MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Science Magazine tarafından geçen yılın ‘Yılın Çığır Açan Buluşu’ olarak adlandırılan ve hastalık bulaşmasını engelleyen ‘lenacapavir’in HIV’de oyunun kurallarını değiştirmesi bekleniyor. Lenacapavir bir antiretroviral ve yılda iki kez enjeksiyon halinde uygulanıyor.

HIV din, dil, ırk, cinsiyet ve ülke ayrımı yapmadan hızla yayılmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı’na (UNAIDS) göre, dünyada yılda yaklaşık 630 bin kişi HIV/AIDS ile ilişkili nedenlerle ölüyor, 1,3 milyon kişiyse HIV’le enfekte oluyor.
HIV’le yaşayan yaklaşık 39,9 milyon insan olduğu tahmin ediliyor. HIV enfeksiyonuyla yaşayanlardan 9,3 milyonuysa hayat kurtarıcı tedaviye erişemiyor. En az 28 ülkede yeni HIV enfeksiyonlarının sayısı artıyor. Ülkemizdeyse 1985’den Kasım 2024’e kadar 45 bin 835 bin kişiye HIV pozitif tanısı kondu.
HIV enfeksiyonun kontrolünde yıllar içinde çok önemli gelişmeler oldu. Kandaki virüs miktarını saptanamayacak kadar düşüren ilaçlar geliştirildi.
Yıllardır umutla beklense de etkili bir aşı henüz gelmedi. Ufukta da görülmüyor. Dolayısıyla virüsün bulaşma yollarını bilerek, önlem almak korunmadaki önemini koruyor.
Virüslerin çoğalmasını birkaç koldan engelliyor
Gilead’ın geliştirdiği HIV ilacı lenacapavirle yapılan çalışmalar bu iklimde heyecan yarattı. Lenacapavir bir antiretroviral. Yani vücuttaki HIV miktarını baskılayarak, kontrol altına alıyor. Aslında başka antiretrovirallerle birlikte çoklu ilaca dirençli HIV’li yetişkinlerin tedavisinde kullanılıyor.
İlaç HIV’in yaşam döngüsünün birden fazla aşamasında etkili. Çoğalmasını engelliyor. Virüs üzerindeki bu etkisi, temas öncesi korumada (PrEP) da denendi ve ilgili çalışmaların sonuçları yüz güldürdü.
İlacın koruyucu etkisini gösteren çalışmaların sonuçları geçen yılın sonuna doğru peş peşe geldi. PURPOSE 2 araştırmasına göre ABD, Güney Afrika, Peru, Brezilya, Arjantin, Meksika ve Tayland’da ilacı alan toplam 2 bin 180 erkeklerle seks yapan katılımcının yüzde 99,9’una HIV bulaşmadı.
Faz 2 PURPOSE 1 çalışmasıysa Güney Afrika ve Uganda’da 5 binden fazla kadınla yapıldı. İlaç bu grupta, HIV bulaşmasına karşı yüzde 100 koruma sağladı.
Başka bir deyişle, enjeksiyonu yaptıran kimseye HIV bulaşmadı. Araştırmalarda lenacapavir, temas öncesi koruyucu olarak kullanılan hap formundaki başka iki ilaçla karşılaştırdı.
Yeri gelmişken hatırlatalım, kadınlar ve kız çocukları, HIV’le yaşayanların yarısından fazlasını oluşturuyor. İlacın koruyucu olarak yaygınlaşması bu grup için çok önemli.
AIDS salgının sonunu getirebilir
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) temas öncesi koruma için ruhsat verdi. Şirket yakın zamanda aynı başvuruyu Avrupa İlaç Ajansı’na (EMA) da yaptı.
UNAIDS ilacın yeni enfeksiyonların bulaşmasını engelleyerek, oyunun kurallarını değiştirebileceğini söylüyor.
HIV özellikle Afrika ülkelerince çok ciddi bir sorun. Bu ilaçsa çok pahalı. Tek dozun fiyatı ABD’de 40 bin doların üzerinde. Üretici firması, ilacı mevcut fiyatının çok altında bir fiyata üretmeleri için belirlediği jenerik üreticilere lisans vereceğini duyurdu. Üretimleri tam olarak başlayana kadar, açığı kapatmak için onlara kendi ürününü “kârsız fiyat” üzerinden sağlayacağını söyledi. HIV yükünün yüzde 70’ini oluşturan 18 ülkeye (Botsvana, Esvatini, Etiyopya, Kenya, Lesotho, Malavi, Mozambik, Namibya, Nijerya, Filipinler, Ruanda, Güney Afrika, Tanzanya, Tayland, Uganda, Vietnam, Zambiya ve Zimbabve) öncelik verecek.
