Bakanların, müdürlerin, mahdumların döviz, kutu, hediye, reza, rant, havuz suyu istiflediği bir düzenTamah Devleti’dir… Faili meçhulleri dirilen, iç savaş provalarına yuvarlanmış, ajanların, provokatörlerin, silahların, yalan, dolan ve kışkırtmaların cirit atmasına yol açan ise Günah Devleti!
Bu “Tamah-Günah Sentezi”, istiflenen menfaatler ile koyulaşan karanlıkları gizlerken… Gücünü itiraz edenler, eleştirenler, toprağına, suyuna, deresine, havasına, ağacına sahip çıkanlar üzerinde gösterir. Tamah-Günah Sentezi’nin mubah gördüğü odur:
Zeytin ağaçlarına saldır; Validebağ’da bağı da dağı da yutmak isteyenlere karşı direnenlere saldır; HES arsızlığına karşı suyuna, köyüne sarılan kadınlara saldır. Karikatüre bile saldır! Karikatürleri ile Musa Kart’ın başına gelen de budur.
Kara-götür bir Tamah-Günah Sentezi, onca para ve karayı gizlerken, karikatürün eleştirisine, ironisine dahi katlanamaz işte!
Biat-itaat düzeninde avantacı olmak, yalaka olmak, yanaşma olmak, güce yamanmak, kudret önünde diz çökmek, kişiliğinin çiğnenmesinden rahatsız olmamak, ranttan janttan banttan nemalanmak caizdir; Tamahkâr ve günahkâr olmaktan utanmayanlar… Boyun eğmeyenlere çullanmaktan mı utanacak?