
Meşerret Şerbetçi
@dikencomtr
meserretserbetci@diken.com.tr
Bütün bir hafta ‘Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar’ dizisini konuştuk. Yayın durdurma cezası, yayından kaldırılma kararı, sonra tekrar yayınlanma haberi derken sersem olduk. Adının hakkını veren, hem skandalların hem mucizelerin başrolü bu dizi hakkında yazmak artık elzem oldu.

Fotoğraflar: @sakirpasaailesidizisi / Instagram
Dizi başladığında aklımdan şunu geçirmiştim: Neden bir dijital platformda değil de televizyonda yayınlanıyor?
Ailenin her bir ferdi kendi öyküsünün başkahramanı. Aynı kaynaktan çıkan suyun farklı kanallarla başka yönlere akması gibi ilerliyor hayatları.
Ayrıca ailenin çılgınlıklarını dijitalde anlatmak hem senariste hem oyunculara hem de yaratıcı ekibe şüphesiz daha büyük olanaklar sunacaktı.
Ama televizyonda yayınlanmasıyla dizi baştan bir kere Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) radarına girdi. Ceza üstüne ceza aldı.
Bu da yetmedi, dizinin çekildiği Şakir Paşa Köşkü olarak tasarlanan plato yanıp kül oldu. Yapım şirketi sabotaj iddiasının değerlendirildiğini açıkladı. Bunlara karşın diziye merak her geçen gün arttı.
Nasıl artmasın ki zaten, başka türlüsü düşünülür mü? Türkiye’nin ilk Batılılaşmış ve Büyükada’ya yerleşmiş Türk ailelerinden Şakir Paşa ailesi, baştan sona bütün fertleriyle ilgi çekiciydi. Bir kere Şakir Paşa ile gelini Agnezie (ya da toplumda kabul gören yanlış yazımıyla Aniesi) arasında, olup olmadığına ilişkin binbir dedikodunun çıktığı ilişki, yazar, ressam ve deniz tutkunu Cevat Şakir’in nasıl olduğu bir türlü anlaşılamayan biçimde babasını vurması…

Bu ölüm sonrası ailenin yaşadığı yıkım, bölünmeler, Cevat Şakir’e önce hapis sonra başka bir davadan sürgün verilmesi. Cevat’ın Halikarnas Balıkçısı’na dönüştüğü ve Anadolu’da sürdürdüğü sakin yaşamının aksine ailenin küçük kızları Fahrünnisa ve Aliye’nin sanat camiasında rüzgar gibi esmesi ve son olarak bu ekibe seramik sanatçısı Füreya Koral’ın katılması. (Meraklılar Şakir Paşa ailesi: Bilinenler ve bilinmeyenler yazısından aile hakkında çoğu şeyi öğrenebilir.)

Arka planda Türkiye’nin yaşadığı birçok siyasi ve toplumsal gelişmeyi de hesaba katarsak herhangi bir dijital platformda en az beş sezonluk iş çıkardı.
Dizi gelin ile paşa arasındaki yakınlaşma sahneleri yüzünden sosyal medyada epey gündem oldu. Bunu takiben RTÜK’ten diziye üç haftalık yayın durdurma cezası geldi. Buraya kadar her şey kanıksadığımız türden (aslında değil, üç haftalık bir yayın durdurma son zamanlarda hiçbir diziye verilmemiş bir ceza).
Bir itibar davası
Ama bunların da dışında çok acayip bir şey oldu. Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın torunları diziye açtıkları davayı kazandı. Torunlar dizide büyükdedeleri Şakir Paşa ve dedeleri Cevat Şakir’in itibarına, şerefine saldırıldığını iddia ediyordu. Dünyanın her yerinde sonraki kuşaklar üst soyları hakkındaki hikayelerden veya bunların kurgulanışından hoşlanmayabilir. Bu gayet tabii ve normaldir, bundan şikayetçi olmaları da hakları. Ama zaten dizinin gerçek bir hikayeden kurgulandığı biliniyor. Ve ortada bir ölen bir baba olduğu ve bunun ailenin kaderini değiştirdiği de malum.

Gerçek bu kadar ağırken bu gerçekten esinlenen kurgunun daha hafif ve müspet olması ne kadar mümkün olabilir ki? Bu, başka deyişle hikayeyi anlatan kişiyi olanları daha makul anlatması için zorlamak değil de nedir?
Skandallar
Dizinin yayından kaldırılma haberiyle bir kıyamettir koptu. Ağlayanlar, isyan edenler, sonraki bölümü ve Cevat Şakir’in babasını vurduğu anı izleyemeyeceği için öfkelenenler.
Dizinin garip bir fan kitlesi oluşturduğunu da böylece belirtmek istiyorum. Ancak X’te bir paylaşım gördüm ki hak vermemek mümkün değildi, anonim kişi dizinin adının hakkını verdiğini ve her hafta başka bir skandalı yaşadığını ve bunlardan da bir şekilde sıyrıldığını söylüyordu.
‘Muhteşem Yüzyıl’ bile bu kadarını yaşamış mıdır? En azından yayından kaldırılma ve üç bölüm gibi yayın durdurma cezası aldığını hatırlamıyorum. Bu şartlarda Osmanoğlu ailesi bile daha anlayışlı görünüyor.
Gelelim kimsenin beklemediği o enteresan olaya.
Yapım şirketi zaten bunca olan bitene rağmen dizinin çekimlerine devam edeceğini söylemiş ve her şeyi çözeceğine dair bir izlenim yaratmıştı. Ama nasıl? Kimse ihtimal vermiyordu. Kapı gibi bir mahkeme kararı vardı elde.
Mucizeler
İşte dizinin adının hakkını verdiği bir an: Torunlar davayı çekti. Bir gün önce itibar suikasti olarak görülen dizi hakkında fikirleri nasıl bu kadar çabuk değişti, anlamak güç.
Yazının başında da dediğim gibi dizi hem seyircisini hem Türk halkını sersem etti. Olan bitene akıl sır erdirmek mümkün değil. Tıpkı Şakir Paşa’nın ölümünün eksik parçalarını tamamlamak gibi dizinin başına neler geldiği konusunda binbir senaryo üretmek mümkün.
Çılgın bir ailenin öyküsünü anlatan bu dizi, sanırım daha çok sıradışı şeyler yaşayacak. Ne diyelim bol şans.