MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Türkiye’de hava kirliliğinin en önemli etkenlerinden partikül maddeye bağlı 53 bin erken ölüm saptandı. Bu, 30 yaş üzerindeki ölümlerin yüzde 11’in. Hava kirliliği, en büyük çevre ve halk sağlığı sorunları arasında.

Bu verileri Türk Toraks Derneği’nin 28’inci yıllık kongresinde sunulan bir araştırma ortaya koydu. Araştırmayı Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Merve Erçelik, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2023 hava kirliliği ölçüm istasyonları (toplam 341) verilerini değerlendirerek yaptı. Erçelik partikül madde PM2.5 ve PM10’a baktı.
Erçelik çalışmasıyla Türkiye’de illere göre PM2.5 maruziyetinin neden olduğu erken ölümleri tahmin ederek kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekmeyi amaçladı.
Kaçmak olanaksız
Hava kirliliğinin önlenebileceğini belirten Erçelik, “Bu hava kirliliğiyle savaşabilseydik erken ölümleri önleyebilirdik” dedi.
Partiküller, havada asılı kalan parçacıklar, tozlar da diyebiliriz. Dış, iç ortamda kısacası her yerde bulundukları için onlardan kaçmamızın neredeyse olanaksız. Organik ve inorganik maddelerin karışımı olan partikül maddelerin boyutları 2.5-10 µm (mikrometre) arasında değişiyor. Boyutları 2.5 µm ya da daha küçük boyutlardaki parçacıklara sahip olanlar ince partiküller.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ), PM2.5 için sınır değeri 5 µg/m³. Bu sınır değerin aşılması ve PM2.5’a uzun süreli maruziyetin erken ölümler başta olmak üzere ciddi sağlık etkileri bulunuyor.
Malatya PM2.5’dan en çok erken ölümün olduğu şehir
Bu değerin en yüksek olduğu il yıllık ortalama düzeyi 57,13 µg/m³ PM2.5 değeriyle Malatya. Malatya’yı sırasıyla 48,11 µg/m³ ile Iğdır, 48,09 µg/m³ ile Hakkari, 47,95 µg/m³ ile Batman ve 43,66 µg/m³ ile Şırnak izliyor.
PM2.5 maruziyetine bağlı ölüm oranlarının en yüksek olduğu iller arasında Malatya, yüzde 33’le yine listenin başında. Onu yüzde 28,24 ile Iğdır, yüzde 28,22 ile Hakkâri, yüzde 28,15 ile Batman ve yüzde 25,74 ile Şırnak izlemektedir. Ölüm oranlarının en düşük olduğu illerse yüzde 2,18 ile Çankırı, yüzde 2,24 ile Sinop, yüzde 2,90 ile Kırşehir, yüzde 4,13 ile Artvin ve yüzde 4,34 ile Karabük olarak sıralanıyor.
Gerçek sayı daha yüksek
Türkiye genelinde PM2.5 maruziyetine bağlı toplam ölüm sayısı 52 bin 989 olarak hesaplandı. Bu ölümler, 30 yaş ve üzeri bireylerde gerçekleşen toplam 459 bin 557 ölümün yüzde 11,53’ünü oluşturuyor.
Gerçek sayının çok daha yüksek olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü ülkedeki toplam istasyonların yalnızca yüzde 43’ü PM2.5 ölçümü yapabiliyor. Bu istasyonların yüzde 60,7’sinde güvenilir sonuçlar elde edilebiliyor.
Kaldı ki DSÖ sınır değerlerinin çok üzerinde olan Türkiye’deki PM2.5 seviyeleri için, henüz bir sınır değer de bulunmuyor. Erçelik bu durumun, Türkiye genelinde PM2.5 düzeylerinin azaltılması için politika yapıcıların daha kapsamlı ve hedef odaklı planlar geliştirmesini zorunlu kıldığını söyledi: “Ayrıca, hava kalitesi ölçüm altyapısının genişletilmesi ve PM2.5 ölçüm istasyonlarının artırılması, uzun vadede bu sorunun çözümüne önemli katkılar sağlar.”
