EMRE ZOR
@zor_emre01
ABD Başkanı Donald Trump’ın görevdeki ilk ayında peş peşe imzaladığı başkanlık kararnameleri yargıya takılıyor.

Trump henüz 28’inci gününde olduğu ikinci başkanlık dönemine fırtına gibi başladı. Fakat göreve gelmeden önce “İlk günümde diktatör olacağım” diyen Trump’ın peş peşe imzaladığı birçok kararname federal mahkemelerce şimdilik engellendi.
Trump, 12 Şubat itibarıyla 60’ı aşkın kararname imzaladı. Son 40 yılda hiçbir başkan ilk 100 günde dahi bu kadar çok kararname imzalamamıştı:
Ne var ki federal yargıçlar, anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Trump’ın ilk ayki politika planlarının önemli bölümünü sekteye uğrattı. Şimdiye kadar onu aşkın federal mahkeme, Trump’ın hükümet harcamalarından doğuştan vatandaşlık hakkına kadar birçok eylemini durdurdu veya reddetti. Onlarca dava hala sürüyor.
ABD’nin anayasal sınırlarını test eden Trump ise karşı davalara sosyal medyadan tepki gösterdi: “Vatanını kurtaran kişi, yasaları ihlal etmiş sayılmaz.“
248 yıllık ABD demokrasisi kritik sınavlarından birini veriyor, ülkede ‘Anayasal kriz’ fısıltıları duyuluyor. Çünkü Trump yargı kararlarını reddedip bildiğini okursa ne olacağı belirsiz.
Şimdiye kadar Trump’ın politikalarına tek engel, federal mahkemeler.
Peki hangi kararnameler, neden sekteye uğratıldı? Kurumlar, medya ne tepki veriyor? Anayasal kriz kapıda mı?

Engellenen kararnameler
Trump yönetimine ilk karşı dava, 20 Ocak’taki yemin töreninden dakikalar sonra açıldı. Bugün itibarıyla karşı dava sayısı 74’e dayandı.
Kararnameleri şimdilik engelleyen bazı önemli davalar ve yargıçları şöyle:
- 4 Şubat – ABD Bölge Yargıcı Royce Lamberth: Cumhuriyetçi ABD eski Başkanı Ronald Reagan’ın Washington eyaletine atadığı 81 yaşındaki Lamberth, Trump’ın trans kadın mahkumların erkek hapishanesine nakledilmesine ilişkin kararnamesini şimdilik engelledi.
- 5 Şubat – ABD Bölge Yargıcı Deborah Boardman: Demokrat ABD eski Başkanı Joe Biden’ın Maryland eyaletine atadığı 51 yaşındaki Boardman, Trump’ın doğuştan vatandaşlık hakkını iptal ettiği kararnameyi şimdilik engelledi.
- 5 Şubat – ABD Bölge Yargıcı Colleen Kollar-Kotelly: Demokrat ABD eski Başkanı Bill Clinton’ın Washington eyaletine atadığı 81 yaşındaki Kollar-Kotelly, Hazine Bakanlığı yetkililerini bir anlaşmaya ikna etti. Hükümet ödeme sistemi bilgilerinin Elon Musk ve müttefikleriyle paylaşılmasını şimdilik engelledi.
Economist/YouGov’un anketine göre Amerikalıların yalnızca yüzde 30’u kararnamelerin anayasal olduğuna inanıyor: Bunların yüzde 9’u Demokrat, yüzde 59’u Cumhuriyetçi.
Doğuştan vatandaşlık hakkı
Trump göreve geldiği ilk gün, ABD’de doğuştan vatandaşlık hakkını engelleyecek bir kararname imzaladı: ‘Amerikan Vatandaşlığının Anlam ve Değerini Korumak.’
1868’e tarihlenen Anayasanın 14’üncü maddesine göre ABD topraklarında doğmuş herkes, ebeveynlerinin statüsüne bakılmaksızın vatandaş oluyor.
Federal yargıç Leo Sorokin, doğuştan vatandaşlık hakkının anayasada genişçe tanımlandığını söyleyerek başkanlık kararnamesini şimdilik durduran dördüncü yargıç oldu.
18 Demokrat eyalet savcısı kararnameye karşı dava açmıştı. Demokrat başsavcılar ortak açıklamasında, “Trump kral değil ve Anayasa’yı yeniden yazamaz” dedi.
Yaklaşık 125 yıllık bu yasa olmasaydı, eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris dahil birçok önemli isim ABD vatandaşı olamayacaktı.
Daha önce kararnameyi durduran 84 yaşındaki federal yargıç John Coughenour, ‘‘Artık daha da netleşti ki başkanımız için hukukun üstünlüğü, yalnızca politika hedeflerini engelleyen bir unsur’’ demişti.
ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID)
Trump ilk gününde, USAID’in finanse ettiği tüm dış yardımları kararnameyle durdurmuştu. Ayrıca 63 yıllık federal kurumun yaklaşık 8 bin çalışanı ‘idari izne’ çıkarılmış, eve gönderilmişti. Daha sonra ajansın sosyal medya hesapları da kapatılmıştı.
1961’de kurulan federal ajans USAID, 100’den fazla ülkeye ekonomik, sosyal, teknik ve insani dış kalkınma yardımları yapıyor. Bütçesi 50 milyar doları aşıyor ve dünyanın en büyük resmi yardım ajanslarından biri.
Öyle ki 2023’te dış yardımlar için 38 milyar dolar harcamıştı, bu da federal bütçenin yüzde 1’i bile etmiyor. Mart 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremden etkilenenler için ek 50 milyon dolarlık insani yardım duyurmuştu.
Dış yardımlara karşı çıkan Trump, USAID’i ülkeden ‘milyarlarca dolar çalan radikal bir ajans’ diye niteliyor.
Fakat değil ajansı kapatmak, bütçesini kısması bile anayasaya aykırı. Çünkü federal kurumlar yasama organınca (Kongre) fonlanıyor ve Kongre’nin yetkisinde.
Nitekim çeşitli yardım grupları bu başkanlık kararnamesine karşı dava açtı. Geçen perşembe (13 Şubat) bir federal yargıç, yardımları aniden kesmenin kar amacı gütmeyen kuruluşları mali yıkıma götüreceğini söyledi ve Trump yönetimine kararı durdurmasını emretti. Yönetime karara uyması için beş gün süre verdi.

Trump’ın 28 günlük sabıkası
– Trump yönetimi, devlet kurumlarındaki israf, yolsuzluk, suistimal ve yasadışılığı soruşturan 17 genel müfettişi derhal görevden aldı. Fakat anayasaya göre bu tür görevden alma işleminden 30 gün önce başkanın, Kongreye ‘ayrıntılı ve davaya ilişkin nedenler dahil, esaslı bir gerekçe’ vermesi gerekiyor.
– The New Republic gazetesi Trump’ın kovduğu bir genel müfettişin, Elon Musk’ın ulusal güvenlik protokollerine uymamasıyla ilgili soruşturma yürütmekte olduğunu yazdı.
– Trump yönetimi, Musk liderliğindeki Hükümet Verimliliği Departmanı’na (DOGE), milyonlarca Amerikalının Hazine Bakanlığı’ndaki kişisel ve finansal verisine erişim izni verdi. Ancak bir federal yargıç, DOGE’nin bu veriye erişimini engelledi.
– Trump, Ulusal Çalışma İlişkileri Kurulu’ndaki (National Labor Relations Board) Demokrat üye Gwynne Wilcox’u görevden aldı. Böylece kurul, karar alabilmesi için gerekli üye sayısını kaybetti ve artık işçi haklarıyla ilgili davaları sonuçlandıramıyor. Yasaya göre başkan, üyeleri sadece ‘görev ihmali veya görevi kötüye kullanma’ya ilişkin bir uyarı veya duruşmanın ardından görevden alabilir.
– Trump, kendisine ve 6 Ocak 2021 Kongre Baskınına katılan destekçilerine karşı açılan davalardan sorumlu 12’den fazla federal savcıyı derhal görevden aldı. Fakat federal çalışanlar, haklı gerekçe olmadan ve Liyakat Sistemi Koruma Kurulu’nda duruşma yapılmaksızın keyfi işten çıkarılmaya karşı güvenceye sahip.
– Trump’ın atadığı başsavcı vekili Emil Bove, Türkiyeli iş insanı ve yetkililerden rüşvet almakla suçlanan New York Belediye Başkanı Eric Adams’ın aleyhindeki davaların düşürülmesini emretti. En az yedi başsavcı, bu emre uymak yerine istifa etti.
– Yönetim ve Bütçe Ofisi, 3 trilyon dolarlık yerel hibe ve diğer hükümet harcamalarını geçici olarak dondurdu. Bu işlem şimdilik iki mahkemece durduruldu.
– Trump, Adalet Bakanlığı’na TikTok yasağını 75 gün uygulamamasını ve yasayı hiçe saymanın suç olmadığını açıklamasını emretti. Ama Çinli şirket TikTok’u satmadığı sürece uygulamanın ABD’de kullanıma açılması yasaklanmıştı.
– Trump, Meksika Körfezi’nin adını ‘Amerika Körfezi’ diye değiştirmiş, Associated Press (AP) bu ismi kullanmayacağını açıklamıştı. Beyaz Saray’sa 12 Şubat’ta ajans muhabirini başkanın resmi çalışma odası Oval Ofis’e almadı.
