Şimdi dönelim başa; böylesi dikiş tutmaz ekonomik-yönetsel politikalara rağmen, 18 yıllık geçmişinde hiç olmadığı kadar ‘cevval’ davranabilen iktidarın dayandığı başlıca zemin de (cepte hazır dinî rezervlerin yanında) siyasal alanda derinlemesine kullandığı ‘millet-milliyetçilik’ ajtasyonudur. Milliyetçiliğin, içerde Kürtlere dönük o tarihsel referansının yanında, dış politika temelli çok ‘verimli’ bir üretim mekanizması oluşturulabildi. Dış politika, iktidarın en azından kendi tabanını konsolide edebildiği ve bununla da kalmayıp milliyetçilikle hemhal devletçi muhalifin ‘derinine’ nüfuz edebildiği bir alan oldu. Suriye’den Doğu Akdeniz’e, Libya’dan Ege’ye, Azerbaycan/Ermeni çatışmasına kadar, bir muhalefetsizlik durumu yaşamaktadır adeta. “Haklı ve milli davalarımız” denilip durulmaktadır.