hafta, AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da bir araya gelerek Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve uygulanmasının iyileştirilmesi konularında mutabık kaldı.

Umarız, yeni ‘dış güç masalları’ icat ederek her önümüze gelene parmak sallamaktan vazgeçip, ekonomik ve siyasi çıkarlarımızı önceleyen politikalara dönmeyi başarabiliriz.

Mehmet Ocaktan’ın yazısı