NUR BANU KOCAASLAN
nurbanukocaaslan@diken.com.tr
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Koçuk, Ağrı’nın Diyadin ilçesinde önceki gün çıkan çatışmada yaralanan askerlerin tahliyesine yardım eden halka teşekkür eden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu tutumunu ‘ölçüsüz bir pişkinlik’ sözleriyle değerlendirdi.
Operasyondan bir gün sonra bölgede inceleme yapan ve halkla görüşen DBP heyetinde de yer alan Koçuk, TSK’nın ‘planlı ve kurgulanmış bir operasyonun silahlı kanadı’ olarak kendi rolünü oynadığını savundu.
Operasyonun başından beri kamuoyuna yalan haberlerin servis edildiğini söyleyen Koçuk, konuya ilişkin Diken’in sorularını cevapladı. Koçuk, heyet olarak izlenimlerini, operasyonun nasıl gerçekleştiğini, TSK açıklamasını parti olarak nasıl yorumladıklarını anlattı.
‘Bu bir imha operasyonuydu’

Sizin bölgedeki incelemelerinizden edindiğiniz izlenim nedir?
TSK, Efkan Ala, Yalçın Akdoğan tarafından kamuoyuna önceden hazırlanmış çok yanlış bilgiler aktarıldı. Orada bir PKK faaliyeti vardı, halkı tehdit ediyordu gibi. Diyadin’e gidip halkla görüştüğümüzde bu olayın böyle olmadığını anladık. Operasyonun gerçekleştiği bölgedeki en yakın köyleri ziyaret ettik ve oradaki halkla konuştuk.
Onların aktardığına göre, bu operasyon anlatıldığı gibi sabah saat 4-5 civarında orada halka dönük güvenliği tehdit edecek bir hareketlilik olması sebebiyle başlamadı. Operasyon 10 Nisan akşamı saat 10’da Taşkesen diye bir korucu köyünden askerlerin, uzman çavuşların, komandoların araçlarla değil, vadilerden yürüyüş halinde çatışmanın olduğu alana yönelmesiyle başlıyor.
Asker buraya PKK’nin bir faaliyeti sonucu mu yöneliyor peki?
Bu sırada HPG (Halk Savunma Güçleri- PKK’nin silahlı kanadı) güçlerinin bir faaliyeti yok, herhangi bir hareketliliği de yok. Askerlerin ulaştıkları noktaları ve gerillaların yaşadığı yerleri gördük, askerler içlerine kadar girmişler. Anladığımız kadarıyla bu bir imha operasyonuydu, bir baskın şeklinde imha operasyonu yapılması amaçlanmış.
Operasyonun başlangıcı gece yarısı saat 2:30 – 3:00 sıraları. İlk yaralanmalar da bu saatlerde oluyor. Aynı sabah çatışmaların yaşandığı yere yakın bir noktada DBP, HDP ve sivil toplum örgütlerinin ortak çalışmasıyla ağaç dikme eylemi olacaktı. Etkinliği gerçekleştirmek isteyen yetkililer erkenden bu alana gitmek istediklerinde çatışma olduğunu farkediyorlar ve müdahil olmaya, önünü geçmeye çalışıyorlar.
‘Kendi başınızın çaresine bakın’

Bölgeye girmelerinin ardından neler yaşanıyor?
Bu insanlar siyasi sorumluluğu da olan kişiler ve geliştirmeye çalışılan barış sürecine nasıl olumsuz etki yapacağını da biliyorlar. Askerlerin tüm engellerine, tehditlerine karşı operasyonun yapıldığı bölgeye canlı kalkan olarak alana giriyorlar. Operasyonu durdurmak, asker ve gerilla ölümlerini azaltmak için bir inisiyatif alıyorlar.
Bizim öğrendiğimiz kadarıyla eski ilçe eş başkanımız Cezmi Budak askeri helikopterin açtığı ateş sonucu hayatını kaybediyor. Cenap İlboğa da ağır yaralanıyor.
Bize aktarılan şu, askeri bölgede bir ambulans olmasına rağmen yaralıların alınmasına askerler izin vermiyor. Askerler yaralı sivillerin de o noktada kalmasını sağlıyor. Ondan sonra da canlı kalkanlar bulundukları noktayı terkediyor ve sekiz yaralı askerin olduğu noktaya yöneliyor. Canlı kalkanlar, orada mahsur kaldıklarını, yardım istediklerini ama kimsenin gelmediğini, ‘Kendi başınızın çaresine bakın’ cevabıyla karşılaştıklarını belirtiyor.
Yaralı canlı kalkanların çıkmasına izin verilmiyor
Askerlerle canlı kalkanlar arasında ne yaşanıyor?
Askerler kendileri de ne operasyonuna gittiklerini bilmiyorlar, bahsedilen tehlikenin ne olduğunun farkında değiller. Sorulunca görev icabı geldik diyorlar. Çünkü bunu izah edebilecek gerçek somut bir zemin yok. Zaten PKK’nin böyle bir tehdit ortamını oluşturmasına da imkan yok. En yakın köy orada 5-6 kilometre uzaklıkta.
Sonuç olarak canlı kalkanlar orada askerlerin silahlarının gölgesi altında sekiz askerin çıkarılmasını sağlıyor. Ama asker, orada canlı kalkan olarak yaralanan Cezmi Budak ve Cenap İlboğa’nın da alınmasına izin vermiyor.
Asker onları alandan çıkarıyor ve çıkardıklarında zaten Cezmi Budak hayatını kaybetmiş oluyor, İlboğa ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılıyor. PKK’li ölen gerillanın cenazesi de arkadaşları tarafından alandan alınıyor.
‘Genelkurmay teşekkür edeceğine merak edilenleri cevaplasın’

