CANAN COŞKUN
canancoskun@diken.com.tr
@canancoskun
Millet bahçesine dönüştürülmesi için pisti kırılan Atatürk Havalimanı’yla ilgili 2 milyar lirayı aşan ihalenin iptali istemiyle açılan dava Ankara 14’üncü İdare Mahkemesi tarafından reddedildi. Altyapı ve sosyal donatı işlerinde konvansiyonel kalıp kullanıldığı için ihalenin hukuka uygun olduğunu savunan mahkemenin kararına herhangi bir bilirkişi raporu dayanak oluşturmuyor.

İstanbul Atatürk Havalimanı, Nisan 2019’da 3’üncü Havalimanı’ndaki hava trafiğiyle çakıştığı gerekçesiyle tarifeli uçuşlara kapatılmıştı, ama pistler kargo, bakım/onarım, genel havacılık, hava taksi, iş uçuşları, devlet uçaklarıyla yapılan uçuşlar ve otoritenin uygun göreceği trafiklere hizmet vermeye devam ediyor.
Ekim 2019’da ‘millet bahçesi’ hazırlıkları kapsamında apronda faaliyetleri sona eren tesis ve binaların yıkım işi için ihale yapıldı, kasımda da yıkım başladı. O günlerde havalimanı sahasının sadece millet bahçesi olarak kullanılmayacağı, yapılaşmaya açılacağının anlaşıldığına dair haberler yayımlandı. Buna göre havalimanı sahasına külliye, gençlik merkezi, müze, cami, devlet konuk evi, spor alanı, yaşam merkezi, afet toplanma alanı, fuar yapılması planlanıyordu.
Bu gelişmeler yaşanırken corona virüsü salgını sırasında maliyeti 2 milyar 174 milyon 978 bin lirayı bulan bir ihale açıldı ve iki pist kırılarak yerine pandemi hastanesi yapıldı. Hastanenin inşaatı AKP iktidarı boyunca en fazla ihale alan şirketlerden biri olan ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sarayını inşa eden Rönesans Holding tarafından yapılmıştı.
Atatürk Havalimanı’nda planlanan projenin ihalesi Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesinde belirtilen doğal afet, salgın hastalık, savaş gibi durumlarda başvurulan usulle yapılıyor.
‘Konvansiyonel kalıp kullanıldı’

Havalimanı arazisindeki inşaat sürerken Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi projenin ihalesinin iptali için İstanbul 4’üncü İdare Mahkemesi’nde dava açmıştı. Mahkeme, Kasım 2022’deki kararında, ihaleyi hukuka uygun bulmuştu. Hiçbir bilirkişi incelemesine veya bilimsel rapora dayanmayan kararda, ‘inşaat alanında konvansiyonel kalıp sistemi kullanıldığından, sosyal donatı inşaatları, genel altyapı, peyzaj düzenlemesi ve rekreasyon alanı yapımı işlerini kapsadığından işin yapım tekniği açısından özellik arz ettiği’ belirtilmişti.
Danıştay 13’üncü Dairesi 4 Nisan’daki hükmüyle mahkemenin kararını ‘usulen’ bozdu. Daire, dava konusu işlemleri yapan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın Ankara’da bulunması sebebiyle yargı yetkisinin Ankara İdare Mahkemesi’nde olduğunu belirtti.
İhalenin hukuka uygun olduğunu belirten yerel mahkemenin yetkisiz olduğunu savunan daire, bu kararı bozdu ve yeniden bir karar verilmek üzere dosyayı bu mahkemeye yolladı.
Kopyala-yapıştır karar

Bunun üzerine dava dosyası Ankara 14’üncü İdare Mahkemesi’ne taşındı. Bu mahkeme de davayı yine bilirkişi raporu olmadan karara bağladı. Kararda, havalimanının doğu-batı pistlerinin hizmet vermeye devam etmesi, İstanbul havalimanının yedek pisti niteliği taşıması, arazinin özel güvenlik bölgesi olması, millet bahçesinin kullanılan pistlerin yanında olması, altyapı ve sosyal donatı işlerinin konvansiyonel kalıp sistemiyle yapılması ve yapım tekniği açısından özellik arz etmesi nedeniyle ihalenin hukuka uygun olduğu belirtildi.
Mimarlar Odası karara itiraz ettiği için dosya Danıştay’a taşındı.