ALİ CEM GÜR
Ezhel lakabıyla bilinen sanatçı Ömer Sercan İpekçioğlu’nun tutuklanmasıyla ilgili tartışmalar devam ederken, sevenleri sanatçıyı genel hatlarıyla “Uyuşturucuya özendirdiği falan yok, onu içeri alıyorlarsa, diziciler, televizyoncular da suça özendiriyor, onları da alsınlar!” argümanı üzerinden savunuyor.
İtirazım yok, ancak ben durumu biraz daha açmak istiyorum.
Öncelikle sosyal medyada ve ana akım medyada yaptığım okumalarda, ayrıca kozmopolit bir ilçenin merkezinde yer alan, günde dükkanına her kesimden yüz kişinin uğradığı bir esnaf olarak, insanlara da sora sora şunu fark ettim ki İpekçioğlu’nun tutuklanmasını kutlayanlar ve eleştirenler, keskin çizgilerle ‘iktidar destekçileri ve muhalefet destekçileri’ olarak iki ana gruba ayrılmıyor.
Hükümeti eleştiren ya da muhalif duruş sergileyen çok sayıda ünlü ve sosyal medya fenomeni, Ezhel’in tutuklanması karşısında ya sessiz kaldı ya da nötr ve ‘politik açıdan doğru’ beyanlarda bulundu.
Öyle ya, kimse başını belaya sokmak istemiyor; düşenin dostu olmak haliyle biraz ‘kaba et’ istiyor. Muhalif gazetecilerin, siyasetçilerin ve akademisyenlerin tutuklanmalarını şiddetle eleştiren, Gezi olaylarına katılmış olmakla gurur duyan ulusalcıların, Ezhel’in tutuklanması karşısında sosyal medyada dile getirdiği memnuniyet, hepimizin bildiği meşhur mizah haberleri yapan sitede bile kendine yer buldu. Ezhel’i seven, dinleyen ve destekleyen milyonlarca insan her kesimden ve sosyal tabakadan; sanatçı olmanın verdiği bir lütuftur bu, icra ettiğiniz sanatın kime nasıl dokunacağı, sanatınıza kimin nasıl ‘mağruz’ kalacağı pek belli olmaz.
Bu ülkede kimlik, aidiyet ve özdeşleşme meseleleri her zaman kafa karıştırıcı olmuştur. Tıpkı eşcinsellerden hazzetmeyen bir muhafazakarın Zeki Müren dinlemekten vazgeçememesi, tamamının beyaz Türklerden oluştuğu bir sahil meyhanesinde, sarhoş olan her masanın çalan Ahmet Kaya şarkısına eşlik etmesi gibi…
Tutuklanmasının seçim öncesine denk gelmesini manidar bulup, seçimden sonra salınacağını düşünenler muhtemelen haklı. Sadece sormak istediğim tek bir soru var: Ezhel’in tutuklanmasının sebebi gerçekten uyuşturucu kullanımını özendirmesi mi?
Tecrübeli sanatçılar, Türkiye’de özgür ve zengin bir hayat sürmeye devam edebilmelerinin en büyük garantisinin ‘etliye sütlüye olabildiğince az karışmak’ olduğunu bilirler. Eğer kamuoyuna, medyaya karşı ‘geleneksel, kurucu resmi ideoloji’nin dışında belirgin bir siyasi çizgi çizerseniz, rüzgarın yönünü değiştirmesi sizin işlerinizin de yönünü değiştirebilir.
Ezhel, uyuşturucu kullanımını özendirdiği için içeri alınmadı; çünkü böyle bir şey yapmadı. Ezhel, etliye sütlüye fazla karıştığı için tutuklandı. Ghetto, metropol, işsizlik, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve varoşların ‘Sokak’tan yediği tokat gibi kavramları fazla kurcalarsanız, milyonlarca insan da sizi dinliyorsa, bu sadece iktidarın elitini değil, muhalefetin elitini de tedirgin eder.
Kaşıdığınız yer tehlikelidir ve ufacık da olsa ‘is, pas, kir, kömürde boşa yaşayanlar’ın hareketlenebilecek olmaları ihtimali bu ülkede asla hafife alınmaz. Zaten Ezhel, sevenleri milyonları bulan ve sanatının içine yedirerek dile getirdiği fikirleriyle ‘rahatsızlık’ uyandıran ve tutuklanan ilk sanatçı değil cumhuriyet tarihinde. Ezhel’den beri değil, ezelden beri böyleydi bu işler.
Ezhel, anlatacak bir hikayesi, söyleyecek bir sözü olduğu için milyonlarca insan tarafından seviliyor. En kısa zamanda serbest bırakılması ve sanatını dilediği gibi özgürce icra etmeye devam edebilmesi dileğiyle…