Anayasa suçu işleniyor. İnsan hakları suçu işleniyor. 14 general… 80 yaşında olanlar var. 85 yaşında olanlar var. 90 yaşında olan var. Çevik Bir örneğinde olduğu gibi, nerede bulunduğunu bilmeyenler, kim olduğunu bilmeyenler var. Ameliyat olan, dikişleri bile alınmadan hücresine geri gönderilen, dikişleri patlayan, kan revan içinde tekrar hastanelik olan var. Ziyaretler sırasında bitkinlikten baygınlık geçirip yere yığılanlar var. Parkinson yüzünden kendi başına ihtiyaçlarını göremeyenler var. Yürüyemeyenler var. Eşleri mektup gönderiyor mesela, sadece isim yazmaları gerekiyor, ismin önüne rütbeleri yazılırsa, o mektup teslim edilmiyor, “rütbelerini söktük, burada korgeneral yok, orgeneral yok, er var” deniyor, mektup geri gönderiliyor, böylesine zulüm var. Nobel ödüllü yazar Marquez’in “Kırmızı Pazartesi” romanı gibi… Herkesin sustuğu, herkesin gözyumduğu, engellemek için kimsenin kılını bile kıpırdatmadığı, işleneceğini herkesin bildiği bir cinayet bu! Geç gelen adalet, adalet midir? Anayasa Mahkemesi’nin bu kumpas davasını bir an önce ele alması, bir an önce sonuçlandırması, sadece hukuk değil, insanlık görevidir.