Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Türkiye’de, düşünce özgürlüğüne karşı bir baskı olsaydı buna karşı çıkacak ilk kişi ben olurdum. Gazetecilerin çoğu bizden önceki dönemde tutuklandı” dedi.

İsviçre’nin Davos kentinde gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu’na katılan ve bugün Almanya’nın başkenti Berlin’e geçerek Merkel ile görüşmesi beklenen Davutoğlu ülkenin en büyük haber ajansı DPA’ya bir mülakat verdi.
Başbakan Türkiye’nin güneydoğusunda devam eden operasyonlara değinerek şöyle konuştu: “2013’te çözüm sürecine başladık ve PKK’dan silah bırakmasını istedik. Silahları bırakıp Türkiye sınırlarından çıkacaklarına dair verdikleri sözü tutmadılar ve yeniden terör faaliyetlerine başladılar. PKK silah bırakana kadar operasyonlara devam edeceğiz.”
‘Gazeteciler bizden önceki dönemde tutuklandı’
Türkiye’de tutuklu gazetecilerin olduğunu, beri yandan da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, “Türkiye’de ifade özgürlüğü var” dediğini hatırlatan DPA, Davutoğlu’na, “Bu ikisi nasıl oluyor da birarada telaffuz edilebiliyor” diye sordu.
Başbakan son yıllarda hükümete yöneltilen eleştirilerin dozunun yükseldiğini savunarak şu yanıtı verdi: “Türkiye’de ifade özgürlüğüne karşı bir baskı olsaydı buna ilk karşı çıkan ben olurdum. Ancak herhangi bir baskı söz konusu değil. Şu an cezaevinde olan gazetecilere açılan davalar bizim iktidar dönemimize ait değil. 1990’larda açılmış davalar. Tümü de yasadığı faaliyetlerden dolayı tutuklanmış, gazetecilikten değil. Elbette bizim dönemimize ait yürütülen yeni soruşturmalar da var. Ve bu soruşturmalar kapsamında tutuklu bulunanlar, gazetecilik faaliyetlerinden dolayı suçlanmıyorlar.”
‘Türkiye’nin krizi değil’
Suriyeli sığınmacıların Türkiye’de tutulması ve Avrupa’ya geçişlerinin engellenmesi için AB tarafından Türkiye’ye verilmesi kararlaştırılan 3 milyar avroluk yardımı değerlendiren Davutoğlu, “Türkiye’nin krizinden değil, en çok Türkiye’nin etkilendiği bir krizden bahsediyoruz. Ve artık bu Avrupa’nın da bir sorunu haline geldi. 2,5 milyon Suriyeli, 300 bin de Iraklı sığınmacı barındırıyoruz. Kimse Türkiye’den, tek başına tüm yükü sırtlamasını beklemesin. Türkiye’ye verilmesi kararlaştırılan 3 milyar avro, yükün paylaşımını göstermek için atılan politik bir adımdı. Bu konuyu oturup yeniden gözden geçirecek ve detayları konuşacağız” diye konuştu.