Yerli ve milli Nokta.
Y

Mustafa Alp Dağıstanlı
Mustafa Alp Dağıstanlı
Gazeteci. Kitapları: 5Ne1Kim? - Gazeteciliğin Mutfağından Sansür - Otosansür Hikayeleri, Bildiğin Gibi Değil - Osmanlı, Anekdotlar: Edebiyat Tarihimizden Anılar, Tanıklıklar

Nokta’yı uzatmak da bana düştü. Halbuki nesi var uzatılacak –sözlüklerin diliyle konuşursak– “biçimi kalemin kâğıda bir defa dokunması ile meydana gelen ben gibi ufak şekil, benek”ten başka bir şey değil nokta.

Dün bir okur, Zekai Fatih Sunay, kışkırttı beni, Türk Dil Kurumu’na karşı. Bu köşede üçbuçuk yıl önce çıkan Haddini aşan nokta yazımı hatırlatıp, Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu’nu karşıma çıkarıp soruyor: “Bu durumda bir oydaşma bulunmuyor. Ne öneriyorsunuz?”

Sunay’ın verdiği linki tıkladım. Üçüncü cümleyi okuduğumda Orhan Seyfi Orhon’un bir sözü aklıma oturdu. Hatırladığım kadarıyla şöyle: Orhan Seyfi, Demokrat Parti döneminde milletvekiliyken, bir arkadaşı “Okullar açılıyor, dilbilgisi kitapları hala basılamadı” diye sızlanınca, “Nihayet çocuklar Türkçe öğrenebilecek” demiş.

TDK Yazım Kılavuzu diyor ki:

“Cümle içinde tırnak veya yay ayraç içine alınan cümleler büyük harfle başlar ve sonlarına uygun noktalama işareti (nokta, soru, ünlem vb.) konur:”

İlk örneği şu:

Atatürk “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” diyor.

Dilbilgisi kitapları hep de böyle örnek seçerler nedense, alıntıda noktadan başka bir işaret olan örnek. Buradaki ünlem. Bu örneğe itiraz etmem, cümle içinde noktadan başka her tür işaret kullanılabilir çünkü.

Ben bu sorunla ilk kez NTV dış haberler masasında çalışıyorken karşılaşmıştım. Stajyerlerimiz bol olurdu, bir keresinde başörtülü bir arkadaş gelmişti. Şen şakrak, canayakın biriydi. Alıntılı cümlelerde alıntının sonuna nokta koymayışımı eleştirmişti. TDK’nın sözlüğünü kanıt olarak getirmişti önüme. Baktım, sözlüğün o kısımlarını hiç okumadığımı anladım. Zaman gazetesi de benim yanlış bulduğum şekilde kullanıyordu alıntılı cümlelerde noktayı, onları da hatalı bulduğumu söyledim. Zaman‘dan başka gazetede hatırlamıyorum böyle bir kullanımı. Zaman gitti, yanlışı kaldı! Sadece kalsa iyi, o saçma kullanım öyle yaygınlaştı ki.

TDK’ninki çifte buyruk; tırnak içindeki cümlenin sonuna (yani alıntının bettiği yere) nokta konacağını söylemekle kalmıyor, bu alıntı cümlesinin ille de büyük harfle başlamasını da emrediyor.

Saçmalığa bak! Saçma, çünkü bazan birinin cümlesini (bir alıntıyı) tamamen kendi cümlemiz yaparak kullanırız, bizden önce söylenmiş bir sözü, alıntı namusuna uygun biçimde, tırnak içinde veririz, sözün bize ait olmadığı belirginleşsin diye; bu durumda da asla büyük harfle başlamamak gerekir. 

TDK anlamak istemiyor, cümle dediği o alıntı artık bir cümle değildir, bizim cümlemizin bir unsurudur, bir yan cümledir. Böyle yan cümleleri noktayla mı ayırıyoruz? Hayır. Ya virgülle ya noktalı virgülle ya iki nokta üstüsteyle ayırıyoruz.

Bir örnek:

Biliyordum, durum değişecekti, “aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz”dı çünkü.

Şimdi TDK bu cümleyi şöyle yazmamı istiyor:

Biliyordum, durum değişecekti, “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz.”dı çünkü.

İki hafta önce terörizm teriminin siyasi literatüre nasıl girdiğini anlatırken, Prof. Remi Brulin’e dayanarak şöyle bir cümle kurmuştum:

‘Terörizm’ en genel anlamıyla, “siyasi kazanç sağlamak için korku salmak amacıyla sivillere yönelik kasti ve sistematik öldürme, yaralama ve tehdit” diye tanımlanabilir.