TSK’nın askerlerin kurtarılmasını ‘takdire şayan’ olarak nitelendirmesini nasıl yorumluyorsunuz?
Planlı ve kurgulanmış bir provokasyon gerçekliğiyle karşılaşmış durumdayız. Çok çok tehlikeli bir süreç atlatıldı barış ve çözüm süreci açısından. Halkın inisiyatif alması, askere aldırmadan oraya gitmesi açısından da. Ciddi kaygılar yaşadık bu yönde.
TSK’nın açıklamasını biz de gördük. Üç gün öncesine kadar darbe mekaniği gibi işledi, yalan haberler servis etti. Toplumun bir kesiminin öfkesini çekmek için bir kesiminin de milliyetçi duygularını uyandırmak için asılsız haberler yayıldı. Bunların yalan olduğu kimi videoların yayınlanması ve bizim incelemelerimizle ortaya çıktı.
‘Yaralı gerilla kim, ölen beş gerilla nerede?’
Türkiye’nin demokratik ve barış içinde kurulacak geleceğini ortadan kaldıracak bir kurgu gerçekleştirildi.
Genelkurmay, orada insanlık örneği teşkil eden halka teşekkür edeceğine önce şu konularda açıklama yapsın. Beş gerillanın öldüğünü söylediler, bu gerillalar kimdir, nerede tutuluyorlar? Bir gerillanın yaralı ele geçirildiğini söylediler. Bu yaralı yakalanan gerilla kimdir, ismi nedir, yoksa yaralı gerilla diye tanıttıkları, operasyonun bitirilmesi için çaba harcarken yaralanan sivil toplum kuruluşu üyesi Cenap İlboğa olmasın sakın?
Genelkurmay dört yaralı asker var dedi, halk sekiz yaralı taşıdı, yaralı sayısı gerçekte kaçtır? Madem dört, o zaman diğer dört yaralı askere ne oldu? Bunlar asker midir, korucu mudur?
‘Askerin konumlandırıldığı noktayı gördük, ölmeye gönderilmişler’
Bu bölgenin HPG’nin bulunduğu yer olduğunu söylediniz, etkinliğe katılacaklar mıydı peki?
HPG herhangi bir faaliyet yürütmüyorken niçin böyle bir operasyon gerçekleştirildi? Akşamın 10’unda başlayan bir operasyon, gece saat iki buçukta başlayan bir çatışma; bu saatlerde HPG güçleri kimi buluyor da baskı uyguluyor, oy istiyor? HPG dün bir açıklama yaptı, “Hiçbir güçlerimiz bu tarz etkinliklere katılmıyor, katılmaz, ateşkes ortamında olabildiğince geriye çekilmiştir. O pozisyonu korumak gibi bir sorumluluğumuz vardır” diye.
Bu operasyon bir medya operasyonuna dönüştürüldü, 25 kişinin çembere alındığını biz Sakarya mitingindeki Erdoğan’dan öğrendik. Operasyonun başında kim vardır? Efkan Ala’nın Erzurum’da olmasının bu olayla bağlantısı var mıdır?
Ağrı’da TSK ve AKP’nin topluma sunmaya çalıştığı manzara budur. HPG güçlerinin içlerine kadar gönderilen o 15 asker aslında cenazelerinin dönmesi için oraya gönderilmiştir. Biz dünkü incelemelerimizde, hem askerin hem de HPG’nin konumlandıkları noktaları gördük. Durum kesinlikle bundan ibarettir.
‘En yakın köy 6 kilometre ileride’
Nasıl bir bölge orası biraz anlatır mısınız?
İlginç bir tezattır ki bu oraya gidenler zaten bu partiye oy verecek insanlar, baskı ve şiddetle oy vermeye zorlanacak insanlar değildir. Biz ilk duyduğumuzda acaba etrafta bir köy var mı diye düşündük. En yakın köy 6 kilomtre uzaklıkta.
Tendürek dağları çıplak arazilerdir. Orada bir kaplumbağa yürüse uzaydan görülür. O kadar açık alanda bir faaliyet mümkün değil. PKK kime baskı uygulayacak? Anladığımız kadarıyla gerillaların da bu operasyondan haberi yoktu. O kadar beklemiyorlar ki bu süreci etkilemekten o kadar imtina ediyorlar ki, askerler yaşam alanlarına kadar girebilmişler.
‘Genelkurmay ölçüsüz bir pişkinlik içinde’
Etkinliğin PKK ile birlikte organize edildiği iddiaları yer almıştı basında, öyle miydi?
Birçok şey medyada propaganda olarak kullanıldı. Bu etkinlik PKK ile ortak bir etkinlik değil ki, sivil toplum örgütleri, partiler, halk birlikte yapıyor bunu.
TSK çatışma süreci yaratmak için silahlı boyutunda kendi rolünü oynamıştır. AKP de siyasi sorumluluğunu aldığını ortaya koymuştur. Bunun önüne oradaki halkın sorumluluğu sayesinde geçilmiştir. Oradan bir asker cenazesi çıkmadıysa bunu sağlayan çözüm sürecine olan inançtır.
Genelkurmay ölçüsüz bir pişkinlik içindedir. Bıraksınlar takdiri, teşekkürü falan. Halk orada kendi görevini yapmıştır.