Erzurum’da muhalefet mitingine karşı tertiplenen saldırı, yaklaşan seçimin pek çok ihtimale gebe olduğunu “herkese” bir kere daha hatırlattı. Haftalardır tüm muhaliflere “terör” yaftasını iliştiren iktidarın böylesi provokasyonlara başvuracağı elbette ki bekleniyordu, fakat Erzurum’daki “tertibin” amaçladıklarının tam aksi bir etki yaratması onları da düşündürmüş olmalı.
Evvela yaşananların tamamen iktidar tertibi olduğu aşikâr, bunu tartışmaya bile mahal yok. Günler öncesinden faşistlerin astıkları pankartlar, İmamoğlu’na vali tarafından yapılan “tepki var, mitingi iptal edin” çağrısı, konuşmanın yapılacağı meydana AKP’li belediyenin otobüslerinin yığılması… Peşi sıra polisin ısrarla müdahale etmediği bir grubun çoluklu çocuklu bir şekilde konuşmayı dinlemeye gelmiş barışçıl insanların üzerine taş yağdırması… Ama en önemlisi, yaşananların o sırada İstanbul mitinginde Erdoğan’ın izlettiği montajlı videoyla ve sarf ettiği şu sözlerle ahengi:
“Bir önceki gün Erzurum’daydım. Dadaşlar, bizim otobüsün adeta önünü kestiler, yürütmüyorlar. Fakat alana bir geldik, orada da 130 bin kişi. Dadaş bu dadaş! O yürü demezse yürüyemezsin!”