Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana (2025), yönetmenliğini Mert Baykal’ın üstlendiği senaryosu Aziz Kedi, Feyyaz Yiğit ve Mert Baykal tarafından kaleme alınan, 2011 yapımı The Intouchables filminin yerel uyarlaması olarak izleyiciyle buluşuyor. Bugün bir feminist killjoy olarak bu filmi ele alacağım. Killjoy’un keyif kaçırması, aslında konforun maliyetini açığa çıkarmasından gelir.
Bu tür iyi hissettiren ve sınıflar arası mesafeyi tesadüf karşılaşması ile gösteren, alt sınıftan karakteri bir anda lüks mekânlara eriştirerek yakınlık anlatıları kuran filmler, eşitsizliğin derinleştiği dönemlerde toplumsal kaygıyı yatıştıran duygu yönetim biçimi olarak daha kolay karşılık bulabiliyor. Bugünün dünyasında derinleşen gelir adaletsizliği düşünüldüğünde, filmdeki masum duygu dili politik anlam kazanıyor. Küresel ölçekte servet yoğunlaşmasının tarihsel zirveye ulaştığı bir zeminde, film eşitsizliği sorgulamak yerine onu duygusal olarak katlanılabilir kılan anlatı tekniğine yaslanıyor.
Ferruh’un hikâyesi iş bulma ve hayata tutunma arzusuyla açılıyor. Fakat bu tutunma zengin öznenin himayesi, iyi niyeti ve lütfu üzerinden kurulan merhamet ekonomisiyle anlam kazanıyor.
Filmin önemli artılarından biri, engelliliği anlatıya dâhil ederken bunu sürekli trajedi dili üzerinden kurmaması ve gündelik yaşam pratikleri, bakımın mikro-örgütlenişi ve ilişkinin iniş-çıkışları içinden ele alması olabilir. Bu tercih, ana-akım sinemada sıkça karşılaşılan ve engelliliği acındırma ya da korunması gereken konuma hapseden temsillerden ayrışarak daha az paternalist (korumacı, üstten bakan, öznenin yerine karar veren) yaklaşıldığını göstermesi açısından da değerlidir.
Yan Yana, eşitsizlik, bakım emeği, cinsiyet, rıza ve sınıf gibi pek çok politik başlığı elinde tutmasına rağmen, bu meseleleri gerçekten tartışmaya açmak yerine komedinin ve melodramatik sıcaklığın cilasıyla yumuşatmayı seçiyor. Oysa komedi, zor konuları anlatmak için güçlü imkânlar da sunabilirdi.