Müslümanların iki asırdır karşı karşıya kaldıkları en temel iki yakıcı mesele var: Teslimiyet ve Temsiliyet.
Cemaatler ve cemaatlerle bağlantısı olmayan müslüman fertler, bu iki sorun üzerinde kafa patlatmak zorundalar.
İslâm’a hakkıyla teslim olamadığımız, aksine siyasaya ve piyasaya kilitlendiğimiz için, İslâm’ı hakkıyla temsil edemiyoruz, meselelerimizi konuşabileceğimiz ve hâl yoluna koyabileceğimiz müşterek kurumlar, organlar geliştiremiyoruz, diyerek toplumun yeniden Müslümanlaşması, dikey ve yatay eksenlere yoğunlaşılması için bir yarma harekâtı gerçekleştirmeliler…
Bunun için de çaplı insan yetiştirmeye, insan yetiştirebilmek için de güçlü, köklü, ufuk açıcı eğitim modelleri inşa etmeye ve toplumun İslâmî zihne, zemine ve zamana kavuşması için gecelerini gündüz etmeye ihtiyaçları var…
Bizi kendimize getirerek kendimizden geçirecek ve insanlığın önünü açacak bu varoluşsal muhasebe çabasını ve ardından geliştirilecek yarma harekâtı yolculuğunu ihmal edersek, bir daha toparlanamayız.
Ancak o zamandır ki, hangi şartlar altında olursa olsun, sistem / cârî seküler hayat bizi dönüştüremez; biz hayatı / sistemi dönüştürecek çaplı bir müslüman zihne ve zemine kavuşmuş oluruz.