tanir.ilhan@gmail.com
TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, Washington’dan yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü mesajı vererek hükümeti açıkça eleştiren Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’a destek çıktı. Yılmaz, Kılıç’ın tartışılan konuşmasını ‘yargı bağımsızlığının sağlanması noktasındaki tespitler’ olarak değerlendirdi. Yılmaz, “Bir yatırım ortamının birinci gerekliliği hukuk devleti, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı. Bunu ben de dile getiriyorum” dedi.
Muharrem Yılmaz’ın başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, üç günlük Washington ziyaretinde Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Avrupa Direktörü Tara Leweling ve Konsey’in Türkiye konularından sorumlu yetkilisi Christina Bobrow’un yanı sıra Dışişleri Bakan Yardımcısı Bill Burns, bazı Kongre üyeleri ve düşünce kuruluşlarıyla görüşmeler yaptı.
Yılmaz bu temasların ardından Washington’daki TÜSİAD ofisinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye gündemine ilişkin şu açıklamaları yaptı:
‘Bunlar, hepimizin beklentileri’
* Eğer Türkiye’nin 21’inci yüzyılda çağdaş dünyanın onurlu bir üyesi olmasını istiyorsak; konuyu Anayasa Mahkememizin konuşması olarak ele alacaksak, bunları Türkiye’de hukukun üstünlügünün tesis edilmesi ve yargı bağımsızlığı sağlanması noktasında tespitler olarak değerlendiriyorum; ki bunlar, hepimizin Türkiye’yle ilgili beklentileri. Bu konudaki reformlarımızın ve kurumların geliştirilmesi hepimizin beklentisi. Bir yatırım ortamının birinci gerekliliği hukuk devleti, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı. Bunu ben de dile getiriyorum.’’
Washington’daki algı nasıl?
* Türkiye’de yatırım ortamıyla ilgili en önemli şart hukuk. Hukuk konusunda eksikliklerimizi gideremezsek yatırım gelmez gibi söylemler var. Doğal olarak herkes Türkiye’nin ekonomik performansının başarılı olduğunu biliyor. Bunca şans varken, bu konuda altyapının eksik kaldığı veya geri adım atıldığı noktasında endişeler var, bunu soruyorlar.
‘Yıldıza ne oldu?’
* “2000’li yılların yıldızı Türkiye, ne oldu size?” gibi sorular sorup görüşlerimizi almak istediler. Türkiye’nin neden reform iştahını kaybettiği veya bu iştahın eksildiği yönündeki sorulara yanıt arandığını gördük. Ekonomik kriz, bütün gelişmekte olan ülkelerde reformları yavaşlattı. Şimdi Türkiye’nin reformlara yeniden hız vermesi, rakiplerini de geçmesi lazım.
‘Demokrasiyle refah birbirinin alternatifi değil’
* İş dünyası olarak Türkiye’ye buradaki çevrelerle ortak bir pencereden baktığımıza memnun oldum. Aynı bakış açısı, aynı değerler, aynı beklentiler çerçevesinde gördüğümüzü ifade ettim. Serbest piyasa ekonomisi serbestlik ortamında olur. Bunun da gerektirdiği bütün kurum, değer ve kurallara demokrasi diyoruz. Demokrasiyle refah birbirinin alternatifi değildir. Ancak beraber gelişir, biri diğerinin yerini almaz.
‘Taziye sonrası ortak akıl gerekiyor’
* Başbakan’ın açıklaması çok önemli bir gelişme. Bence meseleye insani boyutundan bakıldı. Bu temel üzerinden insani ilişkilerin geliştirilmesi, kırgınlığın ortadan kaldırılıp, bu meselenin Ermenilerle Türkiye Cumhuriyet arasında yarattığı sıkıntıların, bu insani temel bazında ele alınarak giderilmesi gerekiyor. Bu acının azaltılacağı ortak, rasyonel bir akıl geliştirilmesi gerekiyor.
‘Türkiye’den beklentileri var’
* Görüşmelerde bir kez daha Türkiye’nin Batı ittifakının ve Transatlantik ittifakın önemli bir üyesi olduğunu gördük. Ayrıca Türkiye’nin bu ittifakın kuralları içindeki gelişimini dikkatle izliyorlar. Türkiye’nin gelişmesini ve reformlarını izliyorlar; beklentileri var.
‘Transatlantik sürece hazır olacağız’
* ABD’yle Türkiye arasında yüksek seviyeli bir işbirliği grubu kuruldu. Bunun temel amacı, Türkiye’yi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı görüşmeleri sırasında bilgilendirmekti. Bu grup, alması gereken önlemler noktasında Türkiye’yle işbirliği halinde kalacak. Bu sürece hazır olacağız. Türkiye dışarıda kalacak diye bir durum yok. Sonu ticaret anlaşması mı olur, TTIP’in içinde bir konum mu olur, net bir formül ortaya konmuş değil.
