2007, bu iktidarın hakiki iktidar olamaması için “askeri baskı” ile “devlet yapıları”nın kuşatmasının son zirvesiydi.
O “anti-demokratik” hamleler sandıkta yenildi.
Ama esas yenilgileri “iktidarın hamleleri” ile oldu. Yani bugün “aklanan” Ergenekon ve benzeri davaların ortaya çıkışı. İktidarın o davaların “savcısı” oluşu!
“Kumpas” ise o “kumpas”, anti-demokratik niyetler gerekçesiyle bir “iktidar tahkimi” olmuş, iktidarın elini güçlendirmişti.
O gün onların yargılanmasına eşlik eden iktidar ise bugün o tahkimatta yer alanları yargılıyor. Tarihin böyle bir yüzü her zaman, her yerde vardır.
2007 sonrası “darbe heveslileri, muhtıracılar, iktidarı kuşatanlar”a karşı “operasyon” yıllarıydı… Bugün de yine operasyonlar dönemi.
13 yıl bir türlü dindiremedi “iç” huzursuzluğunu! Güçsüzlük korkusu da huzursuz ediyordu… Gücün doruk noktası da huzurlu kılmıyor olmalı!
Çünkü bazen korkuların, endişelerin sonucunda coşan güç ve tahakküm, bazen de yüzde 50’ye rağmen, “Evet ama yetmez” diye huzursuzlanıyor olmalı.
Oysa askeri, dinsel-mezhepsel, etnik, sivil haklara dayalı içten ve hukuku olan bir barış ufkunun temeli bu “huzursuz” halin “bi dur”ması.
Gururlu olmak ile mağrur olmak arasındaki fark bile oralarda bir yerde!
Huzursuzluk uğursuzluktur çok zaman.