Zeynep Gürcanlı: Ankara'nın dış politikada attığı her adım ABD'yle yakınlaşmayı sağlıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Mekke’de kurulan Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan savunma paktı ile tek kalemde hem İran, hem de Hindistan’da “kaşların kalkmasına” neden oldu. Şimdi ise, ülkedeki eskiyen Amerikan silahlarını Ukrayna’ya satma adımıyla, Moskova’yla kurulmuş hassas denge tehlikeye atılıyor.

Ankara’nın dış politikada son dönemde attığı her adım ABD ile daha fazla yakınlaşmayı sağlıyor.

Türkiye’nin ABD ile yakınlaşmasının en görünür alanı savunma sanayi;

S-400 krizi, F-35 programından çıkarılma ve CAATSA yaptırımları sonrasında uzun süre gerilimli seyreden ilişkilerde bugünlerde yeni bir dönem yaşanmaya başlandı. Ankara-Washington hattında bugünlerde F-16 modernizasyonu, Türkiye’nin yeniden F-35 satın alma ihtimali ve NATO’nun yeni savunma yapılanmasında Ankara’ya verilen yeni roller gündemin ilk sıralarında.

Son gelişmeler bakınca, Türkiye’nin ABD’ye bu kadar yakınlaşırken, AK Parti hükümet yetkililerinin sürekli ifade ettikleri “dış politikadaki özerkliği” korumak mümkün olabilir mi? En büyük soru işareti burada yatıyor.

Türkiye’nin yeni yönelimi Rusya ile ilişkilerde “maliyet” olarak ortaya çıkabilir.

İran açısından tablo daha da hassas;

Türkiye’nin Suudi Arabistan’la askeri yakınlaşması ve Washington’la savunma ilişkilerini geliştirmesi Tahran tarafından da dikkatle izlenecektir. Ankara’nın amacı İran’a karşı bir cephe oluşturmak olmasa da, bölgedeki ittifakların algısı çoğu zaman niyetlerden bağımsız okunuyor bölge ülkeleri tarafından.

Kısacası Türkiye, bölgesinde kurmakta olduğu yeni ilişkilerle bölgesel ağırlığını artırmayı hedeflerken, aynı anda riskleri de büyütüyor. Ankara artık yalnızca kendi attığı adımların değil, içinde yer aldığı yeni ittifakların yaratacağı sonuçların da hesabını yapmak zorunda.

Zeynep Gürcanlı’nın yazısı