20 dakikası bile ilaç: Doğada olmanın dört faydası

Doğanın faydalarını hissetmek için saatlerce yürüyüş yapmanıza gerek yok. Araştırmalara göre maksimum etki 20 dakikada bile yeterli.

Fotoğraflar: AA, Wikipedia Commons

Parkta veya ormanda yürüyüşe çıktıktan sonra kendinizi daha iyi hissediyorsanız, bu hayal gücünüzün değil, biyolojinizin bir sonucu.

Açık havada olmak, stres hormonlarının seviyesini azaltmaktan kan basıncını düşürmeye ve hatta bağırsak sağlığınızı iyileştirmeye kadar vücudunuzda ölçülebilir değişiklikleri tetikliyor.

Bu nedenle haftada birkaç kez öğle yemeği arasında parkta yürüyüş yapmak veya yemeğinizi burada bir bankta yemek bile vücudunuza ve zihninize fayda sağlayabilir.

BBC’nin haberine göre doğada olmanın insanı dört faydası şöyle:

1. Fark etmeden rahatlarsınız

Yeşil ağaçlar gördüğünüzde, çam kokusu aldığınızda, yaprakların hafif hışırtısını veya kuş cıvıltılarını duyduğunuzda, bilinçdışı süreçleri kontrol eden sinir ağı olarak bilinen otonom sinir sisteminiz anında tepki veriyor. Bu, yakınlardaki bir parka gittiğinizde bile olabilir.

Oxford Üniversitesi’nden Biyoçeşitlilik Profesörü Barones Kathy Willis, şöyle diyor: “Kan basıncının düşmesi, kalp hızı değişkenliğinin düzelmesi ve kalp atışlarının yavaşlaması gibi vücutta değişiklikler görüyoruz. Bunların hepsi fizyolojik sakinleşmeyle bağlantılı.”

Britanya’da yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı bir araştırma her hafta en az 120 dakikasını yeşil alanlarda geçiren kişilerin daha sağlıklı ve daha yüksek psikolojik refaha sahip olabileceklerini ortaya koyuyor.

‘Yeşil sosyal reçete’

Doğada vakit geçirmenin faydalarına dair kanıtlar o kadar güçlü ki bazı bölgelerde yeşil sosyal reçete denen bir yöntem deneniyor.

Bu yöntem insanların fiziksel ve ruhsal sağlıklarını iyileştirmek için doğayla bağlantı kurmalarını sağlıyor.

2. Hormonlar harekete geçer

Doğadayken vücudunuzdaki hormonal sistem de gevşiyor.

Willis açık havada vakit geçirmenin endokrin sistemimizi harekete geçirdiğini, stresli veya kaygılı olduğunuzda salgılanan kortizol ile adrenalin hormonlarının seviyesini düşürdüğünü söylüyor:

“Üç gün boyunca bir otel odasında kalan ve Hinoki (Japon selvi) yağı soluyan kişilerin kanlarındaki adrenalin hormonunda büyük bir düşüş ve doğal öldürücü hücrelerde büyük bir artış gözlemlendi.”

Doğal öldürücü hücreler, vücuttaki virüslerle mücadele eden hücrelere deniyor.

Çalışmaya katılanların vücutlarında kokuyu soluduktan iki hafta sonra bile doğal öldürücü hücre sayısının yükseldiği belirtiliyor.

Sakinleştirilmesi gerekeni sakinleştirirken güçlendirilmesi gerekeni güçlendiriyor

Illinois Üniversitesi Urbana-Champaign’den Prof. Ming Kuo şunları söylüyor:

“Doğa sakinleştirilmesi gerekeni sakinleştirirken güçlendirilmesi gerekeni güçlendiriyor. Doğada geçirilen üç günlük bir tatil, virüsle mücadele mekanizmamız üzerinde büyük bir etkiye sahip. Bu mekanizma bir ay sonra bile bazal seviyenin yüzde 24 üzerinde seyredebiliyor.”

Araştırmalar doğada geçirilen daha kısa sürelerin daha küçük ama yine de kalıcı etkiler yarattığını gösteriyor.

3. Doğa kokusunun gücü

Doğanın kokusu, en az görüntüsü ve sesi kadar güçlü.

Ağaçların ve toprağın kokusu, bitkilerin salgıladığı organik bileşiklerle doludur ve ‘bunları soluduğunuzda bazı moleküller kan dolaşımına geçer’.

Willis çamın buna iyi bir örnek olduğunu, çam ormanının kokusunun sizi sadece 90 saniye içinde sakinleştirebileceğini ve bu etkinin yaklaşık 10 dakika sürdüğünü söylüyor.

Doğanın rahatlatıcı etkisinin öğrenilmiş bir tepki olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat bir araştırma belirli kokularla ilgili hafızası olmayan çok küçük bebeklerin bile, bulundukları odaya sakinleştirici etkisi olan limonen (portakal, greyfurt, limon kokuları) kokusu sıkıldığında yatıştığını ortaya koyuyor.

4. İyi bakteriler bağırsaklarınıza geçer

Doğa, zihninizi rahatlatırken toprak ve bitkiler iyi bakterilerle dolu olduğundan mikrobiyomunuzu da güçlendirmeye yardımcı olabilir.

Willis “Bunlar probiyotiklerde veya içeceklerde aldığımız iyi bakterilerin aynısı” diye açıklıyor.

Bunların enfeksiyona yatkınlık ve ruh sağlığı gibi faktörler üzerindeki etkisini inceyen Prof. Ming Kuo, bazı bitkileri solumanın ruh halinizi iyileştirme potansiyeline sahip olduğunu söylüyor.

Diğer yandan bitkilerin salgıladığı fitokitler adı verilen antimikrobiyal kimyasallarınsa hastalıklarla savaşmaya yardımcı olabileceğini belirtiyor.

Enfeksiyon bilimcisi Dr. Chris van Tulleken, doğayı ‘bağışıklık sisteminizi olumlu anlamda harekete geçiren’ bir ortam olarak gördüğünü söylüyor. Toprak burunlarından ya da ağızlarından vücutlarına girdiği için çocuklarını ormanda toprakla oynamaya zorladığını ekliyor.

3 bin rakımdaki ‘saklı cennet’te doğa yürüyüşü