Bu korkunç hadisenin cereyan edebilmesi kadar, buna sahip çıkılma ve savunulma tarzı da, yaygın ahlâksızlığı ortaya dökmesinin yanısıra, Türkiye’de aslında bir devlet ve bir toplumun bulunup bulunmadığına dair derin şüpheler yaratıyor.
Son korkunç olayda kalp sızısı ile baş ağrısına bir de yüksek dozda mide bulantısı katan ayrıntı, İslâmcı cenahın gaddarlığa sahip çıkarkenki hali.
Önce: Fotoğraf sahte! Selahattin Demirtaş’ın sahte fotoğrafı ortaya sürüp bundan, artık ne maksatla ise, medet umacağını varsayıyorlar. Çünkü kendileri böyle şeyleri mütemadiyen yapıyorlar. Fotoğrafın doğruluğundan şüphelenseler dahi, amaç gelen salvoyu savuşturmak. Hakikat, doğruluk, şu bu, hiç önemli değil.
Ardından, oturup -üstelik beceremeden- fotoğrafı rötuşluyor, cenazeyi silmeye kalkıyorlar. Silemiyorlar. Kopyalayıp çoğalttıkları zemin parçaları belli oluyor. Acemi veya beceriksizler, orası tamam. Fakat oturup hile yapıyorlar. Hile meşru. İnançlarıyla çelişmiyor. Alıştılar. Yadırgamıyorlar, rahatsızlık duymuyorlar. “Âlimleri” iktidar uğruna her türlü ahlâksızlığa yol verdi, veriyor.