Yakup Kepenek: ABD körlüğü sona ermeden sağlıklı bir dış politika özellikle de Suriye politikası oluşturulamaz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Venezuela olayının asıl nedeninin bu ülkenin dünyanın en büyük ham petrol kaynaklarına, toplamın yaklaşık beşte birine, sahip olması olduğu açıktır. ABD Venezuela’dan sonra Küba, Kolombiya, Grönland, giderek Kanada’nın da kendisine teslim olmasını istiyor. Çünkü eşitlikçi üretim anlayışı ve tüm insanlığın ‘sağlığına’ yaptığı büyük katkılarıyla Küba, ABD yönetimleri için on yıllardır bir büyük baş ağrısıdır. Diğer ülkelerde ise, son yılların teknolojik gelişmesinde ‘ana kaynak’ olan nadir toprak elementleri (NTE) bulunuyor.

Bunun da ötesinde, yaptıkları asla kabul edilemez olmakla birlikte Trump “En güçlü ülke ABD’dir” kanısını dünya kamuoyunda ve tartışmasız olarak yerleştirmek istiyor. Bunun için kasabanın tek şerifi anlayışıyla davranan ABD, teknoloji yarışında kendisini geçmekte olan Çin’e üstünlük sağlamak zorunda olduğunun ayırdındadır ve buna göre davranıyor. Ancak, bunu yaparken, esas olarak 1945 sonrasında ABD’nin oluşturduğu dünya düzenini de yerle bir ediyor. Trump amacına ulaşmak için uluslararası hukuku ve kurumları tamamıyla hiçe sayıyor.

Önemle eklemek gerekiyor. Başkan Trump’ın başkan Erdoğan’ı övgü sözleri bir yana, Trump ABD’sinin Türkiye için hiç de iyi rüya görmediği, Ankara Büyükelçisi ve Suriye Temsilcisi Barrack’ın ağzından aylardır dile getiriliyor.

Türkiye’nin, yeni bir oyun sahneleyen ABD’yi 80 yıllık deneyimiyle yakından tanımış olması gerekiyor. Türkiye, Trump ABD’si ile nasıl başa çıkacağını, geçmişten dersler çıkararak saptamalıdır. Ancak, öncelikle ve özellikle Türkiye ile ilgili ve yasal yasak süresi dolmuş olmasına karşın yıllardır açıklanmayan ABD- CIA ‘gizli belgelerinin’ açıklanması gerçekleştirilmelidir. ABD körlüğü sona ermeden sağlıklı bir dış politika özellikle de Suriye politikası oluşturulamaz; nitekim oluşturulamıyor. Sonrası bu toplumun artan duyarlılığı ile gelecektir.

Yakup Kepenek’in yazısı