Manya Ekberi: Sinemada kadını yok ettiler

Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali’nin konuğu İranlı yönetmen, sanatçı, yazar ve oyuncu Manya Ekberi, sinemada kadını yok ettiklerini belirterek gücün tamamen erkeklerin eline geçtiğini söyledi.

Festivalin bu yıla özel bölümlerinden ‘İranlı Kadınlar Konuşuyor: Tarih, Sanat, Direniş’ kapsamında festivalin konuğu olan Ekberi, yönettiği ‘Ne Cüretle Bunu İstersin? filminin gösterimi öncesinde ‘bedenin ötesinde‘ temalı bir konuşma yaptı.

Ekberi, kadın bedeninin film afişlerinde başta cinsel bir obje olarak kullanıldığını ancak sonrasında buzlanan, yok sayılan hale dönüştüğünü, daha da sonrasında fotoğraf ve görüntülerden tamamen yok edildiğine dikkat çekti.

İslamiyet öncesi dönemde yapılanla sonrasında yapılan arasında fark olmadığının, her zaman kadın bedeni üzerinde söz sahibi olunmaya çalışıldığının altını çizen Ekberi, İran’ın kadınların sadece başlarını ya da bedenlerini değil savaşlar ve uygulanan politikalarla zihinlerini de kapatmaya çalıştığını kaydetti.

‘Bu benim feryadımdı’

Kendi sinemaya başlangıcının sebebi ilk hocasının bir kadın sinemacı Mehveş Şeyholeslami olmasına rağmen, biyografilerinde adının asla geçirilmediğini Abbas Kiyarüstemi’nin ilk hocası sayıldığını söyledi:

“Sinemada kadın olgusunu ve kadını yok ettiler. Sinemada güç tamamen erkeklerin eline geçti, afişlerde bile kadın yok oldu. İran Devrimi sonrasında ise sinemada kadın temsili sadece fedakâr, yemek yapan, çocuk bakan, erkeğe aşık hale geldi. Kendi olmasını istediği gibi, kendi ideolojilerini empoze ederek var ettiler kadını. Ben kendime derman olarak sinemayı seçtim. İlk uzun metraj filmim ’20 Parmak‘ta çığlıklarımı duyuyorsunuz aslında. Kamera arkası ve önünde bulundum. Her detayıyla kendim ilgilendim. Bu da benim aslında feryadımdı. Filmlerimde kadınları dayatılan güzellik algısı dışında tasvir etmek istedim.”

İran sinema tarihi yok edildi

Ekberi, İran sinema tarihinden kliplerle kadına yönelik sömürüyü ve nesnelleştirmeyi gözler önüne seren filmi ‘Ne Cüretle Bunu İstersin?‘ gösterimi sonrasında da filme dair şunları kaydetti:

“Bu film kadın, yaşam, özgürlükle alakalı. Benim buradaki ideolojim kadın bedeni ve kadın bedeninin sinemadaki temsili ve erkeklerin kadın bedeni üzerindeki hegemonyasını, bakışını göstermekti. Bu bakışı nasıl kırabilir ve düzeltebiliriz diye çalışmaya başladım. Benim burada yapmak istediğim şey kendi bedenim ile başka bedenler arasında diyalog kurabilmekti. Filmde görmüş olduğunuz kadınlar erkek yönetmenlerin bakış açılarından çıktıktan sonra bir kadın yönetmen olarak benim bakış açıma girdiklerine sanki özgürlüğe kavuştular. Bu filmdeki bir önemli nokta da Avrupa’nın İran’ın böyle bir sineması olduğundan habersiz oluşuydu ve gördüğünde şok oldu. Filmde yer alan arşiv görüntülerinin nerede olduğu çok belli değil, bu görüntülere ulaşmak gerçekten çok zor. Emin olduğum bir şey daha var ki; İran sinema tarihi rejim tarafından yok edildi. Bu görmüş olduklarımızdan çok çok daha fazlası var aslında.”

Uçan Süpürge Film Festivali bu akşam başlıyor: Merve Dizdar festivalin konuğu

Uçan Süpürge Film Festivali’ne geri sayım başladı: Öğrencilere bin bilet hediye

İranlı kadınlar konuşuyor: Tarih, Sanat, Direniş

‘Uçan Süpürge’ kadın sinemacıları bekliyor