– AP muhabiri tekrar alınmayınca Beyaz Saray Özel Kalem Müdür Yardımcısı Taylor Budowich, AP’nin ‘sorumsuz ve dürüst olmayan haber yapma’ hakkının basın özgürlüğü gereğince korunduğunu belirtti ama şöyle ekledi: ‘‘Bu hak, AP’ye Beyaz Saray’daki Oval Ofis gibi özel alanlara serbestçe girme hakkı tanımıyor.’’
Anayasal kriz kapıda mı?
Dünyanın en prestijli üniversitelerinden Yale Hukuk Okulu mezunu ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, yargıçların Trump’ın ‘meşru gücüne’ karşı çıkma yetkisi olmadığını iddia etti:
“Eğer bir yargıç, bir generale askeri operasyonu nasıl yürütmesi gerektiğini söylerse, bu yasadışı olur. Eğer bir yargıç, bir başsavcıya takdir yetkisini nasıl kullanacağına ilişkin emir verirse, bu da yasadışı olur. Yargıçların, yürütmenin (başkanın) meşru gücünü kontrol etme yetkisi de yoktur.“
Aslında federal yargıçların, dolayısıyla mahkemelerin görevi tam olarak bu: Başkanın yapıp ettiklerini anayasaya uygunluğu bakımından değerlendirir, denetler. Anayasanın koruyucusudur. Mahkemelerin bu yetkisini reddetmek, denge ve denetleme mekanizmalarını yokeder.
ABD’de federal mahkemelere yasaları gözden geçirme yetkisi 1803’teki meşhur Marbury v. Madison kararıyla tanındı. Buna göre tüm federal mahkemeler, Kongre yasalarını ve başkanın eylemlerini anayasal denetime tabi tutar; anayasaya aykırı bulursa geçersiz sayabilir.
Tabii anayasa ve yasalar gibi yazılı kurallar kadar demokratik normlar ve kurumsal gelenekler de önemli. Öyle ki ABD’nin Kurucu Babalarından Alexander Hamilton, Federalist Yazılarda, mahkemelerin sıkı yaptırım gücü olmadığını şöyle anlatıyordu:
“Aslında ne güce, ne iradeye sahip; sadece muhakeme yeteneği var. Ve nihayetinde bu muhakemenin işe yaraması için yürütme organının yardımını muhtaç.“
Federal mahkemeler para cezası, hatta tutuklama kararı çıkarabilir. Ama yürütmeye bağlı kolluk kuvvetleri olmadan cezaları bizzat uygulayamaz.
Trump yargı emirlerini görmezden gelirse ne olur?
Neredeyse her gün Trump’ın eylemlerine karşı dava açılıyor. Federal mahkemeler Trump’ın bazı kararnamelerini şimdilik durdurdu ama, bu kararların ömrü kısa olabilir.
Eğer Trump baskıyı sürdürürse davalar Yüksek Mahkemeye taşınabilir. Ne var ki 9 kişilik Anayasa Mahkemesinde muhafazakar altı yargıç var. Üstelik üçünü, Trump, ilk başkanlık döneminde atamıştı. Bu yüzden mahkemenin itirazlar hakkında nasıl karar vereceği belirsiz.
Nitekim geçen yıl, Trump’ın 2020 seçim müdahalesine ilişkin cezai suçlamalarına karşı başkana geniş dokunulmazlık tanıyan bir karar vermişti.
Ancak bazı hukuk uzmanlarına göre Trump yönetimi ipin ucunu öyle kaçırdı ki, bu durum muhafazakar eğilimli mahkemeye bile fazla gelebilir.
Ayrıca Kongrenin iki kanadında da (Temsilciler Meclisi ve Senato) Trump’ın partisi Cumhuriyetçiler çoğunlukta. Demokratların Trump’ı kontrol edebilmek için birincil seçeneği, federal mahkemeler.
Ama 1832 yılından bir dava endişeyle yanıp sönüyor. O dönem Georgia eyaleti, Kızılderili Çerokileri yurtlarından kapı dışarı etmek istiyordu. 1832’de Başyargıç John Marshall liderliğindeki Yüksek Mahkeme, Çerokilerin Georgia’daki topraklarından çıkarılmasını yasakladı.
Gelgelelim dönemin başkanı Andrew Jackson çoktan kaşlarını çatmıştı; mahkeme kararına karşı çıktı, uygulamayı reddetti. Ve şu alaycı yanıtı bugüne kurdeledi: ‘‘John Marshall bir karar verdi; haydi şimdi uygulasın!’’