‘Üç büyük şehirde hava kirliliği, DSÖ’nün limit değerlerinin iki-üç kat üzerinde’
Erçelik istasyonların PM10 ölçümlerini de değerlendirdi. PM10 kirliliğinin en yüksek olduğu beş il sırasıyla Iğdır, Osmaniye, Malatya, Ağrı ve Batman. Üç büyük kentten yine PM10 kirliliğinin en yüksek olduğu il İzmir. Onu Ankara ve İstanbul izliyor. Erçelik, “Üç büyük şehirde hava kirliliği, DSÖ’nün limit değerlerinin iki-üç kat üzerinde” dedi.
Toz parçalarının tüm nedenlere bağlı ölümleri artırdığını vurgulayan Erçelik, anne karnından itibaren her yaş döneminde astımdan kansere, inmelerden demansa kadar çok sayıda ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını söyledi.
6 Şubat 2023 depreminde etkilenen 11 şehirde benzer araştırmayı yapan Erçelik, deprem bölgesinde yaşanan hava kirliliği sorununun deprem öncesi düzeyine inmediğini ortaya koydu.
İstanbul kentsel dönüşümle kirleniyor mu?
İstanbul’un en kirli ilçesi kentsel dönüşümün yoğun olduğu Göztepe ilçesi. Her sokakta birkaç inşaat aynı anda yapılıyor. Erçelik’e binaların yıkılması, hafriyatın taşınması, inşaatların da benzer etki yapıp yapmayacağını sorduk. Erçelik şöyle yanıt verdi:
“Kentsel dönüşümü doğru mu yapıyoruz? Bu gerçekten kentsel dönüşüm mü aslında? Çünkü doğru bir kent yapısı demek aslında rüzgâr koridorlarının, yeterli yeşillik alanın olması. Ama bizim gerçekleştirdiğimiz kentsel dönüşüm, daha çok binalardan, yüksek binalardan oluşan bir dönüşüm.
Bu sırada bu yıkımdan dolayı ortaya çıkan toz hem o bölgede yaşayanları hem de daha uzaktakileri etkiliyor. Çünkü partikül maddeler rüzgarla uzaklara da gidiyor. Orada yaşayanları da ciddi oranda etkiliyor. Zaten İstanbul’da hava kirliliği ciddi bir sorun. Sınırın çok üzerinde kirlilik söz konusu.”
‘Temiz şehrimiz yok‘
Türk Toraks Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Nilüfer Aykaç aynı soruyu yanıtlarken, “Şehir nefes alır mı?” diye sordu ve devam etti: “Evet şehir nefes alır. Şehir ne zaman nefes almaz? Kocaman binalar yaparsanız nefes almaz. Orada örneğin sıcak hava adaları oluşur ve çocuktan en yaşlısına kadar herkesi etkiler. Artık sigara içmeyenlerde de akciğer kanseri görüyoruz.
Türkiye’nin genelinde hava kirliliği büyük sorun. DSÖ’nün limitlerine göre temiz hiçbir şehrimiz yok. Ama biz sağlık verilerini Sağlık Bakanlığından alamadığımız için hangi kirliliğin, Türkiye’de neler yaptığını bilmiyoruz. Bir program üzerinden atfedilen ölümleri hesaplıyoruz.”
Derneğin gelecek dönem başkanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, evlerin yıkılmasıyla ıslak zeminlerdeki küflerin havada asılı kalarak alerjiyi tetiklediğini söyledi. 6 Şubat depremlerinin yaşandığı bölgenin ülkenin en fazla tarım üretiminin yapıldığı yerlerden biri olduğunu belirten Çuhadaroğlu “Bugün toz solunuyor ama gelecekte bölgenin tarım ürünü kalitesini de etkileyecek” dedi.
Kanal İstanbul sağlığa zararlı
Kanal İstanbul Projesi’nin hava kirliliğine etkisinin olup olmayacağı sorumuza karşılık dernek başkanı Prof. Dr. Nurdan Köktürk, şu yanıtı verdi: “Ekosistemle uyumlu olmayan hiçbir şeyi Türk Toraks Derneği kabul etmez. Proje hem ekolojik ortama zarar hem de İstanbul zaten büyük sorunlar yaşıyor. Nefes almayan kenti biraz daha nefes alamaz hale getirecek. Ciddi toz sorunları yaşayacağız. Üstelik su kaynaklarını, mevcut barajları yok ediyor.”