Uğur Gürses: Ali Babacan şimdi hangi bahaneye, hangi zorlama gerekçeye sığınacak?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Hukukun üstünlüğünün bireyler açısından da çöpe atılması, kişisel bilgilerin devletçe fişlenmesi gibi vahim unsurları bir tarafa, bu tür girişimlerin küresel konjonktürde ülke ekonomisini daha da kötü bir yöne çekeceği çok açık. Bırakın tahvil alımını azaltmayı, FED’in faiz artırmayı konuşmaya başladığı bir konjonktürde, hızla ‘Orwell ülkesi’ olmaya koşan bir ülkeye kısa vadeli sermaye de gelmez, gelen de kaçar. 
Kanun teklifine göre; kamu kurum ve kuruluşları ve bankalar, bilgi ve belge, veri, kayıt ne varsa MİT’e vermek zorunda olacak. Daha da ötesi, bu kuruluşlar kendi veri tabanlarını MİT’e bağlayarak doğrudan ve ‘online’ teslim etmiş olacak. Müşteri sırrı, ticari sır, kişisel veriler ve özel yaşamın gizliliği diye bir şey kalmayacak.

Kamu sermayeli şirketler (örneğin THY ve Telekom) ve bankalar her bilgimizi MİT’e online olarak teslim edecek. Ne kadar paranız olduğu, ne kadar borcunuz veya kredi yükünüz olduğu, nakit akışlarınız, size borç verenler, alış-veriş yapanlar, kredi kartı harcamalarınız, yurtdışından hangi kitapları ısmarladığınız, nerede ne harcaması yaptığınız, gündelik alışkanlıklarınız ve zaaflarınız, abonelikleriniz, tıbbi sorunlarınız, tedavileriniz, hangi ilaçları kullandığınız, kimle nereye seyahat ettiğiniz, hangi otelde kaldığınız, size ait ne varsa devletin istihbarat örgütüne online teslim edilecek. Ülke yurttaşları için toplu ve de ayrıntılı bir fişleme programı demek bu.

Bundan 5 yıl önce ‘parlayan ülke’ öyküsü olan Türkiye’nin; şimdi hızla ifade ve basın özgürlüğü kalmayan, güçler ayrımının kalmadığı ve yürütmenin tek egemen olduğu, internet yasakları ve trafik bilgileri kaydedilen, polis ve istihbarat devletine doğru koşan bir hikâyesi var.

Evet, merak ediyorum; bize ‘birinci sınıf demokrasi olmadan birinci sınıf ekonomi olunmaz’ söylevi veren bakan Ali Babacan şimdi buna ne diyecek? Hangi bahaneyi, hangi zorlama gerekçeye sığınacak?

Uğur Gürses’in yazısı