Yavuz Baydar: Durmak yok, bölmeye devam

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Türkiye’nin bütün cinleri şişeden çoktan çıkmış. İleri demokrasi geri viteste. Ortada yeni anayasa diye bir hedef kalmamış; iş ‘o madde, bu madde’ muhabbetine kilitlenmiş. Halkı sükûnetle, akılla, yumuşak dille ikna etmenin yerini sopa, cop, gaz, tazyikli su, gözaltı ve dayak almış. Yönetememe korkusu yüzünden cadı kazanlarına bel bağlanmış. Farklılıklar, düşmanlıklara alet edilmiş. Bir büyük kırılma noktasına daha yaklaşılıyor ve gören görüyor.

Gezi’den bu yana 365 gün geçti ve önceki günkü manzarayı daha vahim kılan esas unsur şuydu: Şehrin bir kesiminde insanlar sokaklarda kovalanırken, öteki kesiminde binlerce kişi, Mavi Marmara yıl dönümünde, adeta nispet yapılırcasına, ‘ayrıcalıklı’ gösterisini yapıyordu. İki şehir.

Taa ötelerde ise Kürt illerinde, hiçbir hukuksal zemine ve yol haritasına dayanmadığı anlaşılan ‘süreç’in tıkanmasının ürettiği huzursuzluk anne feryatları, yol kesmeler ve çatışmalarla yeniden tırmanışa geçmekteydi.

Yarılma… Yaşanan sıkıntı tablosu ithal işi, dışlayıcı, bütünlükten yoksun, yalanla sarmalanmış, inada bindirilmiş bir siyasal İslam modelinin mutlak tıkanma noktasıdır.

Yavuz Baydar’ın yazısı