ZEYNEP GÜVEN ÜNLÜ
@zeynepguvenunlu
Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Haliç Kongre Merkezi’ndeki kongresini izledim. Kimseyle röportaj yapma imkanım olmadı, dolayısıyla bu yazı sadece izlenimlerimi içeriyor. Büyük ihtimalle eksik, bir miktar subjektif ama olabildiğince süssüz püssüz ve samimi. Buyurun TİP’in halk buluşmasına.

Son zamanlarda Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş ne zaman konuşsa durup kulak kabartıyorum. Söylemek istediğini o kadar derli toplu ve iyi aktarıyor ki adeta ‘sözlü iletişim dersi’ gibi dinliyorum. İnanç ve düşünceleri sağlam insanların zihinleri de berrak oluyor.
TİP’in TBMM’de hepi topu dört milletvekili var. Sera Kadıgil, Barış Atay, Ahmet Şık ve Erkan Baş. Mecliste ‘eğlenceli’ işler yapıyorlar. Geçen aralık ayında, AKP’li bir vekil kürsüde konuşurken Ahmet Şık telefondan canlı yayın açmış, Sera Kadıgil de ‘Yalan’ ve ‘Palavra’ şarkılarını çalmıştı. Bunlar gülümsetmişti beni. Bir de çok gençler. En yaşlıları Ahmet Şık mesela, öyle söyleyeyim! Merakım bütün bunların toplamı.
Yaş konusu açıldı madem, TİP’in kendisi hem genç hem yaşlı bir parti. TİP 1961’de kuruldu, 1965’te 15 milletvekiliyle Meclis’e giren ilk sosyalist parti oldu. 1980’de 12 Eylül darbesiyle kapatıldı. 13 Şubat, aynı zamanda bu ilk TİP’in 61’inci doğumgünü. Bugünkü TİP, 7 Kasım 2017’de Erkan Baş tarafından kuruldu.

Kapıda Canan Kaftancıoğlu
Haliç Kongre Merkezi’ne doğru ilerlerken kongreye gittikleri besbelli insanlar görüyorum. Büyük çoğunluğu genç. Üniversite öğrencisi, bilemedin yeni mezun. Kongre merkezinin kapısında CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu görüyorum. Kendisini değil, gönderdiği çelengi.
15:00’te başlayacağı ilan edilen kongre ya da TİP’in daha uygun gördüğü adıyla ‘Halk Buluşması’ neredeyse tam vaktinde başlıyor.
Alican Yücesoy Nazım Hikmet gibi
Derken sahneye töreni sunmak üzere Sevinç Erbulak ve Alican Yücesoy çıktı. Dalgalı sarı saçları geriye doğru taranmış Alican Yücesoy, Nazım Hikmet gibiydi. Törene katılamayan ama tebriklerini gönderenlerin mesajları okundu. Selahattin Demirtaş, Mustafa Alabora, Müjdat Gezen, Rutkay Aziz, Şebnem Gürsoy… Hepsi alkışlandı ama en çok Demirtaş’a tezahürat yapıldı.

Tezahürat demişken… Politikanın olmazsa olmazı, sloganlar da atıldı. ‘Faşizme karşı omuz omuza‘yı duyduğumuzda kongreyi birlikte izlediğim arkadaşım, “Daha yaratıcı sloganlar bulmak lazım” dedi. “Her şeyi Gezi mizahıyla ele alamazsın, böyle klasikler de lazım” diye cevap verdim. “Haklısın ama bu slogan bana umudu değil umutsuzluğu çağrıştırıyor” dedi. Bence ilginç bir tespit.
Bütün işçiler birleşti
Müzik seçiminden barkovizyon gösterilerine modern ve iyimser bir hava vardı. Selda Bağcan gibi bir eski toprağın yanında bugünün isyan müziği Türkçe rap de çaldı. Sahneye Moğollar da, Kürtçe rap yapan Bajar da çıktı.
Salonun yükseldiği anlardan biri, farklı kurumlarda çalışan ve şu an grevde olan işçilerin sahneye çıkışıyla yaşandı. Arkalarından Erkan Baş sahneye çıktı, işçilerin ellerini sıktı ve yine sonuna kadar ilgiyle dinlenen bir konuşma yaptı. “Bizim kongrelerimiz bir tür muhasebe yeri” dedi. Parti kuruluşunu tamamladıkları bir sürecin sonuna geldiklerini, işe şimdi başladıklarını söyledi. Buluşmanın sloganı ‘Haydi Başlıyoruz’ da buradan geliyor.

Erkan Baş’ın konuşmasından birkaç satır şöyle:
“Yoksulluğa isyan eden her yurttaşımızın yanında mutlaka Türkiye İşçi Partisi olacak. Bizden çaldıklarınızı geri almaya geliyoruz! Biz üzerimize düşen her şeyi yapmaya hazırız, buradayız. O, saraya muhalif olduğunu iddia eden tüm partilerin yöneticilerine sesleniyorum. Millet İttifakını uyarmayı borç biliyorum. Türkiye dün akşam yayımlanan o fotoğrafa (liderler zirvesini kastediyor) sığmaz. Kendi çıkarlarını halkın çıkarlarının önüne koyanı herkes affetse biz affetmeyiz! Bu yürüyüş Türkiye İşçi Partisi ile sınırlı değildir.”
“TİP’in kendisine ilişkin hiçbir pazarlığı, talebi yoktur. Siyaset, halkın seçmen değil yurttaş olduğu bilinciyle yeniden şekillendirilmelidir. O da Ankara’ya sığmaz. Biz solculara solculuk yapmayacağız. Derdimizi halka anlatacak, halkın derdini dinleyeceğiz. İnsanlık okyanusları aşma iradesi gösterdikçe büyümüştür. Biz içine yalnız kendimizin gireceği bir sandal istemedik, okyanusları aşacak bir gemi yaptık.”
Erkan Baş konuşmasını “Saray soytarıları, size sesleniyoruz” diye bitirdi: “Saray rejimi yıkılacak, sülale devri bitecek! Emekçilerin yürüyüşü başlıyor.”
Ve sonra, tabii ki…
“İşte bir sabah uyandığımda
Çav bella, çav bella, çav bella, çav, çav, çav…”