Cümleyi şöyle de kurabilirdim:

Brulin “Terörizm, siyasi kazanç sağlamak için korku salmak amacıyla sivillere yönelik kasti ve sistematik öldürme, yaralama ve tehdit olarak tanımlanabilir” diyor.

Bu iki cümle arasında fark var. Benim de katıldığım, evrensel bir tanımı dile getiriyor Brulin burada, özel bir şey söylemiyor yani, dolayısıyla ona dedirtmem gerekmiyor, hatta dedirtmemem gerekiyor, ama deyişin sahibi ben de değilim, birçok yerde geçer bu tanım, bu yüzden birinci versiyonu yeğledim.

(Bu yazının ikinci cümlesini de TDK’nin buyruğuna uymadan kurmuştum, üşenmezseniz geri dönüp bakın.)

TDK’nın parantezle ilgili buyruğunu ise yeni gördüm, okurumuzun gönderdiği linkle. Bu saçma kurala uymaktansa yazmayı bırakırım daha iyi! Paranteze de Nurullah Ataç’tan bir örnek yapıştırmış TDK:

Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz.

Ataç’ın birçok kitabını, yazısını okudum (hepsini okuduğumu söyleyemem tabii) ama böyle bir kullanıma rastlamadım. Yine de kullanmadığını iddia edemem. Latin alfabesine yeni geçildiğinde, yazı kuralları, şekilleri henüz oturmamışken çeşitli kararsızlıklar, tutarsızlıklar görülebiliyordu; yazarlar bir öyle bir böyle yazmış olablir.

En iyisi, Ataç’tan bir parantez örneği de ben vereyim (Diyelim, Varlık Yayınları, 1954):

“Bana öyle geliyor ki bunu söylerlerken bir şeyi, hem de çok önemli bir şeyi düşünmüyorlar : bir ülkede şairden şiir isteyen kimse yoktur. Ekmeksiz kundurasız yaşıyamayacağımız için (yaşarız a! toplum halinde yaşıyamayız), işte onun için birtakım insanlardan ekmek isteriz, kundura isteriz; …”

“Köy sözünü de çekinerek yazıyorum” ne kadar cümleyse “yaşarız a! toplum halinde yaşıyamayız” haydi haydi cümledir, Ataç niye benim verdiğim örnekte büyük harfle başlamamış paranteze, sonuna da nokta koymamış? (Eski yazarlarımızın kitaplarını yeniden basan yayınevleri bazan noktalama işaretlerini kafalarına, kendi kurallarına göre değiştirebiliyor. Onlara yuh! diyorum.)

TDK ve ona uyup noktayı çarçur edenler, bol keseden kullananlar bu asil ve en sade işareti ne sanıyor? Benek mi?

İngilizcede noktaya ‘full stop’ deniyor (Amerikanca ‘period’u karıştırmayalım şimdi işe). ‘Stop’ bildiğimiz stop işte, dur, durak, mola… ‘Full’ de yine bildiğimiz bir şey sayılır, ‘depoyu fullemek’ gibi: tam, tamamen… Yani ‘full stop’ tamtamına, tamamen dur, demek. E işte, nokta da budur.

Türkçe noktalama işaretlerini Tanzimat sonrasında Batı’dan aldı (nokta zaten kullanılıyordu tabii). O diller noktaya TDK’nin ettiği muameleyi etmiyor. Anlaşılıyor, noktalama işaretleri konusunda da kahpe Batı’nın teknolojisini alıp mantığını, ahlakını almayacağız. Türkçenin gramere katkısı bu: noktayı olmadık yerlere sokuşturmak.

Yerli ve milli olma ‘noktasında’ dur durak tanımayan bir kültür, ne yani, noktaya mı boyun eğecek? Savulun! Türk noktası geliyor! 

OYUN

Kurallar ve puanlama

* Kelimeler en az 4 harfli olmalı
* Aynı harf bir kereden fazla kullanılabilir
* Özel ad yok, mastar yok

Toplam 12 kelime bulacaksın.

4 harfli kelime = 2 puan
5 harfli kelime = 4 puan
6 harfli kelime = 6 puan
7 harfli kelime = 12 puan
Ortadaki harfe 5 puan hediye

İlave her harf 3 puan

7 harfin tümünü kullanırsan 7 puan da hediye.