CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, ikinci tur görüşmeleri yapılan anayasa teklifinin altında ‘yargılanma korkusu’ olduğunu söyledi.

‘Başkanlık sistemi’ni de içeren anayasa değişikliği teklifine ilişkin maddeler, Meclis’te kurulan komisyondan AKP ve MHP’lilerin işbirliğiyle 29 Aralık 2016’da geçmişti. Komisyona 21 madde olarak gelen teklif, 18 maddeye düşerken, değişiklik teklifi 9 Ocak’ta Meclis’te görüşülmeye başlamıştı.
İlk turda tüm maddeler kabul edilirken, önceki akşam başlayan görüşmelerin ikinci turunda 11 madde kabul edilmişti.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş da ilgili referandumun 2 ya da 9 Nisan’da yapılacağını duyurmuştu.
‘7 Haziran Erdoğan için bir kâbustur’
Cumhuriyet’ten Erdem Gül’e konuşan Baykal, “Bu paketin altında korku yatıyor. Yargılanma korkusu, siyaset korkusu. Bu korku 7 Haziran korkusudur. 7 Haziran Erdoğan için bir kâbustur, bir felakettir. Bu paketle bu kâbusu bir daha yaşamamak istiyor” dedi.
Paketin yargılanmayı imkansız hale getirdiğini savunan Baykal, “17-25 Aralık hâlâ tartışılıyor. Böyle bir manzara içinde bu paketin altında yargılanma korkusu olduğu net olarak görülüyor” dedi.
Teklifteki genişleyen cumhurbaşkanı yetkilerini hatırlatan CHP’li vekil şöyle devam etti: “Bu değişikliğe göre 600 milletvekilinden 400’ünün yargılanması yönünde karar alması gerekiyor. Cumhurbaşkanının bir siyasi partinin genel başkanı olduğu bir sistemde bu sayıyı bulmak imkânsızdır. 400 oy bulunsa bile hangi mahkeme yargılayacak? Bu değişiklikle 15 üyesinin 13’ünü kendisinin atadığı yargının mahkemesi mi yargılayacak? Dolayısıyla imkansızdır. Bu hukuk korkusudur, yargı korkusudur.”
‘Ortadoğu dikta rejiminin hukuki altyapısını getiren teklif’
Erdoğan için 7 Haziran seçimlerinin ‘kabus’ olduğunu savunan Baykal, seçim sonrası oluşan tablonun bir daha yaşanmaması için anayasa paketine mecbur olunduğunu kaydetti.
Baykal sözlerini şöyle bitirdi: “Meclis için köprüden önceki son çıkıştır. Kendi tarihine ihanet etme tehlikesiyle Meclis karşı karşıyadır. Bu Meclis, Türkiye’yi çağdaş bir demokrasiye değil, bir Ortadoğu diktasına götürebilecek bir anayasa hazırlamıştır. Buradan Kaddafi çıkar, Saddam çıkar, Esad çıkar, Mübarek çıkar. Buradan hiçbir şart altında demokratik bir ülkenin hesap veren sorumlu başkanı çıkmaz. Bu, Türkiye’ye bir Ortadoğu dikta rejiminin hukuki altyapısını getiren tekliftir.. Ne olur? İstikrar getirmez, huzur getirmez.”