UNAIDS Gilead’a baskı yapmayı sürdürüyor. Lenacapavirin yıllık iki dozunun 100 hatta 40 dolara kadar düşürülebileceğini savunuyor. UNAIDS en yüksek HIV oranlarına sahip Afrika ülkelerinde bu ilacı üretmenin, sürdürülebilirlik açısından çok önemli olduğunu söylüyor. UNAIDS’e göre, ilacın yaygın kullanımıyla, bir nesil HIV’den korunabilir ve AIDS salgınının sonunun getirilebilir.
HIV enfeksiyonunu bitirmedi!
Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu konuyla ilgili Diken’in sorularını yanıtları.
Pullukçu lenacapavirle ilgili HIV enfeksiyonunu ‘yüzde 100 iyileştiriyor’ algısının doğru olmadığını vurguladı: “Ancak virüsün bulaşmasından korumada etkisi yüzde 100. HIV pozitif olmayana yapıldığında, viral yükü yüksek olan biriyle, korumasız teması olsa da enfeksiyon bulaşmıyor.”
Temas sonrası koruma (profilaksi) yeni değil. HIV’le karşılaşma riski bulunan sağlık çalışanlarında kullanılan temas sonrası koruma daha sonra cinsel şiddet mağdurlarına veya yüksek risk içeren cinsel temasta bulunan kişilere de önerilmeye başlandı. Bu şüpheli temas sonrasında HIV’in vücuda tutunmasını engelleyen, HIV tedavisini oluşturan ilaç kombinasyonlarının 72 saat içinde kullanılmaya başlandığı 28 günlük bir tedavi.
Pullukçu söz konusu profilaksinin HIV’in bulaşmasını yüzde 100 engelleyemediğini (etkisi yüzde 90’larda) söyledi.
Halen uygulanan tedavilerle HIV enfeksiyonu baskılanabiliyor. Yani kandaki virüs miktarı saptanabilir düzeyin altına indirilebiliyor. Tedaviyle bir anlamda bulaş da engelleniyor.
Ancak bu gelişmelere rağmen korunmanın önemli olduğunu ifade eden Pullukçu, şöyle devam etti:
“HIV olduğunu bilen ve ilaçlarını düzenli kullanan bulaştırmaz. Ama karşı tarafı bilmiyorsunuz ki. Karşı taraf da kendindeki HIV’i bilmiyor olabilir. Ya da ‘Bana bulaştı başkasına da bulaşsın’ diyenler var. O yüzden korunmak önemli. Prezervatif kullanmak, temas öncesi profilaksi gibi önlemler var ama lenacapavirin yüzde 100 koruyor. İlaç virüsün hücreye bağlanmasını, çoğalmasını birkaç basamakta engelliyor.”
Hastaların sadece 40’ı HIV pozitif olduğunu biliyor
UNAIDS HIV/AIDS mücadelesinde 95-95-95’i hedefliyor. Yani HIV pozitif olanların yüzde 95’inin bunu öğrenmesi, tanı alanların yüzde 95’inin tedaviye erişmesi, tedaviye başlayanların yüzde 95’inin de viral yüklerinin yani kandaki HIV miktarının ölçülemeyecek düzeye gelip baskılanması (yani Belirlenemeyen=Bulaşmayan seviyeye gelmesi), tanı alıp tedaviye başlayan ve viral yükü baskılanmış olan HIV’le yaşayanların yüzde 95’inin sahip oldukları hakları damgalanma ve ayrımcılık yaşamadan kullanabilmeleri.
Pullukçu Türkiye’de HIV’e yönelik tedavilerin başarıyla uygulandığını, temel sonunun hastaları saptamak olduğunu söyledi. HIV enfeksiyonu bulunanların sadece yüzde 40’ının bundan haberdar olduğunu hatırlatan Pullukçu, “Bu oran çok düşük. Daha fazla insana ulaşma derdindeyiz” dedi.
Profesör ayrıca, Türkiye’de yasaklanan “kendin yap” testlerinin serbest bırakılması gerektiğini düşünüyor. Gönüllü danışmanlık merkezlerinin sayısının artırılması da HIV’in erken dönemde yakalanmasına olanak sağlaması mümkün. Pullukçu, belediyelerin gönüllü danışmanlık merkezlerinin sayısının artırılması için harekete geçmesi gerektiğini söyledi.
HIV ve AIDS birbirinden farklı
İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü (Human Immunodeficiency Virus, HIV), vücudun bağışıklık sistemine, özellikle de enfeksiyon ve hastalıklarla mücadelesine yardımcı hücrelere zarar veren bir virüs. HIV, belirli önlemler ve tedavi alınmadığında kan, meni, vajinal sıvılar ve anne sütü gibi belirli vücut sıvıları yoluyla aktarılabilir.
HIV tedavi edilmezse, bağışıklık sisteminin hasar görmesinden kaynaklanan semptomlar ve enfeksiyonlar tablosu olan Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu’na (Acquired Immune Deficiency Syndrome, AIDS) yol açabilir.