Sosyal medyaya bir anda yayılan o korkunç görüntülerin gerçekliğine hızla inanmak istiyorsunuz. Bambaşka bir çocuk suistimali trafiğinin gönüllü çoğaltıcısı haline geldiğini fark etmediğiniz öfkeli kalabalığın parçası oluveriyorsunuz. Önünüze düşen görüntüleri ve bilgileri hiç sorgulamadan paylaşarak, gözünüze tutulan ışığın bir tuzak olma ihtimalini yok sayıp, kendinizi herkesle birlikte aynı uçuruma atıyorsunuz.
Aslında bir an durup düşünseniz…
Epstein dava dosyasında olduğu öne sürülen kimi sahte görüntülerin ve iddiaların çığırtkanlığını yapmanın ne anlama geldiğini sorgulayacak çok geniş bir alan bulacaksınız.
Para ile hukukun danışıklı dövüşünden nemalanan çürük devlet sistemleri ayan beyan ortada. Liderlerin güvenilmezliği, muhaliflerin niyetlerinin belirsizliği, paylaşılamayan ganimetler yüzünden üzerinden silindirle geçilen bir insanlık… Aynı sistem farklı aktörler tarafından yüzyıllardır mütemadiyen sürdürülüyor. Ve siz o sistemin gönüllü kobayları olarak ‘üzerimizde’ denen her şeye boyun eğiyorsunuz.
Dehşete düşülmesi gereken temel gerçeklik buyken sizin dehşete düşmek için gerçeğe değil gerçeğin eğilmesine, bükülmesine ve köpürtülmesine ihtiyacınız var.
Neden gerçekler sizin için yalanlar kadar etkileyici değil? Neden gerçek skandallar için kılınızı kıpırdatmak konusunda güçsüz olduğunuza kolayca ikna oluyorsunuz da skandal olarak sunulan yapay bilgilerin peşine hemen sorgusuz sualsiz düşüyorsunuz? Mağduru olduğunuza inandığınız bu düzenin aynı zamanda zalimi olma olasılığınızdan nasıl oluyor da hiç ürkmüyorsunuz?