MEHVEŞ EVİN
Uzaklaşınca rahatlayacağıma, daha da daraldım. Sebebi ne bulunduğum yer, ne de ruh halim.
Sebep, açık: Yaşadığım şehri, ülkeyi artık tanıyamaz hale geldim.
Tüm sorunlarına, olumsuzluklarına rağmen çok sevdiğim Türkiye’den her bahis açıldığında artık umuda dair hiçbir söz edemiyorum.
Batı Karadeniz’i andıran geniş ormanlıkların, kırmızılı sarılı sonbahar yapraklarının döküldüğü yabancı bir diyarda, çocuklara, insana, doğaya saygıyı gördükçe sevinemiyorum. Üzülüyorum.
Üzülüyorum, çünkü kendi çocuklarımızın doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı ortam iyileşeceğine giderek daha çekilmez bir hal aldığını görüyorum.
Yalnız değilim. Türkiye’de gelecek neslin daha ‘parlak’ bir yaşam süreceğine inananların oranı sadece yüzde 35 (Pew Research Center).
Yüzde 31 ise ‘Daha kötü olacak’ diyor.
Belirtmekte fayda var; araştırmada geleceğe dair umut, parasal durumla ölçülüyor.
Hayatımızda hemen her şeyin ölçüldüğü gibi…
Utanç abidesi
Para pul demişken, yerli ve yabancı basının dilinden düşmeyen ‘Ak Saray’ şimdiden ülkenin utanç abidesine dönüştü.
Şahsen canımı acıtan, ‘alaturka taşı’na benzetilmesi, bilmem kaç daire veya madenci maaşı parasına yapılmasından ziyade, o canım ormanın katledilmesi.
Katledilirken, ben dahil, hiçbirimizin sesini yeterince çıkaramaması.
Başkentin göbeğinde yükselen inşaatı görmezden gelen Ankaralı gazetecilerin çaresizliği…
150 bin metrekareye, tahmini 615 milyon dolara inşa edilen bin odalı ‘saray’ hakkında şimdiye dek pek az haberin yapılması.
Ama her şeyden çok beni utandıran, şeffaflıktan ışık yılıyla uzaklaşan bir yönetimin –ve toplumun- sembolü olması…
Mesele, Atatürk Orman Çiftliği’nin Ankara ve ülke için temsil ettiği sembolün talanından öte, mevcut zihniyetin en hoyrat biçimde tezahür etmesi.
Oy verenleri dahil, bu zihniyetin herkesi ezip geçmesi… Her yere nüfuz etmesi.
İçindeki mermerler, teknolojik donanım filan umurumda değil!
Versay’dan, Beyaz Saray’dan daha böyyük olması da…
Hepsinin sonu geldi
Hesabını verebildikten sonra, o da yapılır!
Ancak hesabını veremiyorsan, paranın kaynağını açıklayamıyorsan, hukuku çiğniyorsan, yaşadığın ve bizzat nemalandığın ülkenin temel ilkeleri üzerinde ter ter tepiniyorsan, konu kapanmıştır.
Tarihte, mitoloji ve masallarda, nice fildişi kuleden bahsedilir.
Hangisi dürüstlüğün, medeniyetin, mutluluğun sembolü oldu?
Tartışmasız hepsi, halkından korkan, zalim ve megaloman hükümdarların sığınaydı. Hepsinin sonu geldi.
İnsanlık tarihinden bugüne kalabilen –vandalların eline düşmediği sürece- dönemin anıtları, sanatı, kültürü oldu.
Acaba gelecek nesil, ‘Ak Saray’a bakınca neyi görecek?
9 Soruda dünyanın dilindeki ‘Ak Saray’