Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) Türkiye biyoçeşitlilik uzmanı veteriner hekim Ahmet Emre Kütükçü, hayvan kaçakçılığının silah ve uyuşturucudan sonra en büyük kaçakçılık olduğunu söyledi. Bu kaçakçılığın 25 ila 30 milyar dolar (yaklaşık 891 milyar ila 1,06 trilyon lira) değerinde olduğu belirtiliyor.

Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezleri, yasadışı ticareti yapılan ya da esaret altında bakılırken el konulan yaban hayvanlarının, tekrar doğal yaşama kazandırılmasını amaçlıyor. Hayvanlar ortamlarına bırakılana kadar burada rehabilite ediliyor.
Örneğin İstanbul Havalimanı’nda 22 Aralık’ta Nijerya çıkışlı Bangkok varışlı kafes tipi bir kutuda goril yavrusu bulunmuştu. Gorilin Polonezköy’de bir hayvanat bahçesinde rehabilitasyon süreci devam ediyor.
Tarım bakanlığının verilerine göre 2012-2022 arasında zarar gören 90 bin 486 yaban hayvanından 50 bin 8’i tedavi ve rehabilite edilerek doğal yaşam ortamına bırakıldı.
Silah ve uyuşturucudan sonra en büyük kaçakçılık türü
Kütükçü, dünyada yaban hayatı kaçakçılığının en fazla görüldüğü bölgelerin, tür çeşitliliği açısından zengin coğrafyalar Doğu Afrika, Orta Afrika, Uzak Doğu, Yeni Gine, Güney Amerika ve Orta Amerika olduğunu belirtti.

Yaban hayatı kaçakçılığı yumuşakçalar, sürüngenler, amfibiler, kuşlar ve memelilere kadar birçok hayvan sınıfını ve bitkileri içeriyor.
Silah ve uyuşturucudan sonra en büyük kaçakçılık türü olan yaban hayatı kaçakçılığının mali boyutunun 25 ila 30 milyar doları bulduğunu belirten Kütükçü, kaçakçılığın ekosistemlere ciddi zarar verdiğini vurguladı. Veteriner şunları söyledi:
“Gri papağan en çok talep edilen türlerden biri. Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi bunun vahşi popülasyonlarının olduğu ülkelerde bu talep sonrasında doğadaki popülasyonunun ciddi ölçüde azaldığı tespit edildi ve bu tür ticaret tamamen yasaklandı.
Bu örnek gibi sırf ticaret nedeniyle bu hayvanların doğadaki popülasyonları ciddi tehdit altına girebiliyor.
Doğadan yakalanıp kaçırılan yaban hayvanları, nakilleri esnasında çok kötü şartlarda paketleniyor ve 100 hayvan kaçırılıyorsa bunun neredeyse sadece 10’u canlı kalabiliyor.”

Yerli türler istilacı türler tarafından baskılanabiliyor
Hava ya da kara yoluyla kaçırılan hayvanların strese maruz kalarak çok kötü şartlarda nakledildiklerini anlatan Kütükçü, bu nedenle insanlarda hastalığa neden olabilecek patojenlerin aktif hale gelebildiği uyarısında bulundu.
Kaçırılan bitki veya hayvan türlerinin, götürüldükleri farklı coğrafyalarda istilacı tür olma riski taşıdıklarına dikkat çeken Kütükçü, şu örneği paylaştı:
“Kırmızı kulaklı su kaplumbağaları ülkemiz için istilacı bir tür. İnsanlar bunları küçükken alıyor, evde uygun olmayan şartlarda bakmaya çalışıyorlar.
Şartlar kötü olsa bile bazıları büyüyüp dev boyutlara ulaşabiliyor. Sonra evlerine sığdırıp bakamadıkları için gidip göllere, derelere bırakıyorlar ve bunlar da şu an ülkemizde istilacı tür konumuna gelmiş durumda.
Yerli kaplumbağa türlerini baskılayıp onların o yaşam ortamından yok olmalarına neden oluyorlar.”
İstanbul Havalimanı’nda bulunan yavru goril
Kütükçü, geçen günlerde İstanbul Havalimanı’nda Nijerya’dan Tayland’a gönderilen bir kargoda yavru goril bulunduğunu hatırlattı.

Zeytin ismi verilen yavru goril hakkında veteriner şöyle konuştu:
* Yavru goril yakalandığında türüne ya da yaşına uygun şartlarda değildi. Hayvan dehidreydi, yoğun stres altında, çok kötü şartlarda kaçırılmak istenirken el konuldu.
* Tabii bakanlığın ilgili birimleri hızlıca bu hayvana müdahale ettiler. Uygun bir alan belirlediler ve bu hayvanın bakımıyla ilgili yurt dışındaki uluslararası organizasyonların uzmanlarıyla temasa geçtiler çünkü goril ülkemizde çok sık rastlanılan bir tür değil.
* Belki çok nadir, belki ilk defa. Yani belki sadece veteriner hekimin müdahale edeceği durum da değil. Şu anki duruma bakılırsa uzman desteği ve ilgili kurumlardan bu hayvanın bakımıyla ilgili protokol desteği aldıkları görülüyor.